Tarih: 07.01.2026 09:56 Güncelleme: 07.01.2026 09:56

Mustafa CEYLAN

Soğukta Kazanılan Ekmek, Alın Teriyle Isınır

Kış serttir. Ayaz insana iliklerine kadar işler. Eller üşür, yüz donar, nefes buhar olur. Ama bütün bu zorluğa rağmen sabahın erken saatlerinde evinden çıkan, soğuğa aldırmadan ekmek parasının peşine düşen insanlar vardır. Ben onları her sabah bu şehrin sessiz kahramanları olarak görürüm. Çünkü onlar için hava durumu bir mazeret değil, hayatın ta kendisidir.

Belediye işçisi kaldırım temizlerken, pazarcı tezgâhını açarken, kargo dağıtıcısı sokak sokak gezerken, inşaat işçisi iskeleye tırmanırken, simitçi sabahın karanlığında tezgâhını kurarken aynı gerçeği yaşar. Hepsinin ortak noktası, alın teriyle kazanılan helal lokmadır.

Soğuk havada çalışmak yalnızca bedeni değil, sabrı da sınar. Eldivenin içinden bile hissedilen ayaz, insanın iradesini zorlar. Ama o insanlar yılmaz. Çünkü evde bekleyen bir çocuk vardır, bir eş vardır, bir aile vardır. O ekmek sadece karın doyurmaz; onur taşır, emek taşır.

Bugün sıcacık ofislerde, kalorifer başında otururken dışarıda çalışanları görmezden gelmek kolaydır. Ama ben şunu biliyorum ve yüksek sesle söylüyorum. Bu şehirler, bu düzen, o görünmeyen emekler sayesinde ayakta durur. Temiz sokaklar, açık dükkânlar, işleyen ulaşım, sabah aksam akan hayat onların eseridir.

İnancımızda da kültürümüzde de emek kutsaldır. Alın teri kurumadan verilen ücret, helal kazancın en açık ifadesidir. Soğukta, yağmurda, karda çalışarak kazanılan ekmek hem helaldir hem bereketlidir.

Belki yapabileceğimiz çok büyük şeyler yok. Ama bir tebessüm, bir teşekkür, biraz anlayış elimizdedir. Belki yol vermek, belki bir kolay gelsin demek. Küçük gibi görünen bu davranışlar, soğuk havada çalışanlar için büyük bir moral olur. Unutmayalım, soğukta kazanılan ekmek alın teriyle ısınır.

Soğuk, şehirde çoğu insan için camın ardından izlenen bir manzaradan ibaretken; tarlada çalışanlar için iliklere kadar işleyen, nefesi kesen, parmak uçlarını uyuşturan gerçek bir sınavdır. Gün daha doğmadan başlayan bu emek yolculuğunda, ayazın yüzü bıçak gibi kestiği saatlerde toprağa eğilen insanlar, yalnızca ekinle değil, hayatın kendisiyle mücadele eder.

Çamura batmış lastik ayakkabılar, sertleşmiş eller, soğuktan kızaran yüzler bize bir mevsimi değil, bir kaderi anlatır. Çünkü tarlada çalışan insan, havanın insafına kalmış bir alın teriyle yaşar. Karın yağması, rüzgârın sert esmesi, yağmurun dinmemesi onun için işi bırakma sebebi değil, biraz daha sabretme nedenidir.

Şehirde kaloriferler yanarken, sıcak bir çayın buharı camları buğulandırırken; tarlada çalışan bir çiftçi, eldiveninin içinden hissedemediği parmaklarıyla toprağı kavrar. Tohumun yeşermesi için kendi bedeninden bir parça daha verir. Çünkü bilir ki o tohum filizlenirse sofralar bereketlenecek, pazarlar dolacak, mutfaklar şenlenecektir.

Soğuk havada tarlada çalışmak yalnızca fiziksel bir zorluk değildir. Bu aynı zamanda sessiz bir fedakârlıktır. Kimse alkışlamaz, kimse manşet atmaz. Ama her lokmada o emeğin izi vardır ve çoğu zaman fark edilmeden tüketilir.

Bu yüzden ben diyorum ki, soğuk havada tarlada çalışan insanlara bakarken yalnızca üşüyen bedenlerini değil, dimdik duran onurlarını da görmek gerekir. Çünkü onlar toprağın dilini bilen, sabrın ne demek olduğunu her mevsim yeniden öğrenen ve bütün zorluklara rağmen üretmekten vazgeçmeyen gerçek hayat emekçileridir.

Ve kabul etmek gerekir ki, soğuk ne kadar sert olursa olsun, o tarlalarda çalışan insanların yüreği, toprağa duydukları inanç ve ekmeğe kattıkları alın teriyle her zaman sıcaktır.

Yazar: Mustafa Ceylan

soğukta çalışmak nedir, alın teriyle kazanılan ekmek neden helaldir, kış şartlarında emek verenler kimlerdir, tarlada çalışan çiftçinin zorlukları nelerdir, emek ve helal kazanç ne anlama gelir, soğuk havada çalışanlara nasıl destek olunur, Mustafa Ceylan köşe yazısı,


TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.