Fahri SAĞLIK
Umre, Hayatın Dönüm Noktası
Umre, Müslüman’ın hayatında dönüm noktası teşkil eden ibadetlerdendir. Bu ibadet, kişinin manevî dünyasını geliştirmesi ve yenilemesi için önemli bir fırsattır. Kişisel açıdan bir manevî gelişim yolculuğu olarak nitelendirilebilecek bu kutsal seyahatin amacına uygun bir şekilde gerçekleşebilmesi için şuurlu bir şekilde yerine getirilmesi gerekir.
Umre, hac yolculuğu gibi bir ibadet yolculuğudur. Bu yolculuk, kişinin manevî hayatını gözden geçirmesi ve ruhî bir yenilenme gerçekleştirebilmesi için önemli bir fırsattır. Bunun için başından sonuna kadar bu yolculukta ibadet bilincinin muhafaza edilmesi gerekir. Çünkü bu şuurdan uzaklaşılırsa yapılan yolculuk anlamını yitirir ve manevî açıdan içi boşaltılmış bir seyahate dönüşür. Böyle bir konuma düşmemek için ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem’den itibaren pek çok peygamberin Allah’a bağlılık ve teslimiyetine tanıklık eden kutsal topraklara doğru yola çıkarken, bir bakıma kendimizi yeniden keşfetme yolculuğuna çıktığımızın farkında olmalıyız.
İçtenlikle yapılacak duaların asla geri çevrilmeyeceği bu atmosferi iyi değerlendirebilmek ve bundan sonraki hayatımız için tertemiz bir sayfa açabilmek için umre yolculuğumuzun hayatımızın geri kalan süresi açısından bir sözleşmeye dönüşmesi gerekir. Bu sözleşme, geçmişte işlediğimiz İslam’a aykırı her şeyi silip süpürüp atmak ve hayatımızda yeni bir sayfa açmak üzere yapılacak bir sözleşmedir. Tıpkı Mina’da Akabe biatleriyle temel insanî ve ahlâkî değerlere bağlı kalacaklarına dair Hz. Peygamber ile sözleşme yapan Medineli sahabeler gibi.
Bu sözleşmede kişi, bundan böyle hiç kimseye haksızlık yapmayacağına, kul hakkı yemeyeceğine, kendisine emanet edilmiş olan diğer mahlûkat ile ilişkilerini Allah’ın koyduğu sınırlar içerisinde sürdüreceğine, tabiatı ve sosyal çevreyi tahrip etmeyeceğine, yeryüzünü imar edeceğine ve orada bozgunculuk yapmayacağına, Allah elçisinin çizdiği yoldan sapmayacağına, yoldan sapmış insanları kılavuz edinmeyeceğine, İslâm’ın ortaya koyduğu güzellikleri insanlara ulaştırmak için çalışacağına, haksızlıklara arka çıkmayacağına, Allah’ın çizdiği sınırları koruyacağına ve onları ihlal etmeyeceğine, iyi bir insan ve iyi bir Müslüman olacağına söz verecektir. Umre yolculuğu böyle bir sözleşmeye dönüştürülebildiği takdirde anlam kazanır ve kişinin kendini yenilemesine, gönül dünyasını arındırmasına vesile olur. Umre yolculuğunu böyle bir misakın randevusu hâline getirebilenler, umre yolculuğunun içini doldurmuş olurlar.
Umre yolculuğuna çıkanlar bağlamında düşünüldüğünde şeytanın en çok uğraştığı hususlardan biri, bu mübarek yolculuğu sıradan bir yolculuk hâline dönüştürmek ve bu kutsal yolculuğun içini boşaltmaktır. İçi boşaltılmış bir umre yolculuğundan Allah’a sığınmak gerekir. Bu bakımdan umre yolculuğunun tertemiz bir milada dönüştürülmesi hedeflenmelidir. Basit birtakım meselelere takılıp kalp kırma, kardeşlerinin hukukuna tecavüz etme bu yolculuğun içini boşaltmaya yeter de artar bile. Tıpkı namaz kıldığı hâlde namazından gafil olanlar ve kıldığı namazların kendilerini kötülüklerden alıkoymayanlar gibi. İşte bu sebeple umre yolculuğumuzun içi boşaltılmış kupkuru bir seyahat olarak kalmaması ideallerimiz arasında olmalı.
Bu sözleşme, gizli ve açık her şeyi bilene, her şeye gücü yetene, hiçbir şey bilgisinin ve gücünün dışında kalmayana, sınırsız güç sahibine karşı teslimiyet sözleşmesi olacaktır. Bu sözleşme bir teslimiyet sözleşmesi olacağı için şart koşma makamında değiliz. Çünkü ibadet alanı, Allah’ın koyduğu ölçülere teslim olma yeridir. Tıpkı İbrahim’in gösterdiği teslimiyet gibi. “Rabbi ona teslim ol demiş, o da âlemlerin Rabbine teslim oldum demişti” ayetinde ifade edildiği gibi bir teslimiyet… Böyle bir teslimiyet kararı taşımadan yapılacak bir umre yolculuğunun kendisinden beklenen sonuçları ortaya koyması çok zordur.
Harem iklimi, tövbelerin kabul edildiği bir iklimdir. Tövbe esasen pişmanlık ve dönüş demektir. Bu dönüşü gerçekleştirmek için umre bize en güzel fırsatı sunmaktadır. Hayatımızdaki yanlışları anlamak, kendimizi kontrol etmek, nefis muhasebesi yapmak için önemli bir fırsattır bu. Kendimizi yenilemek, eksikliklerimizi gidermek, iyi bir insan ve iyi bir Müslüman olabilmek için bir milattır.
Umre vesilesi ile yapılan Medine-i Münevvere ziyareti de gönlümüzü Hz. Peygamber’in getirdiği değerlere olabildiğince açma vesilesi olmalıdır. Hz. Peygamber’i ziyaret ederken gönlümüz onun getirdiği değerlere kapalı olursa, bu ziyaretin ne anlamı olabilir? Medine’den, İslâmî duyarlılığımızı bulunduğu noktadan daha ileri taşımış olarak dönmeliyiz.
Her karışı Resulullah ve sahabe-i kiramın hatıraları ve izleriyle dolu bir coğrafyaya yolculuk yaparken aslında onların yaşadığı döneme doğru tarihin derinliklerine de bir yolculuk yapmak, onların İslâm namına yaptıkları fedakârlıkları hatırlamak, İslâm’ın bize nice güçlüklerle ulaştığını anlamak ve sahip olduğumuz bu büyük nimetten dolayı yüce Allah’a şükretmek, bu büyük nimetin bize ulaşmasını sağlayanları hayırla yâd etmek gerekir.
Değerli okurlarım; Allah izin verirse 28 Mart Cumartesi günü Umre’ye gideceğim. Önümüzdeki üç hafta inşallah sizlere Mekke’den yazacağım. Umrenin ruhunu, gözlemlerime dayalı izlenimlerimi sizlere aktarmaya çalışacağım. Atalarımız “gidip de gelmemek, gidip de görmemek var” demişler. Bunun için sizlerden hakkınızı helal etmenizi istiyorum. Eğer varsa ben de helal ediyorum. Allah’a ısmarladık.
Fahri Sağlık
Emekli Müftü
Anahtar Kelimeler: umre nedir neden önemlidir, umre yolculuğu nasıl yapılır, umrede nelere dikkat edilmeli, umre maneviyatı nasıl artırılır, medine ziyareti ne ifade eder, umre bir sözleşme midir, umre ibadeti hayatı nasıl değiştirir,Fahri Sağlık kimdir,



