Tarih: 17.02.2026 14:02 Güncelleme: 17.02.2026 14:02

Gündoğdu YILDIRIM

Gerçekleri Konuşabilmek

Ne desen, ne etsen, ne konuşsan sıkıntı. Kurduğun her cümlenin altında mutlaka bir alt niyet, bir fesatlık aranır. Şöyle rahat bir cümle kurma, doğru bilgileri dile getirme şansın yok. Bu ülkede sanırım en zor iş gerçekleri konuşabilmek.

Birileriyle konuşurken kurduğun her cümlenin iyice düşünülmesi, tartılması ve ona göre söylenmesi gerekiyor. Doğal bir konuşmadan elli tane mana çıkarmak galiba bize has bir durum.

En kötüsü ne biliyor musunuz?

Tarihi bir tespit yapmaya kalksanız başlıyorlar.

Sen ne demek istiyorsun?
Senin maksadın ne?
Sen kasıtlı yapıyorsun bu yorumu.
Bizi gömüyorsun.

İyi de tarihin gerçeklerini olduğu gibi konuşmak, anlatmak, ne ise onu dile getirmek ne birilerini gömmektir ne de kötülemektir.

İnanın, “Cumhuriyet 1923’te kuruldu.” demekten bile korkuyor insan. Acaba bunun altında bir kötü niyet aranır mı diye düşünüyorsun. Rahat rahat Osmanlı’yı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş hikâyesini konuşmakta bile zorlanıyoruz.

Ne konuşacağız?
Nasıl konuşacağız?

Köylüler üzerine bir tespit yapmaya gör, hemen başlıyorlar.

Köylülere ne demek istiyorsun?
Sen köylülere cahil mi diyorsun?
Köylüler medeniyetten uzak mı dedin?

Demek istediğim bir şey yok. Sadece köylülerle ilgili tarihi ve sosyolojik gelişmeleri anlatmaya çalışıyorum. Bir tespit yapıyorum. Bir tahlil ortaya koyuyorum. Sosyolojik, felsefi bir bakış açısıyla meseleyi ele almaya çalışıyorum. Yapılmak istenen hepsi bu.

Sonuçta köylüler kırsalda yaşayan insanlardır. Kendilerine göre bir kültürleri ve yaşam şekilleri vardır. Şehir kültürüyle yaşayan insanlar değillerdir. Böyle bir tespit yapmak normal değil mi? Bunun neresinde aşağılama var? Bunun neresinde hakaret var?

Avrupa kıtasında pek çok teknik gelişme, buluş ve düşünsel dönüşüm yaşandı. Bu gelişmeler Avrupa ülkelerini ileriye taşıdı. Rönesans, Reform, Sanayi Devrimi, Fransız İhtilali, Coğrafi Keşifler ve daha birçok gelişme.

Neden Avrupa diyoruz?

Bugün kullandığımız pek çok teknolojinin kökeni oraya dayanıyor da ondan. Çin ve Japonya yeni medeniyet havzaları olarak öne çıkıyor. Eski çağlarda Sümerler, Mısırlar vardı. Bunlar tarihi gerçeklikler.

Yok mu sayalım?
İnkâr mı edelim?
Görmezden mi gelelim?

Tarihle ilgili bir şey söylesen birileri çıkıp “Sen ülkemizi küçümseyemezsin.” diyor. Bunun neresi küçümseme?

Biz hâlâ bir meseleyi medeni insanlar gibi konuşabilecek düzeyde değiliz. Bir şey söylesen hemen bir aşağılama, bir saldırı olarak algılanıyor.

Niye saldırı olsun?

Bir yerel yönetimle ilgili bir tespit yaptığında birileri başka yerlere çekiyor. Hoşuna gidiyorsa seninle ilgili güzel cümleler kuruyor, hoşuna gitmiyorsa kişisel ve düşünsel saldırıya geçiyor.

Can Yücel’in bu meseleyle ilgili meşhur bir sözü vardır. Buraya yazmayacağım. Yeri değil.

Bir yerlerden başlamak gerek.

Konuşmalı, hem de her şeyi konuşmalı. Medeni olmanın yolu konuşmaktan geçer. Övmek de yermek de sıradan ve basit insanların işidir.

Dünya ve ülke gerçekleri üzerine elbette tespitler yapabilmeliyiz. Tespit yapılmadan doğrular öğrenilmez. Doğrular öğrenilmeden de bir adım ileri gidilmez.

Artık şu kısır döngüden kurtulalım.

Belli bir eğitim almış insanların bile böyle basit reflekslerle hareket etmesini, karşılıklı bir konu üzerinde sakin ve seviyeli şekilde sohbet edememesini anlamıyorum, anlamak da istemiyorum.

Bilim denilen şey gerçekler üzerine inşa edilir. Gerçekçi olmadan bilim yapılmaz. Gerçekleri konuşmak en büyük cesarettir ve en sağlam bilimsel tutumdur.

Hadi gelin, gerçekleri konuşalım.
Durum tespiti yapalım.

Ne dersiniz?

Yazar: Gündoğdu Yıldırım

Anahtar: gerçekleri konuşmak neden zor, Türkiye’de ifade özgürlüğü var mı, tarihi gerçekler nasıl konuşulmalı, sosyolojik tespit nedir, medeni tartışma nasıl yapılır, bilim ve gerçek ilişkisi nedir, Gündoğdu Yıldırım kimdir,


TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.