Tarih: 15.02.2026 12:33 Güncelleme: 15.02.2026 12:33

Mustafa KAPLAN

Dilin Cinayeti (Gıybet)

Kıymetli dostlar, bugün toplumumuzun kanayan bir yarasına, dilimizin ucundaki o gizli tehlikeye ayna tutalım istedim. Gıybet dediğimiz illet, bir insanın arkasından onun hoşlanmayacağı bir sözü söylemektir. Söylenen söz doğru olsa bile adı gıybettir, eğer yalan katılmışsa zaten iftiradır. Lakin her iki hali de insanın kalbini karartan, ruhuna is bırakan kirli bir gölgedir.

Gıybet önce insanın dilini kirletir, sonra kalbini paslandırır ve nihayetinde bir zehir gibi toplumun damarlarına sızar. Altı üstü bir söz deyip geçmeyin. Sadece bir söz, koca bir ailenin onurunu incitebilir, yılların dostluğunu bir anda yıkabilir, koca bir mahallenin huzurunu kaçırabilir. Bakınız, Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim’de gıybet, ölmüş kardeşinin etini yemeye benzetilir. Bu dehşetli benzetme, meselenin ne kadar çirkin olduğunu anlatmaya yeter de artar bile. İnsan kendi ölüsüne bile saygı gösterirken, diliyle diri bir insanı nasıl parçalayabilir?

Gıybet eden kişi çoğu zaman ne yaptığının farkında bile değildir. Onu masum bir sohbet zanneder, dertleşme sayar. Hatta bazen doğruyu söylüyorum diyerek kendi vicdanını temize çıkarmaya çalışır. Oysa asıl hakikat şudur ki, her doğruyu her yerde söylemek her zaman fazilet değildir. Gıybet dediğimiz bu musibet, kardeşi kardeşe düşürür, eşleri birbirine küstürür, can dostları birbirine yabancı eder. Bir ev, bir aile ya da bir millet düşünün. Bir dedikodu kıvılcımı, yıllarca emekle biriktirilmiş o güzelim güveni yakıp kül edebilir.

Hazreti Mevlânâ ne güzel söyler, ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol. Gıybet ise insanı ne yazık ki iki yüzlü yapar. Yüzüne gülüp arkasından sövdüğün bir ilişki dostluk değildir. Bu, kalbin içeriden çürümesidir. Gıybetin en korkutan yönü ise onun bir kul hakkı olmasıdır. Namazla affolunmaz, oruçla silinmez, illa ki helallik ister. Affedilmek için o kırdığın kapıyı çalman gerekir. Çünkü gıybet yalnız Yaradan’a karşı değil, doğrudan kula karşı işlenmiş bir günahtır.

Milletler de tıpkı insanlar gibidir. Bir millet, kendi insanını arkadan çekiştirerek asla büyüyemez. Bir toplum, birbirini sürekli küçülterek asla yücelemez. Gıybet birlik ruhumuzu zedeler, güvenimizi çökertir ve kalplerimizi birbirinden ayırır. Öyleyse ne yapmalıyız? Dil kalbin tercümanıdır. Kalbi temizlemek, önce dili korumaktan geçer. Bir sözü söylemeden evvel onu üç ayrı teraziden geçirmeliyiz. Bu söz doğru mu, bu söz gerekli mi ve bu söz faydalı mı? Eğer bu üçünden biri bile eksikse, susmak en hayırlı yoldur. Zira bazen susmak, en büyük ahlaktır.

Gıybetten uzak bir dil, huzurlu bir aile, güvenli bir toplum ve sağlam bir millet demektir. Unutmayalım üstadım, ağızdan çıkan her söz ya bir gönül yapar ya da bir gönül yıkar. Ve şunu aklımızdan çıkarmayalım, gönül yıkmak Kâbe yıkmaktan çok daha ağırdır.

Anahtar Kelimeler: Gıybet nedir ve neden günahtır, Mustafa Kaplan gıybet yazısı, Kul hakkı olan gıybet nasıl affedilir, Toplumda dedikodunun zararları nelerdir, Gıybet neden ölü eti yemeye benzetilir, Dilimizi gıybetten nasıl koruruz, Gıybet ve iftira arasındaki fark nedir, İslamda gıybetin yeri ve önemi nedir, Huzurlu bir toplum için dürüstlük neden önemlidir


TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.