.FETTULLAH GÜLEN’İN, ÜLKEMİZE DEVLETİMİZE NUR CEMAATİNE İHANETİ...
NUR Cemaatinin Üstadı, Dünyada Gelecek yüzyıllarda İslam Alemine ve İnsanlık Alemine yazdığı eserlerle IŞIK Saçan Saidi Nurs-i Bediüzzamanın, talebesi olarak ortaya çıkan Fetullah Gülen sonunda ÜSTAD Bediüzzaman Said-i Nursi’ye de İHANET ETTİ...
Fettullah Gülen, bir zamanlar, siyasetçisi, her görüşten partili partisiz masum vatandaşlar olak üzere kimleri kendine inandırmadı ki.! ÜSTAD Bediüzzaman Saidi Nursinin Talebesiyim Nurcuyum diye ortaya çıkarak, Dünyaya üç semavi DİNİN Barış Elçisi Olarak Tanıttı, Türk Okulları açıp Türklüğü Türkçeyi Dünyaya tanıtıyorum diyerek, ister cemaatten olsun, ister cemaatten olmasın, Türk Miliyetçilerinin ve Türk milletinin de sempatisini kazanarak milleti kandırdı..
Buda yetmedi ..
Türkiye Cumhuriyeti Devleti erkanını, CUMHURBAŞKANIMIZ R.T Erdoğanı, Devletimizin en üst Üst düzey Yönetici Kadrolarını, Masum muhafazakar nur cemaatine bağlı insanlarımızı, Türkiye genelinde Güven vererek kandırmadığı iş dünyası ve Bürokrat kalmadı...
Cumhurbaşkanımız REİSİMİZ R.T. Erdoğanın, AKPARTİLİ Üst düzey YÖNETİCİLERİN Bakan ve Milletvekillerinin, Başta Ankara, İstanbul, Büyük şehir Belediye Başkanları, Fettullah Güleni Televizyonlarda Ulusal Medyada günlerce konuşarak yere göğe sığdırmamaları saygı ve itibarla övmeleri, 3 semavi dinin üzerindeki olumlu konuşmalarıyla Dünyada BARIŞ Elçisi olduğu, Türk okullarıyla ilgili dünyaya açılımını, Türkiyenin itibarını yükseltti demeleri, Türkçeyi Dünyaya Tanıttı söylemeleri ve her birinin onu yücelten konuşmalar yapılmış olmasıydı…
Cumhurbaşkanımızın ağzına bakarak konuşmalar yapan partili ve REİSİN Sempatizan binlerce insanımız, aynı Reis gibi, Fettullah Gülene methiyeler etmesine de sebebiyet verdi..
Sonunda ihaneti ortaya çıktı. ..
CIA nın ve Mosadın Taşeronu olduğu tesbit edilen siyonizmin hizmetkarı Fettullah Gülen ve Türkiye içersindeki örgütü 15 Temmuz 2016 DARBESİNDEN sonraki görüntüsü ise, AT İzini İTLERİN İzine de Karıştırmış olmasıydı, bir çok MASUM Askerimizin, MASUM Polisimizin, MASUM sivil vatandaşlarımızın MASUM işverenlerimizin canının da yanmasına sebep oldu…
Durumdan vazife çıkartmak isteyenlere gün doğdu, Fetocu diyerek şikayetler başladı, Hasım Olanlar, siyasi Yükselmesini istemeyenler, Birbirini kıskananlar, Ticari Rakipler, Kurumlardaki rekabetten kaynaklanan birbirlerini çekemeyenler kısacası iş başına geçti, buda Ülke insanımız için hiçte uygun ve doğru olmadı…
Fettullah Gülen, Ülkemizdeki İnsanları Siyaset Yapmaktan da korkuttu Ürküttü...
Ülkemiz genelinde Siyasi Partilerimizde siyaset yapanlar, siyasete Ak partiyle başlayan insanlarımız arasında tedirginlik huzursuzluk yarattı, öyle ki Ak parti içersin de İl, İlçe ve Beldelerde Davalarına Hizmet eden daha önce hizmet etmiş kişiler, Sitelerde Apartmanlarda oturan Komşular arasında Huzursuzluğa yol açmış, bu tür olumsuzlukların oluşmasına da sebep olmuştur...
Millet Tedirgin..
Dış Güçlerin Taşeronu Fettullah Gülen, DARBE Başarısız olunca bu defa, Ülkeyi bir kaç parçaya bölmek ÜLKEMİZE EKONOMİK Çöküntü vermek için hala çabalar sarfetmekte dir oyunlar oynamaktadır..
Ama bilemediği bir şey var, Kötülük yaparak Oyun Oynayanlara Allah'ın Oyunu Daha Büyüktür...
NUR CEMAATİNE İHANETİ...
Üstad Bediüzzaman’a ait yılların verildiği emeklerle yazılıp çizilen Risalelerde, oynamalar değişikler yapılarak, Fetttullah Gül cemaatin çıkarları ve anlayışı doğrultusunda tahrif edildi ‘cihat’, ‘harp’ gibi kavramlar ‘eğitim’ ve ‘hizmete’ çevrildi...
