Yoktan Var Olmaz Mı? Peki Ya Allah?
“Hiçbir şey vardan yok olmaz, yoktan var olmaz.”
Bu cümleyi duyduğunuzda Fransız kimyacı A. L. de Lavoisier’i hatırladınız değil mi?
Bu söz çoğu zaman bir fizik yasası olarak zikredilir. Bazen de aceleyle metafiziğe doğru sürüklenir ve tehlikeli bir soruya bağlanır: O hâlde Allah yok mu?
Aslında mesele cevaptan çok, sorunun yanlış yerden sorulmasıdır.
Bu ilke, fiziğin ve tabiatın sınırları içinde doğrudur. Enerji biçim değiştirir, madde dönüşür ama yok olmaz. Ne var ki burada gözden kaçan çok temel bir ayrım vardır. Bu yasa, yaratılmış olanlar içindir. Yasanın kendisi bile yaratılmıştır.
Bir teraziyi düşünelim. Her şey onunla tartılır ama terazinin kendisi tartılamaz. Çünkü ölçen ile ölçülen aynı kategoriye ait değildir. Fizik yasaları da böyledir. Evreni açıklarlar, evrenin neden var olduğunu açıklamazlar.
Felsefe tam bu noktada söze girer ve der ki:
Varlık ikiye ayrılır. Mümkün varlık ve Vacip varlık.
Mümkün varlık, var da olabilir yok da. Varlığı başkasına bağlıdır. Evren, zaman, madde, insan… Hepsi bu sınıfa girer.
Vacip varlık ise varlığı zorunlu olandır. Yokluğu düşünülemez. Varlığı kendindendir. İşte Allah bu ikinci kategoridedir.
Dolayısıyla Allah için yoktan var olmak gibi bir ifade zaten anlamsızdır. Çünkü O, varlığı sonradan kazanmış bir şey değildir. Varlık O’nunla başlar, O varlıkla başlamaz.
Tasavvuf ise meseleyi daha derin bir yerden ele alır.
“Yokluk hakikatte yoktur, yokluk idrakin yokluğudur.”
Bizim yok dediğimiz şey, sadece bizim algımızın dışına çıkmıştır. Kâinat, Allah’ın ilminde ezelden beri mevcuttur. Yaratılış, yoktan var ediş değil; ilimde olanın görünür hâle gelişidir.
Kur’an bu hakikati kısa ve sarsıcı bir cümleyle özetler:
“Ol der ve olur.”
Bu “ol”, fizik yasalarının içinden yükselen bir ses değildir. Bizzat yasaları var eden iradedir.
O hâlde soruyu tersinden sormak gerekir.
Eğer gerçekten hiçbir şey yoktan var olamıyorsa, bu evren kendi kendine nasıl var olmuştur?
Cevap açıktır. Olamamıştır.
Demek ki bu yasa, Allah’ın yokluğuna değil, zorunlu varlığına işaret eder. Çünkü değişen, dönüşen ve sonlu olan her şey; kendisi gibi olmayan, değişmeyen ve ezelî bir Kaynak’a muhtaçtır.
Son söz şudur:
Yok olan şeyler vardır ama yok olan Varlık yoktur.
Fenâ olan biziz, bâkî olan O’dur.
Yazar: Mustafa Kaplan
ANAHTAR KELİMELER: yoktan var olmaz, Allah’ın varlığı, vacip varlık, mümkün varlık, metafizik, felsefe, inanç, yaratılış, Mustafa Kaplan
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.