Tarih: 24.06.2021 09:32 Güncelleme: 24.06.2021 09:32

Mustafa KAPLAN

İşsizliğin Önlenemez Yükselişi

Liyakat Sisteminde bir dejenerasyonun söz konusu olması ülkenin sosyal, kültürel ve ekonomik yönden olumsuz etkilenmesini gündem konusu yapabilir.

Günden güne artan işsizlik sorunu ve bu sorunla baş etmeye çalışan gençlerin girecekleri işlerde nitelik ve koşul gözetmeksizin tereddütsüz başvuruları cidden düşündürücü...

Çeşitli ekonomik sıkıntılar içinde, zorluklarla boğuşa boğuşa okudukları okullardan mezun olan gençlerin; kendi bölümleri dışında başka işlere yönelmesi, gelecek için pekte iç açıcı gibi görünmüyor.

Dün haberlerde, çeşitli fakültelerde okuyup mezun olmuş gençlerin; zabıta olmak için sıra sıra dizilerek belediyelere başvurularını içim yanarak izledim... Oysa bunların içinde Kaymakam, Vali ve buna benzer görevlerde bulunabilecek liyakat sahibi nice gençlerimiz vardır.

Yanlış anlaşılmasın!. Her meslek gibi zabıtalık ta güzeldir kuşkusuz... Burada ifade etmek istediğim; herkesin mümkün mertebe okudukları ve mezun oldukları bölümlerde işe girip çalışmalarıdır. Bunun bu şekilde tezahürü, ülke için daha yararlı olamaz mı?

Bir diş hekiminin bir göz kliniğinde çalıştırılması veya bir Türkçe öğretmeninin matematik derslerine girmesi ne gibi yarar sağlar bilemiyorum.

Siz bir kimyageri bir hastanede hademe yaparsanız, size bölümüne ait elde ettiği bilgilerini değil; çalıştığı yerin temizliğini, paspas yaptığı yerlerin hijyenini yansıtır ancak...

Düşünün bir kere!. Zor koşullarda bir fizikçi yetiştiriyorsunuz... Mezun olunca bu kardeşimiz tahsil ettiği bilgileri kendi ülkesinin yararına kullanması gerekirken; bunu tatbik edecek bir alan bulamıyor olması sizce nasıl bir mantıktır?

Geçenlerde bir alışveriş merkezine girmek üzereyken; uzun boylu, genç bir güvenlik görevlisine 'neden polisliğe müracaat etmiyorsun? “diye sorduğumda: “Coğrafya Fakültesinde mezun olduğunu, ataması yapılmadığı için mecburen bu işte çalıştığını söyledi. Bu ve buna benzer daha nice gençlerimiz şu an böyle işlerde çalışıyor.

Yanlış anlaşılmasın! Biraz sonra anlatacaklarıma binaen, kendimi bir bilim adamı olarak deklere edecek değilim. Bilim adına da konuşmuyorum... Sadece beynimizin bazı hal ve şerait içinde bizlere oyunlar oynayabileceğini herkes gibi bende biliyor ve söylüyorum. Bazen mecburiyet hâsıl olduğunda, insan sevmediği bir şeyi sevmeye başlar... Mesela, bir teşekkül içinde mücbir sebeplerden dolayı yer almış birinin, zamanla okuyup, öğrendiği bilgileri tamamen yahut kısmi olarak unutacağı; daha önce kabullenmediği bir işi veya mesleği yavaş yavaş benimsemeye başlayacağı ile ilgili tahmin yürütmek zor olmasa gerek.

Umarım, yukarıda bahsettiğim gibi bu tersyüz edilmiş liyakat sistemi asli konuma getirilerek, herkes hak ettiği statüde yerini almış olur.


TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.