Tarih: 19.05.2016 20:46 Güncelleme: 19.05.2016 20:46

Doç. Dr. Havva ALTUNÇUL

Değerli okurlarım 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramını kutlayacağız. Kısaca bu milli bayramın tarihçesini hatırlayalım istedim. Gençlik ve Spor Bayramı, 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsuna çıktığı günü ifade etmektedir. İlk defa 24 Mayıs 1935’te 'Atatürk Günü' adı altında kutlamalar yapılmış daha sonra Beşiktaş’ın girişimi ile Fenerbahçe Stadı'nda Galatasaray ve Fenerbahçeli yüzlerce sporcunun katıldığı spor günü olarak kutlanmış ve bir süre sonra Spor Kongresi'nde söz alan Beşiktaş Kurucu Üyesi Ahmet FetgeriAşeni kutlanan Atatürk Günü'nün tüm gençliğe mal edilebilmesi için '19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı' adı altında her yıl yapılmasını teklif etmiştir. Kongrede bu teklif kabul edilmiş ve Atatürk'ün de onayıyla yasalaşmıştır. 20 Haziran 1938 tarihli kanunla 'Gençlik ve Spor Bayramı' olarak kutlanan bu ulusal bayramın adı 12 Eylül Darbesinden sonra 'Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı' adını almıştır.
Bu kısa tarihçeden de anlaşılacağı gibi kurtuluş savaşının başlangıcı bu savaşta üstün gayret başarı sağlayan gençlere atfedilmiş bir milli bayramdır. Gençlik geleceğimizin teminatı olduğuna göre onların eğitim ve öğrenimine ayrı bir önem vermemiz gerekir. Peki, bu gün durum nedir? Bu konuda epeydir bir yazı kaleme almak istiyordum. İzlenimlerimi ve düşüncelerimi siz değerli okurlarımla paylaşmak istiyorum. Umut ediyorum ki bu yazıyı okuyan gençlerde bir farkındalık yaratabilirim. Bu konuyu pek te dikkate almayan ebeveynlerinde dikkatini çekebilir, düşündürte bilirim. 
İlk beni rahatsız eden izlenimim hepimizin hayatında oldukça önemli yer tutan televizyon dizileri. Severek izliyor, bir sonraki bölümü merakla bekliyoruz. İzlerken bu dizi bize ne mesaj veriyor diye düşünüyor musunuz?  Çocuğunuzla birlikte izleyip, gelişmeleri eleştirel açıdan değerlendiriyor musunuz? Yoksa saatlerce sizi esir alan bu dizilerin siz hoşça vakit geçirin diye mi yapıldığını düşünüyorsunuz? Tek tek dizi ismi vermeyeceğim ama boş kaldığımda yada kanepeye biraz dinleneyim diye uzandığımda televizyonu açıp rast gele bir diziye biraz bakıyorum. Bazılarını da kızım izlediği için onunla birlikte izliyorum. Bende oluşan genel kanı şu. Her biri ayrı ayrı bir toplum mühendisliği harikasıdır. Yapanları tebrik etmek lazım. Kanaatimce bu dizilerin birçoğunda topluma iletilen mesaj şu: “Ey erkekler bir kızdan mı hoşlandınız onu kazanmak için uğraşmanıza falan gerek yok. Kız başkasını mı seviyor? Önemli değil tutun kolundan o sizindir. Birileri toplum zararına işler mi yapıyor? Siz iyi adam olarak bu hukuk, kanun, adalet, hak gibi zırvalıklarla hiç vakit kaybetmeyin. Zaten bu toplumun polisi, hukuk sistemi falan yok. Siz hemen üç beş kişiyi organize edin. Kendi planınızı yapın ve basın kötü adamları. Olayların ilerisini gerisini düşünmenize gerek yok. Asın, kesin halledin sorunu. Siz aslansınız.” Dizilerde bunu yapanların başına ne geliyor vallahi bilmiyoruz. O kısım gösterilmiyor. Mesela öldürülen insanların cesetleri bulunduğun da ne yapıyor polis merak ediyorum. Öldürenlere bir şey olmuyor. Ne yakalanıyorlar ne de ceza alıyorlar. Tam tersi önemli bir sorunu çözen kahramanlar oluyorlar. Birde uyanık genç kız ve erkekler var. Aman Allahım!!! Ne akıllılar, ne kurnazlar. Şeytana pabucunu ters giydiriyorlar ve her olumsuzluktan akıllarını kullanarak kurtuluyorlar. Etraflarındaki her kes saf veya salak. Bir iki iyi adamda çıkıyor ama hep onlar yeniliyorlar. Bunlar sevenleri bencilce kendileri sevdikleri için ayırmakta oldukça uzmanlaşmışlar. Sevenlerde bir ayrılıp bir birleşiyorlar. Hayat işte ne yaparsın?Aaa!!! Az kalsın unutuyordum. Medeni insan olmak için arada içki sigaraya da ihtiyaç var. RÜTÜK falan hak getire. Rahat rahat içki sahneleri masumane bir şekilde dizilere yerleştiriliyor. Canın sıkıldı iç, arkadaşın geldi iç, efkârlandın iç. Bu tüm sorunlarını çözecek.Bu sahnelerin puslandırması falan da artık yapılmıyor. Gerçi yapılmasının da bir anlamı yok. Çünkü her kes o pusun arkasında kalanı düşünüyor. Bence bu da yeterli zaten.
Değerli okurlarım toplumumuzda kadın cinayetlerinin bu denli artmasında ve önlenememesinde, şiddetin gençler arasında yaygınlaşmasında ve iki kişinin medeni bir şekilde konuşarak da sorunları çözebileceği gerçeğinden insanlar uzaklaşmaktalar.  Adalet sistemi ise gerçekten toplum nezdinde iyice itibarsızlaştı. İnsanlar şikâyetlerini bile ilgili mercilere bir dilekçe yazarak iletmek zahmetine katlanmıyorlar. Çünkü hepimiz çok eminiz dikkate alınmayacağımızdan. Mahkeme yoluyla hakkımızı mı arayacağız? Aylar hatta yıllar sonra gelen adalet,adelet olmuyor maalesef. Sonuç ortada, spor müsabakalarında yenilgiye tahammülsüz taraftar, kendi görüşünde olmayana tahammülsüzlük, kendisi gibi hissetmeyen sevgiliye eşe tahammülsüzlük, çocuğuna, anana, babana, kardeşine tahammülsüzlük. Yüzlerce insan arasında yalnız ve zavallı kalmışlık. Çaresizlik sendromu. Toplum olarak çaresizlik sendromu yaşıyoruz ve diziler aracılığı ile bu çaresizlik çaktırmadan topluma öğretiliyor. Bu yüzden tepkisiz bir toplum haline geldik.
Değerli okurlarım hep birlikte bu duruma bir dur demenin zamanı geldi. Bu 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramını milat ilan edelim ve dizileri protesto edelim. Artık bu abuk dizileri ve evlenme programlarını izlemeyelim. Bizi eğlendirirken düşündüren ve bilgilendiren, medeniyeti öğreten, edebi, saygıyı öğreten, büyüklerini sayan küçüklerini seven ve koruyan kahramanların yer aldığı kaliteli dizi talebimizi iletelim.
Tüm gençlerin Gençlik ve Spor Bayramlarını kutluyor, düşünmeyi, okumayı, öğrenmeyi seven, medeni insanlar olmasını canı gönülden etmenli ederim.
Y.Doç.Dr. Havva Altunçul
Adli Bilimler Doktoru

TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.