Ferhat YILDIRIM
İlber Hocanın Ardından Cahilliğe İnat Yaşamak
Türkiye sadece bir tarihçisini değil, bir devrin yaşayan hafızasını ve sarsılmaz bir entelektüel kalesini ebediyete uğurladı. İlber Ortaylı hocamızın vefatı kalbimde hem derin bir hüzün hem de onunla paylaşılan akademik mesainin getirdiği mağrur bir onur bıraktı. Onu son yolculuğuna uğurlarken zihnimde yıllar öncesinin Galatasaray Üniversitesi koridorları ve o bitmek bilmeyen ilim sohbetleri yankılandı. Hocamızın gidişiyle sanki kütüphanelerimizden en kıymetli yazma eser çekilip alınmış gibi bir boşluk oluştu.
Akademik yolculuğumun en meşakkatli dönemlerinden birinde, Türklerde cihan hâkimiyeti ve Osmanlı’da kardeş katli meselesi üzerine yoğunlaştığımda kendisinden destek istemiştim. Henüz 396 sayfalık o devasa tez dosyasını tamamlamadan önce kapısını çaldığımda beni her zamanki o babacan ama disiplinli tavrıyla karşılamıştı. Kendi hocası büyük Halil İnalcık’tan devraldığı mirası bir meşale gibi önüme tutarak bana bazı özel kaynakları ve alıntıları adres göstermişti. O gün verdiği o kıymetli referanslar sadece tezi değil, benim tarih vizyonumu da şekillendirdi. Hem öğrencilik yıllarımda aldığım derslerde hem de bugün bir akademisyen olarak kürsüde verdiğim derslerde hocamızın üzerimdeki emeği her satırda ve her cümlede kendini hissettirir.
Bir gün Galatasaray Üniversitesinde baş başa verdiğimiz bir sohbette kendisine bu ülkedeki o bitmek bilmeyen kutuplaşmadan ve sığ tartışmalardan dert yanmıştım. Sayın hocam, millî bir günümüzde millî bir kelam etsek veya paylaşım yapsak, farklı görüşte olanlar tarafından sert tepkilere maruz kalıyoruz demiştim. Öte yandan dinî bir bayramımızda veya kutsalımızla ilgili bir paylaşımda bulunsak, bu kez farklı bir bakış açısına sahip dar bir çevre tarafından yine hedef alınıyoruz diye eklemiştim. Neden bu güzel ülkemizde bu tür kırıcı durumlara maruz kalıyoruz diye sorduğumda bana o kendine has üslubuyla tek bir cümlelik sarsıcı bir cevap vermişti.
“Hepsi cahillik…”
Bu iki kelime aslında bu coğrafyanın en büyük sorununun en net ifadesidir. Bilginin yerine sloganların, hakikatin yerine öfkenin konulduğu bir iklimde İlber Hocamız her zaman aklın ve belgenin sesi oldu. Bizler bu zor coğrafyada kendini yeterince yetiştirememiş ve nezaket konusunda eksik kalan yaklaşımlara rağmen hocamızın bize öğrettiği o dik duruşla yaşamaya devam edeceğiz. Onun mirasını gelecek nesillere layıkıyla aktarmak ve o cehalet duvarlarını ilimle aşmak artık bizlerin boynunun borcudur.
Vefat haberini aldığım gün tesadüfen üniversitede dersim vardı. Derse girdiğimde o ağır hüznü öğrencilerimle paylaşmak ve akil bir ilim insanı olan hocamızın kim olduğunu onlara bir kez daha hatırlatmak istedim. Sınıftaki akıllı ekranlarda hocamızla ilgili kısa bir videoyu hep birlikte izledik. Duygusal bir atmosferde başlayan dersimizi onun bize her zaman öğrettiği o eşsiz bilgi aktarımı disipliniyle sürdürdüm. Bilginin yanında insan olabilmeyi, adaleti ve vicdanı da dersimin merkezine koyarak hocamızın aziz hatırasını sınıfımızda yaşatmaya özen gösterdim. Bir akademisyen olarak en büyük görevimin, onun meşalesini devralacak olan bu dimağlara sadece akademik verileri değil, adaleti, insan olmayı, sevgiyi ve o dik, vakur duruşu da aşılamak olduğunun bilinciyle dersimizi tamamladık.
Cenaze töreninde KADKON Başkanı Betül Gülbahar hanımefendi ile birlikte hocamızın o özel tablosunu sevenlerine sunmak benim için hüzünlü bir teselli oldu. Bu eşsiz eserin mimarı olan Azerbaycanlı sanatçı Coşqun Hümbətov, hocamızın o karakteristik bakışlarını ve entelektüel derinliğini fırçasıyla tuvale etkileyici bir şekilde yansıtmış. Azerbaycanlı bir sanatçının Türk dünyasının bu büyük değerini resmetmesi aslında tezimde de işlediğim o cihan hâkimiyeti ve ortak millî değerler vurgusuyla tam bir uyum sergiliyor. Hocamız sanatçının bu ustalığını ve tablonun henüz çerçevelenmemiş hâlini görüp çok beğenmişti ancak o görkemli çerçeveli hâlini görmek maalesef kendisine kısmet olmadı. Sevenlerine o tabloyu ilk kez gösterme ve bu manevi yükü taşıma görevinde emeğimin bulunması bu vedayı benim için çok daha anlamlı kıldı.
Güle güle sayın hocam. Açtığınız yolda, gösterdiğiniz kaynaklarda ve bizlere bıraktığınız o eşsiz entelektüel mirasta ilmin ışığını yakmaya devam edeceğiz. Sizin deyiminizle o bilgisizlikten beslenen kalabalıkların gürültüsüne inat, hakikatin ve tarihin sesini her zaman daha gür çıkaracağız. Mekânı cennet olsun.
Anahtar Kelimeler: Nezir Karayün yazıları ,ferhat yıldırım kimdir, İlber Ortaylı kimdir, İlber Ortaylı neden önemli, akademik miras nedir, cehaletle mücadele nasıl olur, tarih bilinci neden önemlidir, entelektüel miras nasıl korunur, eğitimde değer aktarımı nasıl olur


