Mehmet ERDİL
ÖKÜZLER İSTANBULA GİREMEZ!
Her vilayetin girişinde mavi sac zemin üzerine beyaz renkte O şehrin büyük harflerle adı yazar, sonra onun altında nüfusu yazar, onun da altında Rakım'ı yazar.
Bence sadece İstanbul vilayetine girişte yazılı olan bu levhanın altına bir mısra daha eklenmeli!
"Öküzler giremez"
Çünkü İstanbul bir dünya şehri!
Beş yüz yıl başkentlik yapan payitaht!
Feth edileceği müjdelenen belde!
Diğer vilayetlere karışmam ama bari İstanbul için böyle bir uygulama olsa ne iyi olurdu!
Her gelen İstanbul dan bir parça kopardı!
Ve;
İstanbul şehirden ziyade koskoca bir köy oldu!
Pek çok semtlerinde;
Görgüsüzlük,
Medeniyetsizlik,
Cahil ve cühelalık kol geziyor!
Farkında değilmisiniz!
Beyefendilik,
Hanımefendilik ne kadar azaldı!
Oysa;
Osmanlı döneminde İstanbul'a giriş yaparken çok sıkı kurallar uygulanırdı. Bölgede asayiş ve düzenin sağlanması için deyim yerindeyse şehir kapılarından kuş uçurtulmazdı.
Şehrin denetiminden sorumlu olan zabitler ve muhtarlar, mürür tezkeresi olmasına rağmen ziyaretçilerin girişini engelleyebilirdi.
Dış görünüşlerini uygun bulmadıkları ziyaretçileri yüzünde meymenet olmadığı gerekçesiyle geri çevirme hakkına sahiptiler.
İstanbul’a çalışmak için gelen her işçinin bir kefili bulunurdu.
İstanbul sakinleri kefil oldukları bekar uşaklarını denetlemek zorundaydı. Uygunsuz gördükleri durumlarda ilgili makamları haberdar etmeleri gerekirdi.
Şimdi ipini koparan!
Vurup kaçan,
İzini kaybetmek isteyen,
Ülkesinden kaçan vs..
Kendisini İstanbul'a atıyor…
İstanbulu koruyamadık!



