Tarih: 26.02.2026 13:52

Maarif’ten Eğitimde İç Cephe Hamlesi

Facebook Twitter Linked-in

KAMUOYU DUYURUSU: "MAARİFİN KALBİNDE RAMAZAN" ETKİNLİKLERİ HEM HUKUKA HEM DE MİLLİ RUHA UYGUNDUR

Millî Eğitim Bakanlığı'nın 81 il valiliğine gönderdiği Ramazan genelgesi; bir takvim uygulamasının ötesinde öğrencilerimizde kültürel aidiyet, vatanseverlik, kardeşlik, diğerkâmlık, yardımlaşma, dayanışma, adalet, merhamet, dahası insanlık gibi "milli ve manevi değerleri" diri tutmayı amaçlayan hayati bir adımdır.  Bu genel geçer ve kültürel değer odaklı adımın, Türkiye genelinde insanımız ve öğrencilerimiz tarafından büyük bir teveccüh ve coşkuyla karşılandığı görülmektedir.  Ne var ki sözde bu ülkenin eğitim dünyasının bir paydaşı olan Eğitim-İş Sendikası ve diğer bazı grupların takındığı anlamsız tavır; meselenin sadece pedagojik bir itiraz değil, aksine köhne ideolojik reflekslerin bir uzantısı olmuştur.

Eğitim-İş, 12.02.2026 tarihli bu genelgeyi "mevzuata aykırı" ve "Anayasa dışı" ilan ederek yargıya taşımış, bununla da yetinmeyerek üyesi olan öğretmenlere genelgeyle ilgili "verilen görevleri yerine getirmeme" çağrısında bulunmuştur. Hukuki kılıflar altına gizlenen bu çağrı, aslında kamu düzenini sarsmaya yönelik açık bir suça teşvik niteliği de taşımaktadır. Devletin asli birimlerince planlanan eğitim faaliyetlerini ideolojik bariyerlerle engellemeye çalışmak ne sendikal haklarla ne de eğitim disipliniyle bağdaşmaktadır.  

Aşağıdaki metin, bu ideolojik engelleme çabalarının perde arkasını aralamak ve devletimizin milli eğitim politikalarına yönelik bu hukuk dışı kalkışmanın vahametini kamuoyunun takdirine sunmak amacıyla kaleme alınmıştır:

HUKUKİ DURUM

1. Boykot Çağrısının Hukuki Temelden Yoksun Oluşu ve İdari İsyana Teşvik Etmesi

• Anayasal ve Kanuni Uygunluk: Hukukçu akademisyenlerimizin de vurguladığı üzere; söz konusu genelge Anayasa'ya ve 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'na (milli, ahlaki ve manevi değerleri benimsetme ilkesi) tam uyumludur. Kanunun bizzat emrettiği bir görevi "kanunsuz" ilan etmek, hukuku dile dolayarak hukuku çarpıtmaktır.

• Disiplin ve Hiyerarşi İhlali: Devlet memurları (öğretmenler), 657 sayılı kanun uyarınca amirlerin resmi talimatlarını yerine getirmekle yükümlüdür. Bir sendikanın aldığı karar, bir Bakanlık genelgesini geçersiz kılmaz. Üyelere verilen "uymama" talimatı, memuru suç işlemeye ve idari bir "isyana" teşvik etmektir.

2. Boykot Çağrısının İdeolojik Saplantı ve 28 Şubat Zihniyeti Oluşu

• Laiklik İstismarı: Değerler eğitimini laiklik maskesi altında "değer düşmanlığına" dönüştürmek, kültürel bir yabancılaşmanın tezahürüdür. Bu tavır, pedagojik bir kaygı değil, ideolojik bir saplantının sonucudur.

• Eğitim Sabotajı: Milletimizin yardımlaşma ruhunu çocuklara aktarmayı hedefleyen adımları boykot etmek, aslında eğitim ortamındaki barışa ve neslin selametine yönelik bir sabotaj girişimidir.

