Tevfik Fikret Kur’an’a mı Karşıydı, Yoksa Zulme mi?
Tevfik Fikret adı geçtiğinde, bazı çevrelerde refleks hâlinde bir tepki oluşur:
“Din düşmanı”, “İslâm’a saldırdı”, “Mukaddes değerlere hakaret etti…”
Peki gerçekten öyle mi?
Yoksa biz, şiiri bağlamından koparıp, öfkeyle mi okuyoruz?
Bu soruyu sormadan hüküm vermek, hem Fikret’e hem de düşünceye haksızlık olur.
Şiirde geçen “köhne kitap” Kur’an mıdır?
Fikret’in şu dizeleri sıkça delil gösterilir:
“Yırtılır ey köhne kitap yarın
fikirlere mezar olan sahifelerin”
Burada durup düşünelim:
Kur’an, fikirlere mezar mı olur, yoksa onları diriltir mi?
Kur’an’ın kendisi defalarca şöyle demez mi:
“Akletmez misiniz?”
“Düşünmez misiniz?”
Öyleyse Fikret’in “fikirlere mezar olan sahifeler” diye eleştirdiği şey:
Kur’an’ın kendisi değil,
Kur’an’ı donduran, sorgulamayı yasaklayan, düşünceyi suç sayan yorum anlayışıdır.
Bir metni değil, o metnin arkasına saklanarak insanı ezen zihniyeti hedef alır.
Asıl hedef: Din değil, din adına kurulan iktidar
Şiirin devamında şu sert ifadeler gelir:
“Yıkıl ey köhne bağımsızlık tahtı;
kahrının altında inliyor nesiller!”
Buradaki “taht” nedir?
Saltanattır.
Hilafettir.
Dini meşruiyetle ayakta duran ama adaleti kaybetmiş iktidardır.
Fikret, Allah’a değil, Allah adına zulmedenlere öfkelidir.
Bu ayrımı yapmadan okunan her yorum, eksik kalır.
Peki neden bu kadar sert?
Çünkü Fikret bir şairdir;
ama aynı zamanda bir devrin tanığıdır.
İstibdat vardır.
Sansür vardır.
Düşünce suçtur.
Din, sorgulamanın önüne kalkan yapılmıştır.
Böyle bir ortamda yazılan şiirin yumuşak olması beklenemez.
Fikret’in dili serttir; çünkü gördüğü zulüm serttir.
İslâm düşmanı mı, yoksa samimi bir itirazcı mı?
Şu soruyu dürüstçe soralım:
Kur’an’ın adalet emrine karşı çıkan mı İslâm düşmanıdır,
Yoksa adaletsizliği “din” diye sunan mı?
Tevfik Fikret:
Namazla değil, zulümle kavgalıdır.
İmanla değil, istismarla hesaplaşır.
Allah’la değil, Allah adına konuşup insanı susturanlarla çatışır.
Bu, İslâm’a düşmanlık değil;
ahlâkî bir isyandır.
Mehmet Âkif ile Fikret’i karşı karşıya koymak da yanlıştır
Biri “Asr-ı Saadet’e dönüş” der,
diğeri “aklın ve vicdanın özgürlüğü” der.
Ama ikisi de:
Zulme karşıdır.
Ahlâksızlığa karşıdır.
İnsan onurunun çiğnenmesine karşıdır.
Yöntemleri farklıdır, hedefleri değil.
Son söz
Tevfik Fikret’i anlamak için onu sevmek şart değildir.
Ama adil olmak şarttır.
Bir şairi, bağlamından kopararak “din düşmanı” ilan etmek kolaydır.
Zor olan, neye itiraz ettiğini anlamaya çalışmaktır.
Ve açıkça söyleyelim:
Tevfik Fikret, İslâm’a değil;
İslâm’ı susturan, düşünceyi boğan, zulmü kutsallaştıran anlayışa karşıdır.
Bu ayrımı yapmadan yapılan her yargı, eksik ve haksızdır.
Yazar: Mustafa Kaplan
Anahtar: Tevfik Fikret dine karşı mı, Tevfik Fikret Kur’an’a karşı mı, Tevfik Fikret İslam düşmanı mı, Tevfik Fikret neyi eleştirdi, Mustafa Kaplan yazısı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.