Ahmet Karayün
Faiz sebep, savaş sonuç!
Osmanlı gitti gideli Ortadoğu’da kan hiç durmadı! ABD’nin Afganistan’ı işgaliyle başlarsak, hemen her irili ufaklı Ortadoğu ülkesi bu vahşi katliamlardan payını aldı ve almaya da devam ediyor. Modern görünümlü vahşi kapitalizm canavarı, Osmanlı’nın dilimlenmesi sonucu 64’e bölünen ufak lokma devletçikleri dişlerinin arasında zevkle geviş getirerek öğütmeye devam ediyor. ABD’nin yaptığına (burada siz Batının tamamı olarak düşünün) savaş değil, güçlünün güçsüzü ezmesi demek daha doğru olacaktır.
Allah tarafından lanetlenmiş, peygamber öldüren kavmi bilirsiniz… Şu an Müslüman Ortadoğu’nun en kutsal yerlerinden Kudüs’te bir terör devleti oluşturan İsrail. Peki, küçücük sözde bir devlet nasıl oluyor da koskoca bir bölgeyi kana bulamayı beceriyor ve bu gücü nereden alıyor?
Bakara Suresi 279. ayette Allah, “Eğer faizden vazgeçmezseniz, Allah’a ve Resûlü’ne savaş ilan etmişsiniz demektir.” şeklinde ciddi bir uyarıda bulunuyor. Peki Kur’an-ı Kerim’in tamamında birçok emir ve yasağı belirten Allah, sadece “Allah’a ve peygamberine savaş ilan etmiş olursunuz!” uyarısını neden yalnızca faiz hususunda yapıyor? Bu durum neden bu kadar önemli? Çünkü faiz sadece ekonomi değil, aynı zamanda adalet ve toplum dengesi meselesidir. Bu sistem insanlığı yozlaştırır, savaşlara yol açar, adaleti bozar. En önemlisi şu: Küçük bir azınlık, sermaye ve para gücüyle büyük milletleri oyuncak gibi oynatır.
Yeryüzünde böbürlenerek yürüyen, bozgun ve fesat çıkaran topluluklara karşı, Allah’ın emir ve yasaklarına uyup kâinatı barış yurdu yapmaya çalışan topluluklar var. Siyah-beyaz, iyi-kötü, yaşam-ölüm gibi sayısız misalini türetebileceğimiz zıtlıkları hepimiz biliyoruz. İnsanlar da iki zıt kutba ayrılıyor: Allah’ın yolundan gidenler ve şeytanın yolundan gidenler. Hak ile batılın savaşı her zaman devam ediyor. Başta Osmanlı dedim; onu unutmayalım. Dünyada zaman zaman bazı topluluklar öne geçer ve yönetimi ele alır. Osmanlı gibi bir devlet de görürsünüz, Moğol gibi de. Bir taraf imar eder, diğer taraf yakıp yıkar ve yok eder. Osmanlı’yı 622 yıl ayakta tutan ne idi? Allah’ın şeriatını uyguladığı devlet yönetim sistemi değil mi? Böylelikle neyi görmüş oluyoruz? Allah’ın arzu ettiği yönetim sisteminin, yüzyıllarca 72 milleti tek çatı altında barış içinde nasıl yaşattığını. Komünizm, liberalizm, faşizm, nasyonal sosyalizm, aristokrasi, oligarşi gibi bir yığın insan aklıyla üretilen, denenen ve başarısız olan yönetim biçimlerinin karşısında Osmanlı bir örnektir. Şimdi de kapitalizmin sonuna geliniyor.
Ne demiştik başta; lanetli kavim! İlahi dinlerin tamamı faizi yasaklamıştır. Hristiyanlar bunu esnetti, Yahudiler kendi aralarında yasak ama diğerlerine serbest bırakıyor. Müslümanlar günümüzde aynı hatayı yapıyor. Eğer faiz iyi bir şey olsaydı, kendi aralarında niçin yasaklıyorlar? Bunu da iyi düşünmek faydalı olacaktır.
Gelelim faizin en çok kimin işine yaradığına ve kimi palazlandırdığına. Hemen “Yahudiler” diye mırıldandığınızı sanıyorum. Peki bugünkü savaşların arkasında kim var? Yine mırıldandığınız o kavim. Dünyada bu kadar az nüfusa sahip bu millet nasıl oluyor da ABD, Avrupa Birliği, Çin, Rusya dahil tüm büyük devletleri kukla gibi parmağında oynatıyor? Yine “Sermaye, para gücü!” dediğinizi duyuyorum.
