Savaş Çağı…
Yıllardır "Oldu mu?", "Olacak mı?" diye beklenen, diplomatik masalarda "kırmızı çizgiler" ile ertelenen o büyük kabus, 28 Şubat sabahı Tahran ve çevresinden yükselen patlama sesleriyle bir gerçekliğe dönüştü. ABD ve İsrail’in ,İran’a başlattığı doğrudan askeri operasyonlar, artık akademik çevrelerin sevdiği "hibrit savaş" veya "vekalet çatışması" gibi tanımları tarihin tozlu raflarına kaldırdı. Bugün karşımızda duran şey, ucu açık, yakıcı ve küresel sarsıntıları olan topyekûn bir bölgesel savaştır. Fakat canımı en çok yakan olay nedir diye soracak olursanız; vurulan kız okulunda ölen çocukları görmeyip ABD bayrağı sallayan bir gurup mankurt zihniyetti. Biri ülkene saldıracak çocuklar öldürecek, sende onun bayrağını saallaycaksın. İzlerken o masun çocukların ölümü ile birlikte annelerin yürek yakan çığlıklarını hiçmi duymadınız? İçerideki otoritenin yıkımı için dışarıdaki müdahaleye razı olanlar ömür boyu köle kalırlar.
Stratejik Körlükten Sıcak Çatışmaya
Geçtiğimiz döneme kadar taraflar birbirini ekonomik yaptırımlar, siber saldırılar ve üçüncü ülkeler üzerinden "gri bölge" denilen alanda yıpratıyordu. Ancak gelinen noktada, diplomatik satranç yerini doğrudan imha stratejisine bıraktı. Washington ve Tel Aviv cephesinden gelen operasyon haberleri, sadece bir askeri müdahale değil; İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan bölgesel statükoyu kökten değiştirme girişimidir. Tahran ise bu kuşatmaya, rejimin bekasını korumak adına tüm mühimmatıyla yanıt vererek karşılık veriyor. İran dini lideri Hamaney’in bu kadar kolay öldürülmesi İran’ın istihbarat olarak ne kadar zafiyet gösterdiğinin kanıtıdır.
Ekonomik ve Küresel Deprem Dalgaları
Bu savaşın cephesi sadece Ortadoğu çöllerinde değil, tüm dünyanın mutfağında ve cüzdanında. Hürmüz Boğazı’nın ateş hattına dönmesi, küresel enerji arzının boğazına sarılan bir el demektir. Petrol fiyatlarındaki rekor artışlar ve tedarik zincirlerinin kırılması, Batılı başkentlerde enflasyon krizlerini tetiklerken, küresel ekonomiyi öngörülemez bir kaosa sürüklüyor. Bu, kazananı olmayan, sadece en çok direnenin ayakta kalacağı bir yıkım projesidir.
Türkiye: Ateş Hattındaki Denge Ustası
Savaşın sadece birkaç gününde bölgedeki dengeler altüst olurken, Türkiye kendisini bir kez daha bu devasa yangının en kritik komşusu olarak buldu. Ankara için bu süreç, iki temel eksende hayatiyet arz ediyor:
Trump İsrail ve küresel şeytanlar tarafından büyük bir oyuna getirildi. İsrail’in amacı Armegedon savaşını bir an önce başlatıp büyük israil'i kurmaktır. Epstein görüntüleri ile kullanışlı bir fiğür haline gelen Trupm ABD ve halkını büyük bir ateşe atmaktadır. 35 trilyon dolarlık borç altındaki ABD bakalım bu savaş yükünü ne kadar kaldıracak.
Sonuç: Tarih bize Ortadoğu’da atılan her kurşunun, hesaplanandan çok daha uzun süren bir yankısı olduğunu defalarca göstermiştir. Bu çatışma, bazı aktörlerin iddia ettiği gibi "kısa süreli ve sınırlı bir müdahale" olarak kalmayacaktır. Diplomasi masası devrilmiş, mermiler konuşmaya başlamıştır. Şimdi asıl soru şudur: Bu ateşten kimler yanmadan çıkabilecek?
Yazar: İsmail Kocakaplan
Anahtar Kelimeler: İsmail Kocakaplan, Ortadoğu savaşı başladı mı, ABD İran saldırısı sonuçları neler, Hürmüz Boğazı kapanırsa ne olur, Trump ve İsrail'in büyük planı ne, Küresel enerji krizi derinleşiyor mu, Türkiye sınır güvenliğini nasıl sağlar, Hamaney suikastı bölgeyi nasıl etkiler,
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.