24 Nisan 2014 Perşembe 10:17
İstanbul İlim Kültür Vakfı (İİKV) çatısındaki Barla Platformu’nun Başkanı Said Yüce Akşam’a çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Gülen cemaatinin yayınevi Ufuk Yayınları tarafından bastırılan Risale-i Nur’larda açıkça tahrifatlar olduğunu anlatan Yüce, ‘cihat’ kelimesinin tamamen çıkarıldığını ‘harp’ kelimesinin yerine ise ‘hizmet’ kelimesinin kullanıldığını söyledi. Yüce, “1990’da Fethullah Gülen talebesi Latif Erdoğan’dan bu sadeleştirmenin yapılmasını istedi. Bediüzzaman’ın gerçek talebeleri ise bu işleme karşı çıktı. Ancak 2012’nin başında Fethullah Gülen, Ufuk Yayınları vasıtasıyla bunu tüm karşı çıkmalarına rağmen yaptı. Yapılan işlem sadeleştirme değil tam bir tahrifattı” dedi.
KARŞILIKLARI UYDURULMUŞ
Sonraki yıllarda basılan risalelerde aynı tahrifatın sürdürüldüğünü belirten Yüce, “Kelimelerin karşılıkları değiştirildi. Olmayan eklemeler ve çıkarmalar yapıldı. Bu öylesine bir tahrifat ki ‘harp’ kelimesinin karşılığında ‘hizmet’ kelimesi bile kullanılmış. Bu olacak iş mi? Orijinal cümle şu: ‘Evet iki vazife, peşimizde görünüyor. Biri, padişahın vazifesidir. Bazen biz onun angaryasını çekeriz ki, bizi beslemektir. Diğeri, bizim vazifemizdir. Padişah bize teshilat ile yardım eder ki, talim ve harptir.’ Tahrif edilmiş hali ise “Bizim vazifemiz, eğitim ve hizmettir” şeklinde konuştu.
MEKTUBA CEVAP BİLE VERMEDİ
Yüce, Said Nursi’nin talebelerinden Mustafa Sungur, Abdullah Yeğin, Hüsnü Bayram, Ahmed Aytimur, Salih Özcan, M. Said Özdemir’in 2012’de Gülen’e bu konu ile ilgili imzalı bir mektup gönderdiğini belirterek, “Mektupta talebeleri eserler üzerinde yapılan tahrifatı katiyen tasvip etmediklerini dile getirdi. Gülen’den bu mektuba cevap bile gelmedi” dedi. O mektupta talebeler yaşadıkları üzüntüyü şu sözlerle ifade etmiş: Bediüzzaman Hazretleri’nin varis, talebe ve naşirlerinden 6 kişinin imzasıyla Lem’aların bu şekilde asliyeti bozularak neşredilmesinin karşısındayız. İslami hak ve hukuku çiğneyerek pervasızca devam etmeleri hayret ve ibretle takip edilmektedir. Derhal bunları durdurmanızı ve o şekil neşriyata son vermelerini rica ediyoruz.
İŞTE ÇIKAR AMAÇLI YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
- ORJİNAL: “Ey insan! Bil ki: O rahmetin arşına yetişmek için bir mi’rac var.”
- SADELEŞTİRİLMİŞ: “Ey insan bil ki, o rahmetin arşına ulaşmak için bir merdiven var.”
- ORJİNAL: “Demek esbabın tesiri yok.”
- SADELEŞTİRİLMİŞ: “Demek ki sebeplerin hakiki (ekleme yapılmış) tesiri yoktur.”
- ORJİNAL: “Bizim heva-yı nefsimiz, hutumuzdur; hayat-ı ebediyemizi sıkıp mahvına çalışıyor. Bu hut, onun hutundan bin derece daha muzırdır. Çünki onun hutu yüz senelik bir hayatı mahveder. Bizim hutumuz ise, yüz milyon seneler, hayatın mahvına çalışıyor.”
- SADELEŞTİRİLMİŞ: “Bizi yutan balık ise nefsimizin arzularıdır, ebedî hayatımızı mahvetmeye çalışıyor. Bu balık, Hazreti Yunus’unkinden bin kat daha zararlıdır. Çünkü onun balığı en fazla yüz senelik bir hayata son verir. Bizimki ise yüz milyonlarca senelik, sonsuz (ekleme yapılmış) bir hayatı mahvetmeye çalışıyor.”
EKLEMELER ÇIKARMALAR VE YOK SAYMALAR
Yüce, “Gülen cemaatinin bastırdığı risalede, eklemeler, çıkarmalar ve yok saymalar var. Anlam değiştirme çabalarını kıskançlık olarak yorumlayanların olduğu kadar kendi eserlerini öne çıkarma ve Risale-i Nur-u itibarsızlaştırma çabaları olarak da yorumlayanlar oldu” şeklinde konuştu. ..
Kemal Eryılmaz