Tarih: 03.02.2022 09:53 Güncelleme: 03.02.2022 09:53

Mehmet ERDİL

Bir Abdulmuttalip Vardı!

Bilmem hiç canınız yandı mı?

Falezlerde yürümediyseniz,

9. katın çatısına çıkıp son kez aşağıyı seyretmediyseniz,

Ardınız sıra bırakacağınız kimselere iki satır pusula yazmadıysanız,

Durgunlaşan, donuklaşan, konuşmayan, bön bön bakan biri değildiyseniz,

Mülayim iken, bağıran çağıran küfreden haykıran biri olmadıysanız,

Sessiz ve kimsesiz bir köşeye sinip gizli gizli ağlamadıysanız,

Henüz canınız yanmamış demektir…!

Bu yüzden paylaşmak, dertleşmek, hal çaresi aramak, “dert etme” demek, yağmasak ta gürlemek, canı yananı teskin etmek, bu anlayış ve dayanışma aslında bizim millet olarak vazgeçilmez bir kültürümüzdür!

Kültürümüzü katlettiler!

Onun yerine “bana ne” geldi ikamet etti.

Ve acılar peş peşe yükseldi.

Adli tıptaki günlük intihar sayısı kaç biliyor musunuz?

Kamuoyundaki en son intihar haberinde, Birecikli öğretmen adayı atanamıyor bunalıma giriyor ve hayatına son veriyor!

Elbette her atanamayan intihar etmeli mi! burada devlette bir kabahat görmek mantıklı olmaz ama kim bilir o raddeye gelene kadar ne çok canı yanmıştır bu genç insanın, asıl bunu anlayamamaktır suç!

Birinin, intihara giden sürecinde eğer arkadaşları, kardeşleri, akrabaları, komşuları görememiş sezememiş hissedememiş ve ilgilenememiş iseler de bence hiçbiri bu vebalden kaçamayacaklar ve mahşer meydanına bu insanlık suçunu sırtlanmış olarak geleceklerdir.

Gözlerinizin önünde yalpalayan bir gidişin nereye varabileceğini tahmin etmek bu kadar mı zor!

Vakalar her halükârda aysbergin görünen tarafıdır, görünmeyen tarafında kim bilir ne acılar ne hikâyeler gizlidir. Hep de ne hikmetse bu son gidişin ardı sıra ortaya çıkar bir bir.

Öğretmen adayındaki örnekte olduğu gibi iki satır not yazıp alın dünyanızı başınıza çalın deyip intihar edip gitmeden önce hiç mi bir alamet görmediniz!

Bu tavır insanlara ve insanlığa karşı büyük umutsuzluk taşımaktır, onlardan ümit kesmektir, bu insanoğlundan hayır gelmez anlayışıdır, bu hale hangi ara geldik hiç düşündünüz mü?

Sözün, yolun, kelimelerin, insanlığın son bulduğu çıkmazdayız bu konuda!

Canı yanmış birinin yanında olmak ve paylaşmak empati yapmak, büyük insanlıktır bu davranış, maalesef KÜÇÜLEN insanlığın fark edemediği bir evre yaşıyoruz, ne kadar küçüldük! niye küçüldük! bu kadar, neden vurdumduymaz olduk! Var mı bilen!

Ardından; “şöyle iyi insandı, sakindi, akıllıydı, hiç anlayamadık, hiç te belli etmedi” Sözlerinin, havada uçuştuğu işe yaramayan ve artık bir mana teşkil etmeyen kelamlar kalır geriye ve sadece ateş sadece düştüğü yeri yakar.


1996 sonunda T.S.K dan atılan meslektaşım Abdulmuttalip Yıldırım aklıma geldi, Şanlıurfa'ya yerleşerek Belediye başkanının danışmanlığını yapıyordu.

Yıldırım'ın maaşı Emekli Sandığı'nca donduruldu bunalıma girdi, üç ÇOCUK babası bu işinden de oldu, kentin en yüksek binalarından biri olan Şanlıurfa Öğretmen evinin 9. katından kendini atarak yaşamına son verdi.


Yıldırım'ın bir süre birlikte görev yaptığı Şanlıurfa Belediyesi'ndeki çalışma arkadaşları;


Birçok girişiminin sonuçsuz kaldığını, çaldığı tüm kapıların yüzüne kapandığını. Silahımı alıp dağa mı çıkayım, Hep dışlanıyoruz, diye yakınmada bulunduğunu ve bunalımda olduğunu, biz de kendisine sükûnet telkin edip, karamsar olmaması yolunda öğütlerde bulunduk, böyle bir şey yapacağı aklımızın ucundan bile geçmezdi. Demişlerdi.

Akıllarının ucundan bile geçmemişmiş!

Allah aşkına ne biçim akıl bu…!


TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.