Yahya Karakurt
Çocuğun eğitimde başarılı olmasının en önemli faktörlerinden birisi de meraklı bir kişiliğe sahip olmasıdır. Kişinin zeki oluşu da başarıyı pozitif yönde etkilemektedir. Ancak çocuğun zeki olması tek başına yeterli değildir. Bunun yanında aile bireyleri ve içinde yaşadığı çevre de çocuğun gelişimine olumlu katkı sunabilir. Çocuğu bu manada sürekli destekleyici İfadeler kullanmak zorundayız. “Aferin bunu yapabilirsin.” “Başarılı olabilirsin.” gibi mesajlarla çocuğa sürekli pozitif mesajlar vererek onu yönlendirebiliriz.
Atatürk, çocukları çok sever, onlara büyük değer verirdi. Bu nedenle de onlarla vakit geçirmekten büyük mutluluk duyan bir devlet başkanıydı.
Kurtuluş Savaşında gözlerini kırpmadan canlarını verenler, kuşkusuz ki bunu vatanlarının geleceği için yapmışlardı. Bu memleketin geleceğini de çocuklar temsil ediyordu. Onun için Atatürk: 'Bu bayramı Türk çocuklarına armağan ediyorum.' diyerek TBMM'nin açılış sevincini çocuklarla paylaşabilme yüceliğini göstermiştir. Bu nedenle, 23 Nisan bir anlamda 'Çocuk Bayramı' olarak gelenekleşmiştir.
23 Nisan 1924’te, 23 Nisan gününün bayram olarak kutlanması için talimat veren Atatürk, 23 Nisan 1929’da da bu bayramı çocuklara armağan ederek, dünyada başka hiçbir yerde bir eşi bulunmayan örnek sergilemiştir.
Çocuklarımıza sahip çıkmak, onları yarınlara hazırlamak konusunda tüm bireyler üstüne düşen görevi layıkıyla yerine getirmek zorundadır.
Aile, okul ve çevresinde destek alan çocuklar öğrenmeye daha istekli olur. Merak duygusu çocuğun öğrenme algısını tetikler ve öğrenmeye daha hevesli bir kişiliğe sahip olmasına sebep olur. Zaten düşündüğümüzde de öğrenme isteği ve meraklı olan kişiler daha çabuk öğrenirler. O yüzden kişide öğrenme isteğinin belirgin bir şekilde olması gerekir.
Merak duygusu içerisinde barındıran çocuk bilgiye açık olur, öğrenmeye çalışır. Çocuk öğrenmek istediği konuyla ilgili merakından dolayı sürekli sorular sorar. Onların sorduğu her soru aslında öğrenmek istedikleridir. Bu dönemde büyükler sabırlı olmalı ve çocukların sormak istediklerini mantıklı bir şekilde cevaplamaları gerekir. Bu zamanda sorulardan dolayı çocuğa kızmak, onu yargılamak, onun öğrenme merakını bilmeden baltalamış oluruz. O yüzden ebeveynler dikkatli olmalı… Bu konuda büyüklere büyük iş düşmektedir. Çocukları soru sormaktan hiçbir zaman vazgeçirmemeliyiz. Vazgeçirersek onların öğrenme isteklerini yok edebiliriz. Meraklı çocuk öğrenendir, meraklı çocuk üretendir, yaratıcıdır. Aile bireyleri çocuğun merak duygusunun oluşmasına katkıda bulunursa çocukta kendini yeniler ve başarılı olur.
Beynimizin en fazla %15’ini kullandığımız tahmin ediliyor. Araştırmalara göre yeteneklerimizi belirlememizdeki en önemli faktör zekâmız değil, öğrenme sürecimizdir. Her çocuk kendi kapasitesi ölçüsünde öğreniyor, kendilerine güveniyor ve neyi nasıl öğreneceğini iyi biliyor. Bu da onların özgüveni ve öğrenme isteği ölçüsünde gerçekleştiriyorlar. Çevresine karşı öğrenme algısı yüksek olup, çoğu zaman anlamlandırmadığımız hareketler yaparlar. Neticesinin ne olduğunu bilmeden içsel olarak araştırıp öğrenirler.
Beyin düşünürken üç dil kullanıyor. Bunlar görsel, işitsel ve kinestetik’tir.
Görsel: Dış dünyayı ve iç görsel imgeleri görmek, görüleni yaratabilmek ( okumak, tasarlamak, resim yapmak yazmak vb.)
İşitsel: Dış dünyayı ve iç sesleri dinlemek, duyulanı ifade etmek ( konuşmak, şarkı söylemek, mırıldanmak, müzik yapmak vs.)
Kinestetik (Bedensel): Dış dünyayı ve kişisel duygulanımları, fiziksel bir takım belirtileri hissetmek, hareket edip, eyleme geçirmek ( dokunmak, pratiğe dökmek, hareket etmek, denemek, el becerileri sergilemek vb.)
Her çocuk, biriciktir, kendine has özelliklerle doğar. Öğrenme tarzı farklı olabilir. Bize düşen onları doğru okumak, iyi yönlendirmek gerekir. Onların meraklarına her zaman cevap vermek gerekir. Merak ve öğrenme arasındaki ilişkiyi iyi anlamak gerekir.
Çocuklarımızda bu kadar “merak” varken, bizlerde “öğrenmelerini” istiyorsak her zaman onlara yardımcı olmalıyız. Öğrenmeye en aç ve bunu en doğal biçimiyle her saniye yapan çocuklarımıza sağlıklı, başarı ve mutluluk dolu bir ömür temennisiyle…