Lafı çok uzatarak sizi sıkmak istemiyorum; aslında çok daha teferruatlı bir yazı olabilir. Lakin günümüz teknolojik aletleri sayesinde okuma ve odaklanma eşiğimiz yok denecek seviyelere indiğinin bilincindeyim. Doğal olarak bunu da yapan yine onlar. Anlatmak uzun mesele.
Faiz bir sömürü aracıdır ve o yüzden ilahi dinler tarafından hoş görülmemiş ve yasaklanmıştır. Zengini daha zengin eden, fakiri köleye çeviren faiz, ne hikmetse günümüz ekonomik sisteminin omurgasını oluşturan doğal bir unsur haline gelmiş, olmadığı takdirde ekonomilerin çöküp dünyanın yok olacağı şeklinde bir algıyla hayatın her alanına sokulmuştur. Faiz güçlüyü büyütür, güçsüzü ezer! Faiz, fakirin zamanını ve emeğini ipotek altına alır; görünmez bir kira gibi, her ay hayatından bir pay keser.
Faiz sayesinde büyüyüp serpilen bir avuç bozguncu kavim, koca koca milletleri şekilde yönetip savaşlar çıkarmaya devam edecek. Ülkelerin küçük devletçikler haline getirilmesi bu canavarlara halk kitlelerini istedikleri gibi yönlendirme ve istemedikleri yöneticileri darbe ile indirip kendi adamlarını başa getirme noktasında büyük kolaylık sağlıyor. Müslümanlar tek çatı altında bir hilafet sancağında toplanabilse (Osmanlı örneği) bunu başarması kolay olmayacaktır. Allah’ın buyruklarının tam tersini yaparak şeytan ile birlikte Allah’a savaş açanları besleyen, büyüten ve onlara güç veren mekanizma: faiz! Allah bu nedenle Müslümana diyor ki, “Faize bulaşırsan eğer, hak ile batılın mücadelesinde şeytanın tarafında olup Allah ve peygamberine karşı savaş ilan etmiş olursun!” İnsanın kendi eliyle büyüttüğü canavar insanlığı yok ediyor. Faiz savaşlara neden oluyor.
Osmanlı’yı unutmayın demiştim ya hani, oraya da farklı bir bakış açısıyla bakmakta fayda var. Altı asır boyunca devam eden Allah’ın hükümleriyle yönetilen bu devlette faiz yoktu. Hükmettiği topraklarda, Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarında, her inanç için kutsal olan Kudüs’te, onlarca millet ve inanç yüzlerce yıl barış ve huzur içinde yaşadı. Peki Osmanlı ne zaman faize bulaştı? 1854 yılında ilk faizli dış borcunu aldı ve savaşın cephesi farklı bir boyuta taşındı. Faiz sarmalına kapıldı ve borçların faizini kapatabilmek için yeniden borçlar alıp faizi ödeye ödeye bitiremedi; insanlık adına üzücü sonuç yaşandı: 1918’de dünya sahnesinden çekildi. Faize bulaştıktan 64 yıl sonra yıkıldı. Belki yine de yıkılacaktı ama bu durum yıkılışını hem hızlandırdı hem de mukadder kıldı.

Yazar: Ahmet Karayün
Anahtar Kelimeler: ahmet karayün yazıları, faiz, savaş, kapitalizm, sömürü sistemi, adalet, ekonomik düzen, güç dengesi, küresel sistem, sermaye gücü, Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi 279, Allah’ın emirleri, haram ve helal, ilahi adalet, hak ile batıl, şeytanın yolu, ümmet bilinci, hilafet, Osmanlı İmparatorluğu, Ortadoğu, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail, Afganistan’ın ABD tarafından işgali, küresel güçler, emperyalizm, böl-parçala-yönet, dış borç, 1854 Osmanlı borçlanması, faiz sistemi eleştirisi, borç sarmalı, finansal kölelik, gelir adaletsizliği, zengin-fakir uçurumu, para politikaları, küresel finans düzeni, güçlünün güçsüzü ezmesi, katliam, işgal, savaş politikaları, küresel manipülasyon, medya ve algı yönetimi, toplumsal yozlaşma, ahlaki çöküş, insan doğası, iktidar mücadelesi, medeniyet çatışması, faiz sebep savaş sonuç, görünmez sömürü, finansal kölelik düzeni, küresel sistemin karanlık yüzü, adaletin çöküşü


