Tarih: 22.10.2011 17:31 Güncelleme: 22.10.2011 17:31

Ahmet Karayün

Eskiler iyi bilirler… Bir dönem mahalle aralarında türeyen “Çete”ler vardı. Üç beş kişi bir araya toplanıp, bir çete kuruyor ve kanunsuzluk yapıyorlardı. Çete kültürüne çok yabancı değiliz. “Ayak Bastı Parası”nı duymayan yoktur mesela.
 
Bir mahalleden tesadüfen geçersin ve etrafını saran zibidiler tarafından şiddetle para vermeye zorlanırsın. Gerekçeleri kendi muhitlerinden geçiyor olmandır. Ayak bastı parası, yol geçti parası alırlar. Kanunsuzdur bu yaptıkları. Kendi kanunlarını kendileri belirlemiştir zaten. Bu çete mensuplarından birisini bir yerde tek kıstırsan, alimallah uzun uzağa kaçar ve altına doldurduğu şeyin kokusu bütün semti sarar. Ama tüm çete üyeleri bir aradayken her biri birer aslan parçasıdır.
 
Geçtiğimiz Pazar günü Silivri’den Büyükçekmece’ye geliyoruz. Baktık tatil dönüşü, saat gece yarım olmasına rağmen, trafikte iğne atsan yere düşmüyor. Gıdım gıdım gidiyoruz. Selimpaşa’ya gelince, madem trafik çok sıkışık, “girelim paralı yola da oradan kestirme gidelim” dedik.
 
Otobana girdik… Girmez olaydık. E-5’ten daha da beter. Burada gıdım gıdım da ilerleyemiyoruz. OGS’den gluk gluk öttürüp, nakdi hesabına geçiren devlete biraz kalay geçtim. “Bu yolun diğer yoldan bir farkı yoksa biz neden para ödüyoruz acaba” diye düşündüm.
 
Bir araba alıyorsunuz… Hikayeye bakın şimdi. Süper hikaye. Arabayı alırken 10 milyarlık araba size gümrüğünden, ÖTV ve KDV’sinden sonra 25 milyara geliyor. Bu kadar vergiyi ödeyip arabanı aldıktan sonra kurtulduğunu sanma sakın. Bundan sonra her 6 ayda bir bandrol vergisi ödeyeceksin. Bu da senelik 1 milyara yakındır.
 
Trafik sigortası yaptırırsın işe yaramaz, bir de kasko yaptırman gerekir. Bunları geç. Devletle alakası yok. Ama bu araba suyla gitmiyor değil mi? Dünyanın en pahalı benzin ve mazotunu kullanıyoruz. KDV, ÖTV her ne haltsa bir de yakıttan ödüyoruz. Lastik değiştireceksin, KDV, arabanı yıkatacaksın KDV, arabanı serviste bakım yaptır KDV, kaza yaptın tamir olacak, parça lazım KDV..
 
Biz bu kadar vergiyi ödüyoruz da, bir de geçtiğimiz yola ve köprüye neden para veriyoruz? Milyonlarca araçtan alınan bütün bu vergileri hesaplamaya benim aklım bile yetmez. Bunca vergi yol yapmaya, yada düzeltmeye yetmiyor mu? Delinin biri kuyuya taş atar da bütün akıllılar çıkaramaz ya… O misal.
 
Bir hükümet gelmiş, köprü yapmaya kaynağı olmadığı için vatandaştan toplamış parayı. “Köprünün masrafı çıkana kadar geçiş paralı” demiş. Elin Japon’una yaptırmış köprüyü, gariban Türk milletinin paraları oluk oluk yurt dışına akmış. Türk evlatlarından mühendisler, bilim adamları yetiştiremezsen tabi ki el alemin Japon’unun teknolojisine muhtaç kalırsın. Köprünün üzerinden ne arabalar, ne yıllar akmış geçmiş. Her gelen hükümet de bakmış oluk oluk para akıyor bu geleneği devam ettirmiş.
 
Bazı gelenekler o zamanın şartlarına göre kurallaştırılmıştır. O zaman gerekli olan bir çok kural, yada gelenek bu devirde tedavülden kalkmıştır. Ama insanlar bu gelenekleri körü körüne ısrarla sürdürürler. Neden mi? Alışkanlıktan. Çünkü insan alışkanlıklarıyla yaşar. Bu alışkanlıkları hiç sorgulamayı düşünmez. Bu zamana kadar böyle süre gelmiş, herkes bu köprüye para vermeye alışmış. O zaman gölü bulandırmamak lazım değil mi? Benimkisi de iş olsun işte. Şimdi bu otoban ve köprülerden alınan paralara bir sürü kılıf uydurmuşlardır. Emin olun bir çoğu da “İstanbul’a olan göçü engellemek için pahalı bir şehir olması gerek. Bu nedenle parası olan yaşasın İstanbul’da, önüne gelen girmesin” diyecekler. İstanbul’un göçünü engellemek demek, sadece parası olana yaşama hakkı tanımak demek değildir beyler.
 
Hoş ve sevgiyle kalın.

TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.