Tarih: 18.03.2022 09:57 Güncelleme: 18.03.2022 09:57

Mehmet ERDİL

Çhe Guevara Mı Recep Tayyip Mi?

İnsanlar hizmete mi yoksa ideolojilerine mi oy veriyorlar diye çok düşündüğüm bir zaman sana sormuştum!

El cevap: Bal gibi ideolojilerine veriyorlar. Demiştin!

Zaman içinde izledim ve gördüm;

Bu davranış sadece siyasi seçimlerde değil küçük büyük her türlü seçimlerde aynen dediğin gibiydi…

Baro seçimlerinde,

Meslek odaları seçimlerinde,

Vakıflar seçiminde,

Y.Ö.K seçimlerinde,

Futbol yöneticiliği seçimlerinde,

Hâkimler ve savcılar kurulu başkanlığı seçiminde,

Anayasa mahkemesi başkanlığı seçiminde,

Sendika başkanları seçiminde,

Muhtar seçimlerinde,

Apartman yöneticileri seçimlerinde bile bu böyleydi.

Çok haklı çıktın…!

Liyakat, ehliyet, beceri, seçmenler için hiçbir zaman birinci öncelik olmadı olmazda. Demiştin.

-İnsanlarımızda sanki irsiyetten süregelen şüpheli ve endişeli bir görüş hâkim!

Ya memleket geri giderse!

Ya irtica gelirse!

Ya memleketi satarlarsa!

Ya şu olursa!

Ya bu olursa….

Böyle sebeplerle her seçmen kendi dünya görüşü ve ideolojisine yakın olan partinin, kişinin veya oluşumun yanından başka yerde olmadılar!

Ya hu düşünün ki bir adam çıkıyor Birleşmiş Milletler Meclisi kurulunun tam ortasında “dünya beşten büyüktür” diye haykırıyor!

Kim!

Çhe Guevara. Değil,

Fidel Costro. Değil,

Yılmaz Güney. Değil,

Ertuğrul Kürkçü. Değil.

Aziz Nesin. Değil.

Doğu Perinçek hiç değil.

Kemal Kılıçtaroğlu. Değil,

Ya Kim!

Recep Tayyip Erdoğan!

Yani solcu biri değil!

Yani kahrolsun Amerika diyen solcuların hayal bile edemediği bir tavır sergileyen adam.

İsraile van minit diyen adam,

Yani denizin altından araba, üstünden tren geçiren adam.

Yani Çanakkale’nin iki yakasını köprüyle birleştiren adam.

Yani savunma sanayisini dünyanın gıpta edeceği duruma getiren adam.

Yaniler o kadar çok ki hangisini yazayım…!

Şimdi soruyorum hangi solcu, “Yiğidi öldür hakkını yeme” diyerek bu lidere oy verdi!

Vermez!

Sanatçı şafak sezer demedi mi; Erdoğan eğer solcu olsaydı solcular anıtını dikerlerdi.

Gözü kör olsun böyle bağnazlığın, her türlü yobazlığın ve ön yargının!

Maalesef bu görüş bu tarz ve bu zihniyet;

Dünde bu böyle idi!

Bugün de böyle!

Yarın da böyle olacak!

Aslında böyle bir soruya cevap vermeden önce bir açıklama bir giriş yapmam gerekirdi ama zamanı israf etmeye ve kıvırmaya gerek duymadan;

Lap diye söyledim!

Hadi biri çıkıp ta yalandır olmaz böyle bir şey desin de görelim.

Diyemez zira realite bu. Demiştin!

Ama bu gerçeğin dahi bir istisnası var! şöyle ki;

-Bazı marjinal sağ seçmenler yine bazı dönemlerde, her zaman kendi ideolojilerine yakın bildiklerini değil de tam aksi görüşteki oluşumları kişileri partileri, kendi partilerine ders verme gibi bir saikle destekleyebiliyorlar!

İstanbul ve Ankara belediye seçimleri bu istisnanın en bariz örnekleridir!

Bilindiği üzere her iki belediye başkanları geçmişlerinde Başkan seçildikleri partinin partilileri olmayıp bilâkis muhalifleri idiler.

Muhalif oldukları parti onları evvela Başkan adayı göstererek sonra birine Eyüp’te yâsin okutarak diğerinin de milliyetçiliğinden yararlanarak kendi kemikleşmiş oylarının üzerine, karşı mahallenin esen rüzgâra göre yön değiştiren ve kolaylıkla Kanan ve aldanan bu kişiliklerin oylarını devşirerek seçimleri kazanmış oldular.

Muhalefet, kendi partisi içinde en etkili isimlerle bile elde edemeyeceği bu başarıyı karşı mahallenin bu zaaflarını akletmeleri ve kullanmaları sayesinde elde etmişlerdir. Demiştin.

Peki;

De o zaman!

Bu sığ düşünceden kurtuluşun reçetesi nedir?

El cevap: Akletmek

Akletmek ha...!


TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.