GENELGENİN RASYONEL VE PEDAGOJİK ZEMİNİ: SOSYAL MİSYON VE ŞAHSİYET İNŞASI

Millî Eğitim Bakanlığı'nın bu adımı, basit bir faaliyet takviminin çok ötesinde; köklerini kendi medeniyetimiz ve kültüründe alan, evlatlarımızın akıl, kalp ve ruh bütünlüğünü hedefleyen, eğitim sistemimizi köklü öz değerlerimizle buluşturan bütüncül bir vizyonun tezahürüdür. Bu vizyon hem modern eğitimin sosyolojik temellerine hem de kadim medeniyetimizin pedagojik mirasına dayanmaktadır:

SONUÇ VE ÇAĞRI: MEDENİYET İHYASI VE HUKUKİ KARARLILIK

Millî Eğitim Bakanlığı'nın "Maarifin Kalbinde Ramazan" temalı bu adım; yalnızca bir etkinlik düzenlemesi değil, anayasal bir zorunluluğun, yani milli kültürün korunması ve nesillere aktarılması görevinin ve gereğinin en somut ifasıdır. Bu anlam yüklü vizyoner adımın karşısında durmak, sadece bir kuruma muhalefet etmek değil, bu milletin bin yıllık medeniyet kodlarına karşı aleni bir tavır almaktır.  İyi bilinmelidir ki "egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" hükmü buna kati surette izin vermez ve vermeyecektir de. Zira Millete rağmen cebren ve hile ile yapılanmalar, indi mülahazalar ve marjinal itirazlar milletin ortak iradesine çarparak yıkılmaya mahkumdurlar.

Bütüncül Eğitim Vizyonunun Arkasındayız

Maarif Platformu olarak; akademik başarıyı erdemli şahsiyetle taçlandıran, eğitim sistemimizi bin yıllık medeniyet mirasımızla buluşturan bu yerli ve milli vizyonun sarsılmaz destekçisiyiz; bilgiyi sınıfa, ahlakı ise kağıda hapsetmeyip hayatın merkezine alan bu anlayışla, başkalarının "detoks" dediği bedensel arınmayı bizler "ibadet ve istikamet" disipliniyle bütüncül bir ruh şifasına dönüştürüyoruz. Kültürel kimliğimizin ihyası ve medeniyetimizin eğitimle yeniden inşası yolunda atılan bu kararlı adımların, şahsiyetli nesiller yetiştirmek adına sonuna kadar arkasındayız.

Hukuku kendi ideolojik saplantılarına alet ederek "hukuksuzluk" üzerinden eylem çağrısı yapan grupların tavrı, vesayetçi bir anlayışla kamu düzenini ve eğitimdeki milli duruşu hedef almaktadır. Devletin resmî kurumlarının yasal talimatlarını çiğnemeye yönelik bu tür   çağrılar, hukuk dışı baş kaldırı örnekleridir.

Toplumun talepleri doğrultusunda kültürel formda isteyen öğrencilerin katılabildiği dini-kültürel bir hizmetin okullarda da verilmesi kesinlikle laikliğe aykırı değildir. Asıl bilinmesi gereken şudur: Laik bir devletin kendine özgü ideolojik dini doktrini olamaz ve zinhar bunu kimseye dayatamaz. Fakat talep olması durumunda her tür dini faaliyeti bırakın engellemeyi gerçekleştirilebilmesi için hizmet verir, esas ve usul dairesinde vermelidir de.  Nitekim   Avrupa'daki okullarda çok çeşitli NOEL kutlamalarının    laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle engellenmesi şöyle dursun teşvik edildiği bilinmektedir.

Özetle Laikliğin ve demokrasinin ana fikri ve gereği dini talepleri yasaklamak değil; bilakis onlara alan açmaktır. Laiklik örneğin ateist birisine bu dini etkinlik niye yapılıyor diye ona itiraz etme veya karşı çıkma hakkı vermez. Böylesi indi bir mülahaza din ve vicdan özgürlüğünü doğrudan ortadan kaldırmak anlamına gelir. Diğer veçhesiyle zaten laiklik, arzu etmeyene, o dinden olmayana o etkinliğe katılmama hakkı tanır.

