Tarih: 05.03.2022 16:45 Güncelleme: 05.03.2022 16:45

Mehmet ERDİL

8 Mart Hangi Kadınların Günüdür?

Bazı ülkelerin kadınları bu “günü” protesto ile kutlarlar!

Bazılarında şiddet hâkimdir!

Bugün! Adeta şiddet ve protestolarla özdeşleşmiş bir gündür. Desek yalan olmaz!

Geçen yıl Taksim de ki kutlamalar esnasında okunan ezanlara karşı ıslık çalarak yapılan protestoyu bilmem hatırlar mısınız?

Bu fiilin kadınlar günüyle ne ilgisi var diye düşünmeyin!

Protesto ve inanca lakaytlık bu işin doğasında var zira bu “günü” 1909 tarihinde Amerika New York’ta sosyalistler kurmuştur!

1975 yılına kadar sadece komünist ülkelerde kutlanan bir “gün” iken, Birleşmiş Milletlerin kararlarıyla diğer ülkelerde de benimsenerek bu tarihten itibaren kutlana gelmiş bir etkinlik olmuştur!

Her neyse…

Madem 8 Mart, dünya da kadınlarla ilgili kutlanan “kadın hakları temelli” bir etkinlik, bir kutlama, bir dayanışma günü ise eğer;

Misal;

250 bin insanın öldürüldüğü Avrupa’nın göbeği sayılan Bosna da, sistematik tecavüzlere tabi tutulan 60 bin kadını neden konu etmediler!

Ya…, dünyanın gözleri önünde yakılarak öldürülen Miyammarlı kadınları!

Ya…, Amerika’nın demokrasi getireceğim diye girdiği Irak’ta, Conilerin yerlerde sürükleyip acı çığlıklarını duymazdan gelerek tecavüz ettikleri kadınları!

Ya…, Suriye de ailelerini bombardımanda kaybetmiş psikolojileri bozulmuş binlerce kadınları!

Ya…, Allah’ın her günü, sabah uğurladıkları eşlerinin ve çocuklarının işgalciler tarafından öldürülme korkusuyla evlerine dönemeyecekleri endişesini yaşayan Filistinli kadınları!

Ya…, Savaşın getirdiği sefaletle gözleri önünde açlıktan bir deri bir kemik kalmış çocuklarını seyretmenin ötesinde ellerinden hiçbir şey gelmeyerek kan ağlayan Yemen li kadınları!

Hiç konu ettiler mi?!

Şimdi de sarı saçları dağılmış ve buz mavisi gözleri yaşla dolmuş Ukraynalı kadınları konu edecekler mi bakacağız…

Bütün bu acılar Dünya Kadınlar gününün en önemli ve öncelikli gündem konusu olmalı değil mi?

Bu “gün” bilhassa İslam coğrafyalarında kadınlara reva görülen bu işkencelerle ilgili kıyametleri koparacak gün olmalı değil mi?

Bugün “günü” organize eden kadınlar ve katılımcı kadınlar, bir ideolojinin kuyruğu olmadan;

Protestolarını,

Sitemlerini,

Öfkelerini…

Bu acılar için yapmalı değil mi?!

Yetkililerin yakalarına bu hususlar için yapışmalı değil mi?

Diyarbakır da ki evlat nöbetinde elleri öpülesi anne olan kadınların 1000nci gününe giden direnişlerine selam göndermeli değiller mi?

Bence dünyanın en büyük silahı kadınlarda mevcut!

Şefkat…!

Yaradan’ın “her anne” olana bahşettiği nükleer bir güç!

Öyle ki;

En ürkek hayvan olan tavuk bile yanında yavruları olduğunda kendisine bahşedilen bu şefkat silahıyla hiç gözünü kırpmadan ite saldırır aslana saldırır…

Bu anlamda kadınlar gününü canı gönülden kutluyorum.

KADINLARIMIZ

Toprak öyle bitip tükenmez, /dağlar öyle uzakta,
sanki gidenler hiçbir zaman
hiçbir menzile erişemeyecekti.
Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle
Ve onlar
ayın altında dönen ilk tekerlekti.
Ayın altında öküzler
başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi
ufacık kısacıktılar
ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
ve ayakları altından akan
toprak,
toprak,
ve topraktı.
Gece aydınlık ve sıcak
ve kağnılarda tahta yataklarında
oyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
Ve kadınlar
birbirlerinden gizleyerek
bakıyorlardı ayın altında
geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
Ve kadınlar
bizim
kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yârimiz
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
şimdi ayın altında
kağnıların ve hartuçların peşinde
harman yerine kehriban başlı sap çeker gibi
aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve onbeşlik şaraplenin çeliğinde
ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar
yürüyordu Akşehir üzerinden Afyon`a doğru.

NAZIM HİKMET RAN


TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.