Mehmet ERDİL
Ben Bu Sözlerin Sahibine İnanıyorum.
1.Adalet yoksa devlet yoktur. Dedi
2. İslam’ın ilk yıllarında Mekkeli müşriklerin zulümden kaçan Müslümanların Habeş Hükümdarı Necaşi’ye sığındığına işaret ederek; Necaşi Müslüman değildi, ama adaletli bir hükümdardı. Dedi
3. Biliyorsunuz bizim uluslararası tüm platformlarda dile getirdiğimiz 'Dünya beşten büyüktür' çağrımız var. Aslında bu bir adalet arayışının tezahürüdür, gereğidir. Çünkü şu anda dünya beşten ne yazık ki büyük olmadığını iddia eden ve dünyayı bir ülkenin iki dudağı arasına mahkûm eden bir anlayış, bir yapı, adil bir yapı olamaz. Dedi
4. Adalet davamızın pusulası insandır, insan onurudur, insanın sahip olduğu tüm haklarıyla hayatını sürdürebilmesidir. Dedi
5. Her şey yolunda giderken adaletle davranmak nispeten daha kolay olabilir. Zor olan kriz dönemlerinde aynı davranışı sergileyebilmektir. Dedi.
6. Ülkemizde uzun dönem kâğıt üzerinde hukuk dönemi yaşanmıştır. Dedi.
7. İnsanlara elini uzatırsan adilsin, işte onun için ‘Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu, gelir de adli ilahi sorar Ömer’den onu’ diyerek, biz ta Somali’deki kardeşlerimize de elimizi uzatalım diyoruz. Dedi.
8. ‘Adalet mülkün temelidir' diyerek, devleti adalet üzerinde inşa eden ve yaşatan bir medeniyetin temsilcileri olarak, bu mesele bizim önceliklerimiz arasında hep ilk sıralarda yer almıştır. Dedi
9. Dinimizin inananlara yüklediği en önemli sorumluluklardan biri adaletle davranmaktır. Dedi
10. Geciken adalet adalet değildir. Dedi.
11. Merhum Abdurrahim Karakoç'un şu dizlerini okudu:
'Gene tehir etme üç ay öteye, bu dava dedemden kaldı hâkim beg. Otuz yıl da babam düştü ardına, siz sağ olun, o da öldü hâkim beg.” Dedi.
12.Bir ülkede halk bunalmış ellerini semaya açarak adalet çığlığı atar hale gelmişse oradaki yargı sisteminde bir sorun var demektir. Dedi.
En çok ta 0nikinci maddeye takıldı gözlerim, 1995 yılında derdest edilen bir yaş zede olarak o köylüyü çok iyi anlayabiliyordum.
Reisimizin bu mezkûr söylemlerine yürekten ve canı gönülden katılıyorum ve eylem olarak yarımda olsa biz yaş zedelere tanıdığı hakkın nankörü asla olmadığımızı hakkın tamamı için sabırla bekliyor olduğumuzu beyan ediyorum.
Biliyorum, bu sözlere sizler de katılıyor ve destekliyorsunuz.
Acayip olan! Bu konuda yani Adalet konusunda Reis de dertli Adaletsizliğe uğrayan da dertli!
Şimdi meraka mucip konu şu;
O halde kim hayat verecek bu güzel sözlere!
Kim uygulayacak bu güzel sözleri!
Kim giderecek adaletsizliği!
Kim dur diyecek adaletsizliğe!
Eğer derseniz ki;
Ayasofya’yı ibadete kim açmışsa!
Taksime camiyi kim dikmişse!
Dünya beşten büyüktür sözünü kim dünyaya haykırmışsa!
Van miniti kime karşı kim demişse!
Denizin altından kim kara ve demiryolunu geçirmişse, vs..
İşte o yapacak! Bekleyin görün!
Elhak, İNANIR VE BEKLERİZ…
Gündemin fıkrası:
Hukuk fakültesinde bir öğretim görevlisi derse girer ve bir öğrenciye adını sorar. Öğrenci,
“Ali” diye yanıt verir.
Öğretmen bir anda,
-“Defol bu sınıftan, bir daha asla dersime gelme” der.
Bütün öğrenciler şaşkınlık içindedir, neye uğradığı şaşıran Ali de sınıfı terk eder. Herkes ne olduğunu anlamak için beklemektedir.
Hiçbirinden tek bir ses bile çıkmaz…
Hoca sınıftaki sessizlikle beraber ileri geri yavaş yavaş dolaşmaya başlamış, bütün öğrencileri şöyle biraz süzdükten sonra, tabi bu arada herkes göz temasından kaçınıyor, başlamış derse.
Hoca:
-“Kanunlar ne için vardır?” diye sorar ve ders başlar…
Birçok yanıt gelmiş, bir öğrenci düzeni korumak, diğeri toplumda yaşayan bireylerin hak ve hürriyetini sağlamak için, öbürü yaşam haklarını idame ettirmek, bir başkası devlete güveni, o devletin saygın bir vatandaşı olduğunu göstermek için, bir diğeri her yerde hakkını yasalar çerçevesinde arayacağını bilmek ve devletin vatandaşına haklarını nasıl arayacağını göstermek için…
Hoca başka diye tekrar sorunca, bir öğrenci de,
-“Adalet” için diye yanıt vermiş.
Bu yanıtı verene hoca parmağı ile işaret ederek, işte aradığım yanıt bu dercesine,
-“Peki az önce arkadaşınıza adaletsiz davrandım mı?”, herkeste aynı yanıt,
-“Evet hocam”.
Öğretim görevlisi sınıf kapısını açarak dışarıdaki öğrencisini içeri alır ve teşekkür edip yerine geçebileceğini söyler, herkes bunun bir senaryo, oyun olduğunu anlar.
Fakat hoca son sözlerini söylememiştir henüz;
-“Peki, buna hepiniz şahit oldunuz, neden tepki göstermediniz, bir açıklama istemediniz, arkadaşınızın hakkını savunmadınız!?
Herkes susar çıt yok.
Hoca,
-“Bakın sevgili arkadaşlar, bu olaydan hepinizin çıkarması gereken bir öğüt var, bunu size 100 saat sınıfta ders versem anlatamazdım” der ve son sözlerini söyleyip dersi bitirir.
-“Asla bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyeti de olmayın, o yılan bir gün mutlaka sizi de sokacaktır.”
-“Adaletsizliğe şahit olup göz yuman insanlar haysiyet ve onurlarını kaybetmeye mahkûmdur.”
-“Bir şahsa karşı yapılan haksızlık, herkese karşı yapılmış bir tehdit demektir.”



