Tarih: 22.10.2011 14:45
Güncelleme: 22.10.2011 14:45
Ahmet Karayün
Başıma gelenleri ne siz sorun ne ben söyleyeyim… Geçtiğimiz gün yoğun iş temposu sonunda kendimi eve zor attım. Tam soyunup, dökünüp, film izlemek üzere ayaklarımı uzattığım anda telefonum çaldı. Arayan halamdı. Halamın oğlu acemi birliğinden dağıtım iznine gelmişti ve o gece saat 23:00’te usta birliğine teslim olmak üzere yola çıkacaktı. Ben bir gün sonra gideceğini biliyordum. Bir değişiklik olmuş… Her neyse. Üzerime bir şeyler alıp, Mimarsinan’dan Beylikdüzü’ne hareket ettim. Otobüsten 10 dakika önce oradaydım.
Otobüs E-5’in kenarından kalkacağı için, bende hemen hemen 50 metre geriye bırakıp, askeri uğurlamak üzere aracımdan ayrıldım. Yaklaşık 10-15 dakika içinde araca bindirip yolladık. Öpüşüp, kucaklaşıp iyi geceler dileklerimizi sunup, arabamın başına döndüm.
DÖNMEZ OLAYDIM, GÖRMEZ OLAYDIM
Bir de ne göreyim benim arka sağ kapının camı yerlerde yatıyor. Açıkçası ilk anda nasıl tepki vereceğimi bilemedim. Dondum, kaldım. Sonra çantam aklıma geldi. “Eyvaaah” dedim. Ama iş işten geçmişti. Fotoğraf makinem, ses kayıt cihazım, özel evraklarım, belgelerim çantamla beraber gecenin karanlığına karışmıştı.
ÇAĞIR GELSİN JANDARMA
Hemen ilk iş güvenlik güçlerini aradım. Beylikdüzü Jandarma bölgesi olduğundan 156’yı arayıp kaydımı verdim. Yaklaşık 40 dakika sonra jandarma olay yerine intikal etti. Daha sonra jandarma karakoluna geçip, ifade verdim. Sağ olsunlar görevli komutanlar çok ilgilendiler. Benimle birlikte onlar da üzüldü. Ama giden geri gelmez… Onlar da bunun bilincindeydi. En azından kimliklerim vs. bir yere atılırsa benimle irtibata geçeceklerdi.
BEŞ DAKİKADA BEŞİKTAŞ
Adamlar o kadar hızlı iş bitirmişlerdi ki… Şaştım kaldım doğrusu. Bundan çıkaracağımız ders E-5 üzerinde araba bırakmamak ve özellikle çanta ve değerli eşyalarımızı yanımıza almak. 23:00’te evime dönecekken, gece 02:00’de yatağıma ancak kavuşabildim. Bu sevgili hırsız arkadaşlar malımı gasp ettikleri gibi, uykumu, huzurumu ve psikolojimi de çalmışlardı. Makinem iyi bir makineydi. Umarım üzerine oturduklarında işlevini layıkıyla yerine getirir. Ben makineme güveniyorum. O işini bilir. Ayrıca o helal maldır, döner dolaşır yerini bulur.
BİR BAŞKASININ OLANI ÇALMAK
Bir başkasının didinip, çalışıp, zorlanarak aldığı bir malı elini kolunu sallayarak çalıp gitmek… Gerçekten de hoş görülmez, kabul edilmez bir davranış. Bu uzun uzun bir köşe konusu. Bu nedenle fazla derine inmek istemiyorum. Gelelim hırsızlık gecesine geri. Jandarma karakolunda ifade verirken halimize üzülüyorduk. Derken görevden gelen bir komutan diğer komutana, delinin biriyle uğraştıklarını, yaşlı bir kadının donunu indirip kaçtığını söyledi. Ağlasam mı gülsem mi şaşırdım doğrusu… Sonra kıçımdaki dona şükretmeye başladım. Bu hırsızlık cezasının ağırlaştırılması gerektiği kanaatindeyim. Parmaklarını yada ellerini kesmeyiz ama yıllarını kodeste geçirmelerini sağlayabiliriz.
ÜÇ DEĞİL, BEŞ DEĞİL, ONLAR…
Beylikdüzü E-5 karayolu üzerinde bulunan Plaza İş Merkezi’nin önünde cereyan eden bu olay, daha önce bir çok kere yaşanmıştı. Bir noktada defalarca bu tür olayların yaşandığını gören güvenlik güçleri, oraya bir tedbir düşünmez mi? Bir çok büyük alışveriş merkezi, iş merkezi, hastane ve yüksek katlı binanın bulunduğu bu cazibe merkezine kimin gidip, kimin geldiği belli değil. Tüm otobüs firmalarının Plaza İş Merkezi’nin altında olması, burada yüzlerce insan sirkülasyonunun oluşmasına neden oluyor. Giden gelen yabancının haddi hesabı olmuyor. Olayların da bu noktada cereyan etmesi, güvenlik güçlerine hatta belediyeye tedbirler konusunda büyük görevler düşmüyor mu?.
Beylikdüzü sokaklarının daha iyi aydınlatılması devriyelerin daha sık dolaşması bir nebze de olsa bu olayların önüne geçecektir. Beylikdüzü’nün çok büyük ve dağınık olması, güvenliğini de haliyle zayıflatıyor. Beylikdüzü’nün bu konumu ve artan nüfusu göz önüne alınarak, yeniden bir güvenlik stratejisi geliştirilmesini bekliyoruz.
Hoş ve temkinli kalın…



