Tarih: 09.03.2026 14:59 Güncelleme: 09.03.2026 14:59

Mehmet ERDİL

SOYAN SOYANA! (1)

 

Hırsızlar Nasrettin hocanın evini soyduklarında herkes hocaya yüklenmişti! Neden kapını kilitlemedin, neden pencereleri kapatmadın, neden şunu yapmadın, neden bunu yapmadın!

 

Tabi hoca kızıp, yahu! hep beni suçluyorsunuz, hırsızın hiç mi suçu yok! Demişti.

 

Bizim de mevzumuz benzer; Soyuluyoruz!

 

Ben burada Nasrettin hocanın fıkrası misali hocanın cevabına hem katılıyorum ve hocaya hak veriyorum, hem de muhalefet ediyorum  soyguncuya hak veriyorum!

 

Örnekler üzerinden gidersek şöyle ki;

 

Bir şikayetle patlak veren İstanbul büyükşehir belediyesi yolsuzluk olayı, gizli tanık, açık tanık, belge, bilgi ve deliller ile derinleşerek devam etti ve ediyor derken, başka belediyelerde de aynı şekilde patlak veren yolsuzluk süreçleri eklenerek soygun büyüdü gitti ve gidiyor!

 

Bu durum karşısında halkımızın bir kısmı büyük bir şaşkınlık ve öfke ile bu büyük hırsızlıklarda, ev sahibi Nasrettin hocanın pozisyonunda  olan Devletimize kızdılar!

 

Niye çaldırıyorsun!

Devlet çaldırmaz! Dediler.

 

Bu hırsızlığa el koyman için illa bir şikayetçinin olması mı lazımdı, bunu önceden bilmeliydin! Serzenişinde bulundular.

 

Diğer bir kısım halkımız da, Devlete değil, soygunculara kızdılar!

 

Neden çalıyorsunuz alçaklar! Çaldıklarınız tüğü bitmemiş yetimin hakkıdır!

Sizi biz çalasınız diye mi seçtik! Deyip veryansın ettiler.

 

Bence farklı düşünseler de, her iki durumda da, halkımız kızmakta haklı! Oysa Hırsızlık bir namussuzluktur, onlar fırsatını bulduklarında çalacaklardı ve çaldılar!

 

Her iki kısım halkın, bu düşüncelerine saygı duyan bir üçüncü grup daha vardı ki, onlar biraz daha derinlemesine düşünen, olayın arka planına bakan az, fakat akil insanlardı! Onlar da olayı şöyle değerlendirdiler;

 

Bu hırsızlıklara ortam hazırlamamak lazım!

Devlet amma bilerek amma bilmeyerek bu işe kapı aralamış, ortam hazırlamıştır şöyle ki;

 

Belediye başkanları da, Milletvekilleri de, Başkan ve Vekil olmak için genelde yüksek  bir harcama yapıyorlar!

 

Doğru mu?

Doğru!

 

Yaptıkları bu harcamaları, beş yıl boyunca alacakları maaşlarını karşılıyor mu? Tabi ki karşılamıyor! insanın aklına da doğal olarak; bu işleri babalarının hayrına mı yapıyorlar? diye geliyor! Ayrıca mevzuatın zayıflığını, denetimin hiçliğini de eklemek gerek! Diyorlar.

 

Buraya kadar devletin nasıl soyulduğunu anlattıktan sonra, bir de Devletin  vatandaşını nasıl soyduğunu anlatmaya geçiyorlar!

Birden göz bebeklerim büyüyor, olur mu! Diyorum. 

 

Başta haksız vergi olmak üzere, değişik isimler altında kalem kalem vatandaşın nasıl soyulduğunu anlatıyorlar!

 

Yok artık! diyorum.

 

Bu hususu "SOYAN SOYANA 2" başlığı altında ayrıca yazacağım.

 

Hasılı;

Devleti soyuyorlar!

Devlet te soyuyor!

Dolayısıyla yazıya, "soyan soyana" başlığını koymam, yanlış bir seçim değil!

 

Özetle;

 

Çözümün ve temiz bir toplumun, bir zihniyet devriminden başka bir yolla düzelmesinin mümkün olamayacağını arz ederim.

 

Yazar: Mehmet Erdil

Anahtar kelimeler: Mehmet Erdil kimdir, Soyan soyana yazısı ne anlatıyor, Belediye yolsuzlukları nasıl önlenir, Devletin denetim mekanizması nasıl çalışır, Siyasetteki yüksek harcamaların kaynağı nedir, Zihniyet devrimi nasıl gerçekleşir, Vatandaşın vergi yükü neden ağır, Yolsuzlukla mücadelede çözüm yolları nelerdir, Nasrettin hoca hırsız fıkrası mesajı nedir, Adil bir yönetim sistemi nasıl kurulur


TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.