Hakikatin Sessiz Nöbeti 10 Ocak
10 Ocak, takvim yapraklarında sıradan bir gün gibi görünse de, bu ülkenin hafızasında ağır bir anlam taşır. Çünkü 10 Ocak, yalnızca Çalışan Gazeteciler Günü değildir. Aynı zamanda gerçeğin peşinde koşmanın, tanıklık etmenin ve çoğu zaman bedel ödemenin hatırlandığı bir gündür.
Gazetecilik, dışarıdan bakıldığında bir meslek gibi algılansa da gerçekte bir duruştur. Kalabalıklar susarken yazabilme cesareti, karanlıkta kalan bir sesi duyurabilme gayreti, unutulmak isteneni kayda geçirme sorumluluğudur. Gazeteci, olup biteni sadece aktaran değil, toplumun hafızasını diri tutan kişidir. Bugün konuştuğumuz pek çok gerçeği, dün birilerinin not defterine düşmesi sayesinde biliyoruz.
Bu meslek, çoğu zaman konforlu alanlarda icra edilmez. Sıcak bir ofiste değil; enkaz başında, yağmur altında, yangının dumanında, savaşın gölgesinde yapılır. Gazeteci, herkesin kaçtığı yere gider. Çünkü orada bir hikâye vardır ve o hikâye anlatılmayı bekler.
6 Şubat depremleri, bu ülkenin yaşadığı en büyük felaketlerden biri olarak hafızalara kazındı. O gece sadece şehirler yıkılmadı. Umutlar, anılar ve hayatlar da enkaz altında kaldı. O enkazların başında ise yine gazeteciler vardı. Kimi kamerasıyla, kimi kalemiyle, kimi sesiyle.
Ne yazık ki görevlerini yaparken ya da depremin doğrudan etkisiyle hayatını kaybeden gazeteciler de oldu. Onlar, haberin konusu olmadılar; haberin kendisi oldular. Bir satır daha yazamadan, bir kare daha çekemeden aramızdan ayrıldılar. Bugün 10 Ocak’ta, depremde vefat eden tüm gazetecileri rahmetle anmak, onların emeklerine, cesaretlerine ve geride bıraktıkları tanıklıklara saygının bir gereğidir.
Onların bıraktığı yerden devam eden meslektaşları ise hâlâ aynı sorumluluğu taşıyor. Zor şartlar altında, çoğu zaman yetersiz imkânlarla ama güçlü bir vicdanla. Gazetecilik, alkış için değil, doğru için yapılır. Okunmak kadar anlaşılmak, görünmek kadar güven vermek önemlidir. Bir gazetecinin en büyük sermayesi, kalemi, kamerası ya da mikrofonu değil; güvenilirliğidir.
Toplumun doğru bilgiye ulaşma hakkı, gazeteciler sayesinde hayat bulur. Bu nedenle gazetecilik, sadece bireysel bir uğraş değil, kamusal bir sorumluluktur. Yanlış bilginin hızla yayıldığı bir çağda, doğruda ısrar etmek her zamankinden daha kıymetlidir.
10 Ocak, gazetecilerin sorunlarını hatırlamak kadar, bu mesleğin neden vazgeçilmez olduğunu da düşünmek için bir fırsattır. Gazetecilik yoksa hafıza zayıflar, gerçek bulanıklaşır, toplum karanlıkta kalır. Elbette 10 Ocak’ta söylenen güzel sözler, paylaşılan mesajlar kıymetlidir. Ancak gazeteciliğin değeri sadece bir güne sığdırılamaz. Bu meslek, her gün yeniden sınanır. Her sabah “Bugün neyi yazmalıyım?” sorusundan önce, “Bugün neyi görmezden gelmemeliyim?” sorusuyla başlar.
Bugün, depremde yitirdiğimiz gazetecileri rahmetle anarken, hayatta olanlara da bir selam göndermek gerekir. Zorluklara rağmen mesleğini onuruyla sürdüren, gerçeğin izini bırakmayan, suskunluğa teslim olmayan tüm gazetecilere.
10 Ocak, bir kutlamadan çok bir hatırlatma günüdür. Gazeteciliğin ne kadar zor, ne kadar hayati ve ne kadar insani bir görev olduğunu hatırlatan bir gün. Ve belki de en önemlisi şu: Hakikat, birileri yazdığı sürece yaşar.
Yazar: Mustafa Ceylan
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedir, gazetecilik neden önemlidir, gazeteciler toplum için ne yapar, 6 Şubat depreminde gazetecilerin rolü neydi, hakikat neden yazılmalıdır, basın özgürlüğü neden hayati, Mustafa Ceylan köşe yazısı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.