Elif SİRKECİ


Ağam İşini Bilir..!

Ağam İşini Bilir..!


Ağam İşini Bilir..!

 

Hayatımız boyunca bizlere vazgeçmemeyi öğretmeye çalıştılar. Eğer hedeflerin ve hayallerin varsa sakın vazgeçme! Okuduğunuz tüm başarı hikayelerinde bu sözü mutlaka duyarsınız. Kendimi bildim bileli hep bu sözü tekrarladım. Umutsuzluğa her düştüğümde sakın vazgeçme dedim kendime defalarca. Hayat gemimim dümenine geçtiğimden beri işlerin öyle yürümediğini anladım. Gerçekten güçlü olan mutlu olabilen insan zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bilen insanmış.

Bu dünyada kurulmuş öyle güzel bir sistem var ki… Hepimizin bildiğimizi sandığımız ama aslında anlayamadığımız ilahi sistem. Kendi aciz irademizle sürekli bir şeyler yapmaya bir şeyleri değiştirmeye çalışıyoruz. Hikayenin sonu güzel bittiğinde sanki çabalarımızla bu başarıyı elde ettiğimizi zannedip kendimize kocaman bir enaniyet tacı takıyoruz. Eğer hikayenin sonu kötü biterse de yaratılmış tüm alemi suçlayıp kocaman bir isyan çığlığı atıyoruz.

Oysa ki daha hikayemiz başlamadan önce sonumuzun belli olduğu bir aleme geliyoruz. Bizim olanın bizden başkasına verilmeyeceği ve ne yaparsak yapalım başkasının olanın alamayacağımız bir alem burası. O zaman her şey zaten belli ise kaderin önüne geçemiyorsak belli bir rolümüz var ve bunun dışında irade gösteremiyorsak neden buradayız? İnsan hayatının birçok döneminde kendine bu soruyu mutlaka sorar. Bizler ne yazık ki kendi penceremizden kendi ilmimizden bakabiliyoruz hayata. Büyük resme bakabilmeyi başardığımız da bu sorununda cevabını mutlaka bulacağız. Eğer benim bulduğum cevabı sorarsanız: Sahip olduğumuz donanınım miktarınca yapabildiğimizi yapmak ve kendimizi tevekkül denizine bırakmak. Kulaç atmadan, bağırıp çağırmadan ilahi sistemin bizi karaya ulaştırmasını beklemek. Hepimiz aynı karaya ulaşmayacağız elbet. Hatta aynı şekilde de ulaşmayacağız. Kimimizi kurtarmaya bir gemi gelecek, kimimize can simidi atılacak, kimimiz o denizin üzerinde yürüyerek varacağız karaya. Kimimiz de tevekkül ettiğimizi zannedip çırpınmaya devam edeceğiz. Biz çırpındıkça kara biraz daha uzaklaşacak. İmtihanlar daha fazla artacak. Neden imtihan olduğumuzu bulana kadar….

Bu alemin kuralları belli. Bizlere bahşedilen kitabımızda her kural açıkça yazıyor. Formül basit. Kurallara uy. Donanımında var olan iyilikleri besle. İçindeki kötü duyguları yani virüslerini yok etmek için çabala. Eğer başaramıyorsan tevekkül anti virüs programını kullan. Kul olduğu sakın unutma. Haddini bil. Haddini aşarak vazgeçmeyip kendini dalgalara kurban etme. Bizi bizden daha iyi bilen, bize bizden daha çok merhamet eden, bizlere kendi varlığından varlık veren sahibimiz olduğunu unutma. “Benim ben” demek yerine “Sensin sen” demeyi öğrenebildiğimizde derya denizleri nasıl aşıyoruz göreceksiniz…

Senin olan elbet sana gelecektir. Sen sana düşeni yap ve teslim ol. Hem belli mi olur “O” senin olmayanları da sana bahşediverir. Sen dert etme “Ağam işini bilir”

ELİF SİRKECİ