İdeolojilerin Gölgesinde Bir Analiz…
Siyonizm Ve Faşizm Kavramsal Bir Mukayese
Modern dünyaya baktığımda şunu net görüyorum. Ulus devletlerin inşasıyla birlikte kimlik, toprak ve aidiyet kavramları yeniden tanımlandı. Ancak bu tanımlar çoğu zaman masum kalmadı. Bazı ideolojiler, kendi varlığını başkasının yokluğu üzerine kuran dışlayıcı bir mekanizmaya dönüştü. Siyonizm ve faşizm arasındaki benzerlik tartışmaları da tam olarak bu dışlayıcı milliyetçilik zemininde anlam kazanıyor.
Faşizmin temelinde belirli bir ulusun ya da ırkın üstün olduğu fikri vardır. Devlet, bu üstünlüğü korumak için vardır. Siyonizmin bazı radikal yorumlarında da benzer bir anlayışla karşılaşıyorum. Coğrafi bir bölge, yalnızca belirli bir dini ya da etnik grubun doğal hakkı olarak tanımlanıyor. O topraklarda yüzyıllardır yaşayan insanlar ise yabancı ya da geçici olarak görülüyor. Bu noktada devlet, evrensel insan haklarının değil, etnik bir kimliğin bekasının aracı haline geliyor.
Faşist ideolojinin en güçlü anlatılarından biri kan ile toprak arasında kurulan mistik bağdır. Halk ve vatan, kutsal bir bütün olarak sunulur. Siyonist anlatıda da binlerce yıllık kopuştan sonra toprağa dönüş fikri yalnızca siyasi bir göç değil, kutsal ve tartışılmaz bir hak gibi gösterilir. Bu yaklaşım, toprağın üzerindeki güncel gerçekliği ve orada yaşayan diğer halkların varlığını görmezden gelme riskini beraberinde getirir. Toprak, yaşayan insanlardan koparılarak kutsallaştırılır.
Faşizm, varlığını sürdürebilmek için sürekli bir iç ve dış düşman üretir. Toplumu bu korku üzerinden diri tutar. Siyonizm ise tarihsel travmaların etkisiyle mutlak güvenlik arayışını merkeze alır. Ancak bu güvenlik anlayışı zamanla karşı tarafı tamamen mülksüzleştiren, duvarlarla ayıran ve askeri tahakkümü normalleştiren bir yapıya dönüştüğünde, otoriter baskı aygıtlarıyla kurulan benzerlikler inkâr edilemez hale gelir.
Faşist rejimlerde hukuk, gerçek vatandaş ile tehlikeli unsur arasındaki sınırı kalınlaştırır. Günümüzde Siyonizmin uygulama alanında, özellikle yerleşim politikaları ve farklı hukuk düzenleri üzerinden, etnik temelli bir ayrıcalık sistemi oluştuğu görülmektedir. Bu yapı, eleştirmenler tarafından etnik demokrasi ya da apartheid olarak tanımlanmakta ve faşizmin dışlayıcı doğasıyla güçlü bir benzerlik kurmaktadır.
Benim vardığım sonuç şudur. Siyonizm ve faşizm farklı tarihsel koşullarda ortaya çıkmış olabilir. Motivasyonları ve çıkış noktaları aynı değildir. Ancak kutsanmış bir ulus, vadedilmiş bir toprak ve mutlak öteki kavramları etrafında benzer bir otoriter zeminde buluşabilmektedirler. Bir ideoloji kendi kurtuluşunu bir başkasının felaketi üzerine inşa ediyorsa, orada adaletten değil, gücün ve dışlamanın dilinden söz edilir. Bu dil, hangi isimle konuşursa konuşsun, insanlığa aynı karanlığı vaat eder.
Yazar: Mustafa Kaplan
Siyonizm faşizm benzer mi, faşizm nedir kısa analiz, Siyonizm eleştirisi neden yapılıyor, ideolojiler neden dışlayıcı olur, İsrail politikaları faşizm mi, etnik devlet anlayışı nedir, Mustafa Kaplan ideoloji yorumu,
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.