Bir çift evde hazırladığı iki kişilik sandviç ile sabah erken saatte yola koyuldular. Biraz yol aldıktan sonra manzaranın tadını çıkarmak ve sandviçlerini yudumlamak için mola verdiler.
Geldikleri yer sahil kenarıydı sandviçlerini çıkardılar tam bir lokma alacaklardı ki bir adam koşarcasına yanına geldi ve abi buraya giriş 30 lira dedi. Kız bir ibare yok neyin parası dedi.
Çocuk, abla burası kamp alanı dedi.
Kız ve delikanlı biz kamp yapmayacağız 10 dakika mola verip yola koyulacağız dedi.
Tamam dediler ve parayı verdiler fakat şaşırmışlardı. Sandviçlerini mideye indiremeden moral bozukluğu ile oradan ayrıldılar. Ne ibare var ne de tabela diyebildiler..
Günün tadını bozan verilen para değil, insana verilen değerdi.
İnsanların sosyalleşebileceği alanları daraltmak ve iyi bir hayat yaşayabilmek adına her zaman bir bedel ödetmekti.
Bu çiftin çocukları vardı?
Haftasonu onları eğlendirmek ve onlarla zaman geçirebilmek adına hafta sonu faaliyet yaratmaya çalışıyorlardı. Çocukların en sevdiği şey oyun alanlarıydı. Oyundan sonra yemek istedikleri patates burger oluyordu. Arasıra yapılan bu tarz kaçamaklar çocukların en sevdiği şeylerdi. Bunların hepsini barındıran yerler büyük alışveriş merkezleriydi. Yaşam tarzının değişimi ile bunların hepsi tüketime yönelten para tuzakları olduğunu anlayacaklardı.
Yasadadığı şehir büyük şehir ise ödeyeceği bedeller daha büyük oluyordu. Hafta içi işin yorgunluğunu atabilmek adına hafta sonu yapılan faaliyetler de farklılaşıyordu.
İnsanlardan kaçmak, aile ile güzel zaman geçirmek adına hava da güzelse kimse evde oturmak istemez.
Doğaya kavuşabilme hayali canlanır.
Bunun için olması gereken taşıtın. Yine bedel ödemek zorundadır.
Tabiki bedeller bununla da bitmeyecek..
Çoğu kişi hafta sonunu bu şekilde geçiriyorsa,
Büyük şehrin trafiği de büyük oluyordu.
Günümüzden çalınan zamanla bedelini ödemiş oluyorduk...
Her ödenen bedelin karşılığı tam olarak alıp alınmadığını sorgulamak gerekiyor..
İyi eğitim için özel okullara ödenen paranın, daha fazla ödersem daha iyi eğitim alabilecek mi düşüncesi oluşması..
Mutlaka farklılık olacaktır fakat beklentilerin yükselmesi ve ödenecek bedellerin artmasıdır...
Örnekleri çoğaltmak mümkündür?
Tüketim tuzakları her adımda kapan gibi bekliyor. Birinde yakalanmazsan diğerinde kesinlikle yakalanırsın.
Yapılan her reklam eğer ondan sahip değilsen dışlanmış duygusu htiriyor..
Burdaki önemli olan nokta şu ki,
Kaç lira ile başlayan mevzu, en iyisi olma anlayışına dönüşüyor farkında olmadan.
Sonrasında en iyisi derken rekabet oluşuyor ...
Bedel ödemek derken ee şimdi bunları elde etmek için ödeyeceğimiz bedel nedir?
Ömrümüzden giden her an...
Buna dur demek biraz anlamsız..
Şimdi düşünme zamanı.
Çift çocukların geleceğini düşünüyordu elbet onları düşünürken kendi yaşamlarını da yaşamalıydı..
Herkesin bir hayatı varsa , hayat da yaşanmak için varsa o zaman birşeyler değişmeli.
Çift hayatlarına tekrar başlamak adına ülkesinden ayrıldı..
Ne mi oldu?
Haftasonu kaçmak için bir neden olmadı şehrin içinde doğada yaşıyordu..
Özel okul mu? Özel çocuklar içindi..
Bu özel çocukları her yerde görmek mümkündü. Bu çocukları da unutmamışlar onlara ait yollar, kendi ihtiyaçlarını giderebiliyorlardı. Hatta gülümseyerek işe gidiyorlardı.
Çocuklar, eğlenmek için alışveriş merkezine gitmiyor. Çünkü içinde çoçuk oyun parkları yok. Çocuklar sokaktaydı.
Çimenliklere basmak serbestti..
Eğlence anlayışları değişiyordu..
En iyisi diye kavram içine girilmedi..
Çünkü en üst ve en alt sınıfları görmek mümkün değildi..
Her şeyin bedeli vardı?
Uzakta yaşamanın bedeli de özlemdi..
Şükriye Güngör
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.