Tarih: 07.02.2026 09:35 Güncelleme: 07.02.2026 09:35

Mustafa KAPLAN

Terazi…

Deprem Bağışları Emanet Bilinci Ve Kamu Güveni Üzerine Nazik Bir Hatırlatma

Şubat depremlerinin ardından, milletimizin vicdanına seslenilerek toplanan bağışlar, hem ahlaki hem de hukuki açıdan büyük bir anlam taşımaktadır. Bu bağışlar, kamuoyunda genel kabul gören biçimde, belirli bir amaca yönelik şartlı bağış olarak değerlendirilmektedir. Şartlı bağışlar, bağışçının niyeti doğrultusunda ve açıkça belirtilen amaç için kullanılacağı umulan kaynaklardır. Burada temel prensip emanet bilincidir. Bu, yetki devrinden öte, belirli bir hedefe yönelik bir güven ve beklenti ilişkisidir.

Bu bağlamda, kamuoyunda zaman zaman dile getirilen bazı uygulamalar hakkında nazikçe soru sormak oldukça doğal ve anlaşılır bir yaklaşımdır.

Mevzuatımız ve köklü hukuk geleneğimizde, belirli bir amaç için yapılan bağışların o amaca uygun şekilde kullanılması temel bir ilkedir. Eğer amaç dışı kullanım algısı oluşursa, bağışçının iyi niyetinin etkilendiği hissiyatı doğabilir, idari süreçlerde sınırlar hakkında düşünceler oluşabilir ve kamu vicdanında hafif soru işaretleri belirebilir. Bu yüzden, herhangi bir ihtiyaç gerekçesi olsa bile, amaç ile kullanım arasındaki uyumun şeffaf ve net bir şekilde açıklanması, herkesin hukuki güvencesi için faydalı olacaktır.

Egemenliğin millete ait olduğu demokratik sistemimizde, millet adına yönetilen kaynakların milletin beklentileriyle örtüşmesi kamusal meşruiyetin özüdür. Deprem bağışları toplanırken verilen mesajlar genellikle depremzedelerin ihtiyaçlarının giderilmesi yönündeydi. Dolayısıyla, eğer bağışların farklı alanlarda kullanıldığına dair bir izlenim oluşursa, toplumun açık ve samimi bir şekilde bilgilendirilmesi, karşılıklı güveni pekiştirmek adına son derece değerli olacaktır.

Kamuoyunda sıkça konuşulan konulardan biri de şudur. Toplumsal katkılarla gerçekleştirilen altyapı veya hizmetlerin vatandaşlar tarafından ek ücretle kullanılması, adalet ve eşitlik ilkeleri açısından düşünülebilir. Bu, yasal bir eleştiri olmaktan ziyade, kamu vicdanında oluşan bir merakı yansıtmaktadır. Vatandaşın desteğiyle yapılan bir hizmetin kendisine ilave yük getirmesi, daha iyi anlaşılmayı hak eden bir durum olabilir.

Devlet mekanizması ticari bir yapı gibi değil, kamu yararı ve karşılıklı güven üzerine kuruludur. Özellikle afet zamanlarında oluşan dayanışma ruhu, geleceğe dair toplumsal tepkilerimiz için vazgeçilmezdir. Şartlı bağışlara ilişkin en ufak bir belirsizlik bile, yardımseverlik motivasyonunu hafifletebilir, toplumsal birliği zedeleyebilir ve gelecekteki afetlerde onarılması güç durumlar yaratabilir. Bu nedenle, bağışların her aşamasının maksimum şeffaflık ve özenle yönetilmesi hepimizin ortak çıkarı doğrultusundadır ve bu yaklaşım daha güçlü bir toplum inşa etmemize yardımcı olur.

Bu düşünceler, herhangi bir siyasi polemiğin parçası olmaksızın; emanet bilinci, kamu güveni ve toplumsal vicdan adına yapılmış nazik bir hatırlatmadır. Sorulan sorular bir itirazdan ziyade hesap verilebilirliği artırma yönünde bir vatandaş duyarlılığıdır. Çünkü emanet özenle taşındığında, devlet ile millet arasındaki bağ daha da sağlamlaşır ve hep birlikte daha aydınlık yarınlara yürürüz.

Yazar: Mustafa Kaplan

ANAHTAR KELİMELER: deprem bağışları şeffaflık, şartlı bağış hukuku, kamu güveni ve emanet bilinci, deprem yardımları kullanım amacı, Türkiye deprem yardımları denetimi, bağışların amacı dışı kullanımı tartışması, Mustafa Kaplan köşe yazısı


TÜM YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.