Tarih: 18.10.2012 13:29
Güncelleme: 18.10.2012 13:29
Mehmet ERDİL
Balyoz davası neticelenip hanımefendilerin üzüntülerini
tv den izlediğimde yıllar öncesinin bir hatırasının hayal kapısından içeri girdim;
***
Ömrümde, büyük birini ağlarken hiç görmemiştim.
Ben 7, kardeşim 3 yaşında idik.
Hasta olduğumuzda,
Oyuncaklarımız kırıldığında,
Elimize diken battığında,
Düşüpte bir yerimiz incindiğinde,
Bir şeyler isteyip alınmadığında,
En büyük silahımız olurdu, ağlamak...
Bilirdik ki;
Göz yaşlarımıza kıyamayan bir babamız vardı.
O gün çok tuhaf şeylerin olduğu muhakkaktı.
İlk defa annemizi gizli gizli ağlarken görüyorduk, Bunu, göz yaşlarını bizden
kaçırarak akıttığı yemenisinin ıslak ucundan farkediyorduk.
Hasta değildi,
Oyuncaklarıda kaybolmamıştı, çünki yoktu,
Eline dikende batmamıştı,
Düşüpte bir yeride incinmemişti,
Annem ağlıyordu,
Anneler ağlarmıydı,
Annem neden ağlıyordu.
Küçücük kafamın içinde bu tuhaflık gün boyu döndü durdu.
Ona yaklaştığımızda kardeşim küçücük parmaklarını göz kenarlarında
yüzündeki acı ifadeyle gezdiriyor, güya siliyordu.
Neden diyebildim sessiz bir şekilde...
Başını her ikimizin omuzlarına yaslayarak ve sıkıca kucaklayarak, hayatım boyunca
unutamayacağım o cümle dökülmüştü annemin dudaklarından.
' Yuvamızdan huzurumuzu aldılar...'
O gün, hiç yaramazlık yapamamıştık,
Ve O gün, çok erken büyümeye ilk adımımı atmıştım.
Yuva neydi,
Huzur neydi,
Kim aldı, niye aldı, nasıl aldı bilemiyordum,
Bundan böyle neler değişecekti anlayamıyordum.
Çok sonraları,
Zaman bize her şeyi iliklerimize kadar yaşatarak öğretecekti.
Annemin suçu; O gün, bir YAŞ zede olan babamın eşi olmasıydı.
Ve bu suçun en büyük delili başındaki örtüsüydü.
O gün annem; 'sen ne yaptın ki...' diye soramamıştı babama,
Çünkü, Biliyordu ki babam hiç bir şey yapmamıştı.
O günden sonra;
babamı bir daha üniformalı haliyle görememiştim,
O günden sonra;
Annemi bir daha neşeli haliyle görememiştim.
Vaka'nın, Kalın bir çizgiyle çizilmiş ve validemin ağzından dökülmüş o satırını,
ömrüm oldukça unutamayacağım.
'Yuvamızdan huzurumuzu aldılar... '
***********
tv den izlediğimde yıllar öncesinin bir hatırasının hayal kapısından içeri girdim;
***
Ömrümde, büyük birini ağlarken hiç görmemiştim.
Ben 7, kardeşim 3 yaşında idik.
Hasta olduğumuzda,
Oyuncaklarımız kırıldığında,
Elimize diken battığında,
Düşüpte bir yerimiz incindiğinde,
Bir şeyler isteyip alınmadığında,
En büyük silahımız olurdu, ağlamak...
Bilirdik ki;
Göz yaşlarımıza kıyamayan bir babamız vardı.
O gün çok tuhaf şeylerin olduğu muhakkaktı.
İlk defa annemizi gizli gizli ağlarken görüyorduk, Bunu, göz yaşlarını bizden
kaçırarak akıttığı yemenisinin ıslak ucundan farkediyorduk.
Hasta değildi,
Oyuncaklarıda kaybolmamıştı, çünki yoktu,
Eline dikende batmamıştı,
Düşüpte bir yeride incinmemişti,
Annem ağlıyordu,
Anneler ağlarmıydı,
Annem neden ağlıyordu.
Küçücük kafamın içinde bu tuhaflık gün boyu döndü durdu.
Ona yaklaştığımızda kardeşim küçücük parmaklarını göz kenarlarında
yüzündeki acı ifadeyle gezdiriyor, güya siliyordu.
Neden diyebildim sessiz bir şekilde...
Başını her ikimizin omuzlarına yaslayarak ve sıkıca kucaklayarak, hayatım boyunca
unutamayacağım o cümle dökülmüştü annemin dudaklarından.
' Yuvamızdan huzurumuzu aldılar...'
O gün, hiç yaramazlık yapamamıştık,
Ve O gün, çok erken büyümeye ilk adımımı atmıştım.
Yuva neydi,
Huzur neydi,
Kim aldı, niye aldı, nasıl aldı bilemiyordum,
Bundan böyle neler değişecekti anlayamıyordum.
Çok sonraları,
Zaman bize her şeyi iliklerimize kadar yaşatarak öğretecekti.
Annemin suçu; O gün, bir YAŞ zede olan babamın eşi olmasıydı.
Ve bu suçun en büyük delili başındaki örtüsüydü.
O gün annem; 'sen ne yaptın ki...' diye soramamıştı babama,
Çünkü, Biliyordu ki babam hiç bir şey yapmamıştı.
O günden sonra;
babamı bir daha üniformalı haliyle görememiştim,
O günden sonra;
Annemi bir daha neşeli haliyle görememiştim.
Vaka'nın, Kalın bir çizgiyle çizilmiş ve validemin ağzından dökülmüş o satırını,
ömrüm oldukça unutamayacağım.
'Yuvamızdan huzurumuzu aldılar... '
***********


