M.Mustafa Karayün

Tarih: 15.09.2011 10:53

“Tavla” ile Şaka Olmaz

Facebook Twitter Linked-in

Benim çilem ne zaman bitecek bilmiyorum. Bu insanlara ders verme görevim ne zaman bitecek acaba? Büyük konuşmamak gerektiği dersini tavla vasıtasıyla verdim bir abimize. Yaşça büyük oluşunun verdiği öz güvenle mi? Yoksa şimdiye kadar Tavla oynadığı kişilerin iş bilmezliğinden midir bilmem, acayip derecede ahkam kesince sevgili ağabeyimiz, Türk oğlu Türk durur mu? okadar tahrik etti ki, “ben seni yenerim”dedim.
 Nede olsa gazeteci Sait Temur ağabeyimizi yenmişliğim var tarihimde. Sait abi de “Büyükçekmece’de dişime göre rakip bulamıyorum” demişti bir zamanlar bana. Elbette iki mars bir düzle Sait abinin yüzündeki kızarmayı izlemek zevkli gelmişti. Her neyse Bu girişimci İşadamı ağabeyimiz, şöyle iddiaya girdim, böyle yaptım, şunu yendim, uçanı tuttum, kaçanı öptüm deyince, birkez ortaya atmış bulunduğum laftan ötürü pişmanlıkla karışık yusufsu bir duygu kapladı içimi. 
 
  Günü belirledik ve karşılıklı atışmalara başladık, genç girişimci işadamımız “ senin için üzülüyorum mustafacım, dahada gençsin, seni tavlaya küstürmekten korkuyorum” şeklinde tahriklerine devam edince, iyice karadeniz damarım azdı ve başladım ahkam kesmeye. Ben bu tavla meletini derin alimlerden öğrendiğimden birkaç atasözüde bilirim. Ünlü tavla alimi Esyurt Cafe Sahibi Recep Yurt derdi ki “ Kılıç Kuşananın Zar Atanın” bende, bu atasözünü söyledim genç girişimci işadamına peşinden de ekledim, tavla bilek işidir, yürek işidir. Her babayiğidin harcı değildir, Biz bu tavlayı Van Başkalede 2348 rakımda, -30 derecede oynardık, gel bu sevdadan vazgeç. Sözlerimdeki tehditkarlığın farkında olmama rağmen gözü korkmayan işadamımız “ senin gibi lakırdı söyleyenleri çok duyduk” demez mi. Bu kez derin alimlerden Av. Uğur Sayaner’in sözlerine başvurdum Sayaner; “ adamı mısıra götürür piramitleri göstermeyiz biz” derdi.
 Elbette meşhuuur tavla erbabı, büyük alim Fatih Obasının Sahibi Bünyamin Bürcü’nün sözlerini söylemeye başlamamıştım henüz. Eğer o sözleri söylersem tavla oynamaya tövbe edeceğinden korkuyordum.

 Kapışmalı sözlerimizin gölgesinde gelip çatan düello günü, genç girişimci işadamımızla Büyükçekmece Kültürpark Osmanlı Obasında karşılaştık. 5’erlikten 3 parti yapılmasına karar kılınan dev maç başladı. Etrafımızda birkaç arkadaşımızın yanı sıra etraftan toplanan izleyicilerde vardı.
 İki mars bir düz ve 5-1 ile ilk partide büyük hezimete uğrayan genç bir işadamı. sonrasında takip eden ikinci beşlikde ise durum 4-1 ve ben keyiften çaylar çorbalar söylüyorum herkese. Böbürlenme padişahım senden büyük Allah var atasözü çınladı kulaklarımda ve genç işadamımız kalktığı atak sonucu 4-5’lik skor ile beni olduğum yere yığdı. Durum eşitlenmişdi 1-1 son partide herşey belli olacak, o kadar laf kalabalığını kimin yaptığı belli olacaktı. Kıran kırana başlayan bir partı 1-0 + 2-0 + 3-0 + 4-0 ve ağızlara gelen yürekler. İşadamımız haykırıyor “ bak burada kabullen ve bırak, biraz öncede sen dörttün ben sıfırdım” savaşı asla terk etmeyen bir Karadenizliyi kamçılayan bu sözlerin sonunda 5-0 ile biten bir maç.

 Genç girişimci işadamımıza sevgiler ve saygılar sunmanın yanı sıra, Derin tavla erbabı, ünlü alim Bünyamin Bürcü’nün meşhur sözünü söyleme zamanı gelmişti artık. Tavlaya küsmesinden korkarak bu zamana kadar söylemediğim sözler döküldü dudaklarımdan. “ Öğren de Gel” Tavla ile şaka olmaz, zar işine belli olmaz. Hergün şans yanında olacak diye birşey yok, süper oyuncu olabilirsin ama zar istemiyorsa yapacak birşey yok, büyük konuşmamak gererk. Elbette şimdiye kadar liderliği kimseye bırakmadım düello isteyenlerede duyurulur, hoş ve sevgiyle kalın. 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —