Tarih: 22.10.2011 16:18
Güncelleme: 22.10.2011 16:18
Ahmet Karayün
Bu nasıl sınavdır ya rabbi? Allah insanları yaratmış ve onları yalnızca kendi karar mekanizmalarının işleyeceği şekilde serbest bırakmış. Mutlaka ki “Her koyun kendi bacağından asılır...” Bu nedenle de herkes yaptıklarından sorguya çekilecektir.
İnsana özgü bir yığın özellik var… Sevgi, Merhamet, Saygı, Şefkat, Kin, Nefret, Öfke… Ne kadar iyi duygular varsa, o kadar da kötü duygular var. Peki Allah bizi istediği gibi iyi özelliklerde yaratıp, sadece kendine inanan ve ibadet eden kullar olarak yaratamaz mıydı? Hepimiz biliyoruz ki, yaratırdı.
Ama iyi ve kötünün elek sistemini “İrade” ile sağlamaktan daha müthiş ne olabilir? Biz insanlar robot imal ediyoruz... Ama o robotlara irade, akıl, nefis ve karar gücü veremiyoruz. Bazen durup düşünüyorum ve Allah’ın yarattığı en büyük şeylerden birisinin “İnsanı kendi iradesinde serbest kılmak” olduğunu düşünüyorum.
Baksanıza, sizi yaratanı bile eleştirebiliyor, beyninizin çapına göre inkâr dahi ediyorsunuz. Geçtiğimiz gün bir konuda araştırma yaparken, Materyalistçe (Şeyler) Zımbırtılardan ibaret bir siteye girdim ve ahmak, yarım akıllı, kuş beyinli her ne ile adlandırırsanız işte o olmaya layık bir şahsiyetin kaleme aldığı yazı gözüme takıldı.
Bu zat-ı muhterem adını da yazmamış yazının altına… Yazan: Maymun Soyu diye belirtmiş. Belirtmesine gerek yokmuş gerçi, biz o yazıyı okuduktan sonra bunu kaleme alanın ancak ve ancak maymun soyundan yada öküz soyundan geleceğini gayet basit anlayabilirdik.
Bu maymun soyundan geldiğine inanan ve evrenin tesadüfen evrimler sonucu meydana gelip, bu kusursuz tasarımın kendiliğinden dizayn edildiğini düşünmesine bizim söyleyeceğimiz bir şey yok. Allah onu kendi iradesinde, düşüncesinde serbest bırakmışsa, bize de söz düşmez. Herkes inanmakta, inanmamakta özgürdür. İşte İslamiyet’in güzelliği budur. Zorlama dini değildir ve kolaylıklarla bezelidir.
Amma velakin “Mühendis Tanrı ve Akılsız Tasarım” başlığında verdiği yazının yabancı bir siteden çevrim olduğunu anlıyoruz. Yani bu akılsız arkadaşın düşünceleri bile değil. Yazının içeriğinde şu var; “Yaratılışçıların en sık kullandıkları argüman canlıların evrimle oluşamayacak kadar mükemmel ve karmaşık tasarımlara sahip olduğu, doğadaki her şeyin birer MÜHENDİSLİK HARİKASI olduğudur. Öyleyse bu ‘mühendis tanrı’nın işlerine biraz yakından bakalım.” diye başlamış bey(insiz)lerimiz…
“Bebekleri leğen kemiğinin içinden geçirmeye çalışmak nasıl bir mühendisliktir? Genel olarak, her hamilikteki yüksek hastalık ve ölüm riskiyle birlikte, kadın üreme sistemi berbat. Tıbbın en büyük faydalarından biri çalışma ve doğum sırasında anne ve çocuk ölümlerindeki büyük azalma olmuştur – tabi sistem en başından adam gibi inşa edilseydi de fena olmazdı.” demiş…
Bu yazıyı yazan arkadaşa bir önerim var… Madem bu kadar akıllısın, bilgilisin, alimsin, mucitsin… DIM kullanmasaydın yazında... TIN olsaydın da biz de görseydik. YAPARDIM yerine YAPTIM yazsaydın. Madem böyle zekisin hadi bir insan yarat bakalım! Yoo tamam vaz geçtim. Yaratma… Göz, kulak, el, ayak, saç, sakal, ağız, diş yapma…. Eti kemiğe büründürüp, onu ayakta tutacak bir ruh da verme. SADECE ŞUNU YAP; İnsan beyninin Sırrını çöz! Sadece en fazla %3-4 kapasitesini kullanabildiğimiz “İNSAN BEYNİNİN SIRRINI ÇÖZ” bana. Bu sırrı aydınlat başka bir şey istemiyorum… Ama eğer ki çözemiyorsan, bir beyin, bir irade, bir ruh, koku alma, tad alma, hüzünlenme, sevinme, sinirlenme, küsme, sevme gibi insana özgü duyguları nasıl var edeceksin? Sence yazında yazdıkların APTALCA ve DANGALAKÇA değil mi?
Allah zaten insanoğlunu “ölümlü” olarak var etmiş ve “HER CANLI MUTLAKA ÖLÜMÜ TADACAKTIR” demiştir. Bizden binlerce yıl önce yaşayan nesiller, kavimler kusursuz ve ölümsüz olsaydı bu günkü dünyayı düşünebiliyor musun? Bu sistem bir havuzun kirli suyu boşaltıp, temiz suyu doldurması gibidir. Zamanı gelen yerini yeni bedenlere terk eder.
Ne diyelim herkes kendi nefsinden, aklından, yaptıklarından sorumludur. Allah’ın elek sistemi budur. Cennet ve cehenneme gidecek insanları ayırt etme yöntemi böyledir. Doğru yol, eğri yol var… İsteyen istediğini seçer, gider.
Hoş ve sevgiyle kalın.



