Mehmet ERDİL
Bir Astsubay Anlatıyor
İlk söylediğinde, Barbaros’un etkisinde kalmıştır, geçer dedim.
Her defasında kar beyaz üniformalardan, leventlerden, çaka beyden,
Ertuğrul faciasından, prevezeden bahsediyordu.
Sonra, amfibi dedi, firkateyn dedi, çarkçının önemini, iskele sancağın anlamını,
Kalyonların tarihini Reislerin tamamını anlattı, taktiklerini yorumladı, Cezzar Ahmet paşanın hayranıydı, İnebahtı vakasını eleştirirdi…
Eyvah! Dedim!
Boy 1.85, kilo 65, dersleri süper lise son sınıf öğrencisi idi.
Bir defasında Armutludan Mudanya ya yüzmeyi göze almış, arkadaşları vazgeçirmişti. Karateden siyah kuşağı vardı boyu postlu fidan gibiydi.
Şimdi ben, bu yaşında bir deniz subayı malumatına sahip ve deniz kuvvetlerini bu kadar seven evladıma asla bir deniz subayı veya astsubayı hatta uzman çavuşu bile olamayacağını boşa hayal kurmamasını nasıl söyleyecektim!
Henüz zulüm dönemi bitmemiş, normalleşme olmamış, Reis hapisten çıkmamıştı!
Bütün vasıfları tutsa da yazılı ve sözlü derece yapsa da, üstüne ağzıyla kuş kapsa da bir Yaşzede babanın hiçbir evladının askeri okullara alınmasının mümkün olmayacağı bir dönem devam ederken, hangi baba evladına bu işin mantığını anlatabilirdi!
Ben, Y.A.Ş kararlarıyla T.S.K'dan ihraç edildiğimde o henüz üç yaşında idi.
Bu şok haberin onda nasıl bir tesir yapacağını kara kara düşünüyordum…
Hukukun, cezanın şahsiliğinden bahsettiğini biliyordum!
Kayıtlar, bu kuralın orta çağda bile bir ilke olduğunu, engizisyon mahkemelerinin mahkûm ettiği bir kişi için, ayrıca bu mahkûmun eşine oğluna veya akrabasına ceza uygulanmadığını söylüyordu.
İşte bu hüküm, bir Y.A.Ş zede babanın çocukları için hiçbir zaman geçerli olmamıştı.
Gün döndü devran döndü, evlat bütün gerçekleri öğrendi konu kapanmış, üniversite bitmişti…
Bir gün bedelli askerliğe müracaat etmek için hazırlık yapmaktaydık, Evlat sordu;
-Baba sen eski askersin bilirsin!
-Bir yolu var mı bilmiyorum, varsa bari bahriyeli er olarak askerliğimi yaparsam, bedelliye müracaatımıza gerek yok, bir danışsak mı?
Donup kalmıştım!
Yüreğim lime lime olmuştu!
Uçak mühendisi bir çocuğun düşündüğüne bak…
Bu nasıl sevgi!
İçinde kalan bu ukde nasıl bir şey di…!
Döndüm yüzümü ağladım.
Ağır ağır adımladım.
Bu sorudan uzaklaştım.
Çocuklarımızın hayallerini çalanlara bin lanet ettim.
……..!
Ezcümle; u iki hakkımdan dönersem kanım kurusun:
1. Hükümetimiz; imzalı ve mühürlü ve özür beyan eden bir belgeyi devletimiz adına; hukukları yok edilen ve gelecekleri karartılan çocuklarımıza bırakacağımız en güzel miras olması hasebiyle her birimize, mağduriyetimizin bedeli olarak vermeli.
2. Geriye dönük haklarımızın, bizlerden başka herkese verildiği gibi bizlere de verilmesi güçlü, demokratik ve hukukun üstünlüğünü esas alan, ilkesi Adalet olan ve her alanda ülkemize çağ atlatan başarılı hükümetimize ağır gelmemeli.


