Tarih: 22.10.2011 17:10 Güncelleme: 22.10.2011 17:10

Ahmet Karayün

Tıpkı toprağa serpilen bir tohum gibidir insan oğlu da… Ana rahmine düşer ve gelişir. Onlarca evreden geçtikten sonra doğar ve hayata göz kırpar. İlkbahar da yeşeren yapraklar gibi, açan çiçekler gibi “merhaba” der hayata…
 
Her yıl yepyeni bir “İlkbahar’a Merhaba” demenin dayanılmaz cazibesinin hiçbir zaman bitmeyeceğini sanır hep.
 
Baharları her zaman sevmişimdir… İlkbaharla beraber cana gelen doğayı seyretmeyi, çiçek açan ağaçları, larvalarından çıkmaya hazırlanan hayvanları, kozasını terk edip kelebeğe dönüşen tırtılları, yeşil çimenlerin arasından kafalarını çıkaran kır çiçeklerini, güneşin tam kızdırdığı anda serinleten bahar yağmurlarını, havayı saran toprak kokularını çok severim.
 
Kışın tüm soğuğuna, çetin şartlarına rağmen, İlkbahar’da yeniden hayat bulan doğayı görünce, ilahi kudrete bir kez daha hayran kalırım. Derken İlkbahar’ın ardından yaz gelmesi müthiş bir şeydir... Ağaçlardaki çiçeklerin yerlerini rengarenk, mis kokulu, binbir mineral ve vitaminle bezeli meyvelere bırakması, bunu her yıl düzenli olarak tekrarlaması olağanüstüdür.
 
Çok sevdiğim bir ablamın, ablası hayatının baharında kansere yenik düştü. Bu vesile ile geçtiğimiz gün cenazesine katıldım. Cenaze namazının ardından tabutu omuzlayıp, mezarlığa kadar yürüdük. Herkes yoğunlaşmış bir duygusallık yaşadı.
 
Özellikle “Genç Ölümler” daha bir acı oluyor. Ölen kişinin yaşı genç olunca, sanki ölmemesi gerektiği, daha çok erken olduğu, bir anda bırakıp gittiği hissine kapılıyor insan.
 
Mezarlığa geldiğimizde ince ince yağan yağmur ve mezarlar arasından yükselen dua sesleri havaya daha bir hüzün katıyordu.
 
Mezarlığa doğru yürüdüğümüzde hiç kimsenin yapmadığını yapıp, tam yokuşa geldiğimizde ardıma dönüp, oluk oluk akan kalabalığa bakarak, “Ne kadar da seveni varmış” dedim. Ve sonra düşündüm de, aslına bakarsanız ardımızdan söyletmemiz gereken bu kısa cümleden başka bir şey olmadığı kanısına vardım. Bunu başardığı için, onun adına sevindim.
 
Mezarlığın etrafını saran kalabalığa baktığımda bir yığın tanıdık sima olduğunu gördüm. Herkeste bir hüzün vardı… Özellikle orada ki insanların kendileriyle hesaplaştığını hissettim. “Acaba” dediklerini duydum, gönül kulaklarımla. “Acaba biz de bir gün omuzlar üstünde buraya gelecek miyiz?” sorusunu sorup, herkesin ürktüğünü hissettim.
 
O soğuk toprağa yatırılan kefene sarılı bedenimiz acaba olanları hissedecek miydi? Acaba herkes mezarlığı terk eyleyip evine döndüğünde ki yalnızlık ve sessizlik nasıldı? İşte herkesin aklından geçen sorular bunlardı.
 
Mezarlıkta ki bazı ağaçların çiçek açmaya başladığını gördüm ve en çok da ilkbaharı göremediğine üzüldüm. Belki nice baharlar gördü, geçirdi… Ama bu baharı göremedi. İşte benim takıldığım nokta buydu.
 
Tüm baharlarımızın tadını, son baharımız olacakmış gibi doyasıya yaşamalıyız bence. Piknik yapmaya gitmeli, çiçek toplamalı, kırlarda koşmalı, toprağı avuçlayıp, kokusunu ciğerimize çekmeliyiz. Büyük şehirlerin bize unutturduğu doğamızla her ilkbahar da sonuncuymuş gibi sevişmeliyiz.
 
“Her canlı mutlaka ölümü tadacaktır” diyen ilahi kudret, ne kadar da haklı değil mi? Ölüm, sanki bizim kapımızı hiç çalmayacakmış gibi düşünüyoruz. Sanki gençlerin, çocukların, bebeklerin hiç ölmediğini sanıyoruz.
 
Ölen yakınlarımızın ardından döktüğümüz göz yaşlarına engel olmak tabi ki zor… Ama onların, geride kalan sevdiklerinin üzülmesini istemediğini, akıttığımız yaşların onların ruhuna sıkıntı verdiğini unutuyoruz.
 
“ÖLÜM; YALNIZCA, YENİ BİR BAŞLANGIÇTIR!” işte bunu bilmiyoruz. Ölmek; yeni bir hayata merhaba demek, ölmek; emanetçi olduğumuz dünyadan baki olana geçmek demek, ölmek; yok olmak değil sonsuza dek var olmak için geçirdiğimiz bir evre demek.
 
Güzelim bahar mevsimine girdiğimiz şu günlerde, size ölümü hatırlatıp, içinizi kararttım değil mi? Ama ne yapalım ki hayatın gerçekleri bunlar…Hem unutmayın ki; “Ölüm size şah damarınız kadar yakındır!”
 
Hoş ve sevgiyle kalın.

TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.