Bu kadar hayati, biyolojik sağlığı tahkim eden ve ruhsal derinliği bilimsel olarak tescillenmiş bir süreci "kanunsuzluk" iddiasıyla boykot etmeye kalkışmak, basit bir görüş ayrılığı değil; kadim kültürel kodlarla ve modlarla ilgili derin bir uyuşmazlık sorunudur. Böyle bir uyuşmazlığı varsa veli olarak ya da velisi olduğu öğrencinin bu etkinliklere katılmasını istemeyebilir. Ama arzu, iştiyak ve gönülden coşku ile bu etkinlikleri benimseyip ve katılan insanların varlığından neden rahatsız olunur? Bırakın bu insanlar okullarda bu coşkuyu kendilerince kutsal olan şu ramazan günlerinde doya doya yaşasınlar.

Türkiye Yüzyılı Maarif Davası: Ortak Gelecek ve İç Cephe Tahkimi

Türkiye Yüzyılı vizyonu, her şeyden önce devlet-millet kaynaşmasına dayanan bir "iç cephe tahkimi" meselesidir. Asırlardır olduğu gibi bugün de bu kaynaşmayı sağlayan temel unsur; toplumun manevi genetiğinde mevcut olan şeair ve sembollerin eğitim hayatına hakkıyla taşınmasıdır.

Modern eğitim biliminde "Programın Sosyal Temeli" olarak adlandırılan olgu; eğitimin, mensubu olduğu medeniyetin beklentilerini karşılamasını ve bu yolla toplumsal çimentoyu kuvvetlendiren bir "sosyal sermaye" üretmesini emreder. Maarif, ancak bir toplumun manevi ve kültürel kodlarıyla beslendiği müddetçe hayattadır. Bunun aksi hem ferdi hem de sosyal bir yabancılaşmadır ki; bu herkes için bir felakettir.

Paydaşlara Stratejik Çağrı

Platform olarak Bakanlığımızın bu bütüncül yaklaşımını desteklemekte ve bu coşkuya iştirak etmekteyiz. Ancak bu alanın sadece genelgeyle sınırlı kalmaması için:

Eğitim camiamızı, tüm sivil toplum kuruluşlarımızı ve duyarlı velilerimizi; bu tür talihsiz bildirilere ve karşı faaliyetlere karşı dik durmaya, Millî Eğitim Bakanlığı'nın "Maarifin Kalbinde Ramazan" projesine güçlü destek vermeye davet ediyoruz.

Sonuç olarak; Kültürel kimliğin ihyası, devlet-millet barışması ve bin yıllık medeniyetimizin eğitimle yeniden inşası yolunda atılan bu kararlı adımların arkasındayız. Eğitimde uyanış, öz değerlere sahip çıkmakla başlar. "Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinlikleri bizce hem hukuki hem de pedagojiktir; şahsiyetli nesiller yetiştirmek için elzemdir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

26.02.2026
İstanbul

MAARİF PLATFORMU adına Prof. Dr. Osman Çakmak (Maarif Platformu Başkanı)
 

Bu çağrıya katkı sunanlar:

Adnan Küçük (Dr. Öğretim üyesi, Kırıkkale Üniversitesi, Hukuk Fakültesi)

Burhan Akpınar (Prof. Dr., Fırat Üniversitesi, Eğitim Fakültesi)

Gürkan Ergen, (Doç. Dr., Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Eğitim Fakültesi)

İsmail Sağlam (Prof. Dr., Uludağ Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi)

Muhammed Gür (e. Prof. Dr., Marmara Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi)

Osman Çakmak (Prof. Dr., İstanbul Rumeli Üniversitesi, Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakültesi)

Ömer Özyılmaz (Prof. Dr., İstanbul Aydın Üniversitesi, Eğitim Fakültesi)

Tahsin Gülhan (Davranış Bilim Uzmanı, İstanbul)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —