Ahmet Karayün
Tarih: 22.10.2011 15:31
Adaylığa Nasıl Hazırlanıyorsunuz?
Geçtiğimiz sayımızda ki köşe yazımda “Dostlar adaylıkta görsün” başlığı altında, aday adayı olan bir çok kişinin, gerçekten bir belediye başkan adayının taşıması gereken vasıfları barındırmadığını, laf olsun torba dolsun diye müracaatta bulunduklarını dile getirmiştim.
Bu yazımda sizlerle kalemimin döndüğünce bir aday adayının ne gibi vasıflara haiz olması gerektiği hususunda birkaç kelam paylaşacağım.
Vizyon ve Misyon…
Bir çok kurumsal şirketin web sitesine girin, bu iki kelimenin ana başlık altında verildiğini göreceksiniz. Bu, şu demektir; O firmanın bir karakteri, tarzı, duruşu ve yaptığı işlerin yanı sıra gelecekte gerçekleştirmeyi hedeflediği kendine misyon edindiği amaçları vardır. Bunun aynen bir belediye başkan adayı için de geçerli olduğunu düşünüyorum. Kendine has bir tarzı, duruşu, karakteri ve belediye başkanı olduğu zaman gerçekleştirmek istediği ve kendisine misyon edindiği, gerçekten halkın faydalanabileceği hayalleri olmalı.
Kişisel gelişirim, kitlesel geliştiririm…
Evvela bir belediye başkanı adayının kendisini kişisel olarak çok iyi geliştirmiş olması şarttır. Kendisinin kişisel olarak geliştirmesinin yanı sıra karşısında ki kitleyi de geliştirebilecek bir öğretici vasfı taşıması gereklidir. Hizmet ettiği insanlara kültür, sanat, eğitim, spor gibi bir çok konuda önce kendisi örnek olmalı.
Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur
Düzenli olarak bir spor yapmalı mesela… En azından egzersiz hareketlerini günlük rutine bağlamalı. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” Bu nedenle, insanlara hizmet edecek bir kafanın sağlam bir vücut üzerinde durması gerekir.
İnsan psikolojisi
Topluma hitap eden bir kişi öncelikle gerçekten o toplumun sorunlarını, sevinçlerini içinde hissetmelidir. Neden mi? Çünkü artık insanlar “Empati” diye bir olgudan bahsediyor. Yani karşında ki insanın yerine geçerek, onun neler hissettiğini ve istediğini anlayabilme sanatı. Bunu bizim atalarımız “İğneyi kendine batır, çuvaldızı başkasına” sözü ile gayet iyi anlatmışlar zaten.
Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır
Bir siyasetçinin en büyük silahı, kesinlikle “dili”dir. Çok iyi bir hatip olmalı ve hitabet sanatını tamamen bilmese de bir çok inceliklerini kavramalıdır. Zira, insanlara parayla yaptıramadığın bir çok şeyi, iki çift kelime topluluğu ile yaptırman çok daha kolaydır. İşte en hassas nokta da bu kelimelerin dizilimi ve söylenirken dudaklardan dökülmesi, seslerde ki vurgular ve coşkulardır.
Klişeleri yıkın gitsin
Artık siyasi arenada klişeleşmiş bir çok şeyi halk benimsemiyor. Meydanlara çıkıp nutuk atma, vaatlerde bulunma devri kapanıyor. Devir teknoloji, bilgi ve kültür devri. Bu nedenle bir siyasetçi insanlarla nasıl diyalog kuracağını iyi bilmeli. Gerçekten konuşmalarında samimi olmalı. Yeri geldiğinde kırmadan, dökmeden, incitmeden reddedebilmeyi de bilmeli. İnsanlarla ilişkisini çok iyi bir dengeye oturtmalı.
Ne ekersen onu biçersin
Adam çarşıda esnaf… Bir mağazası var ve yıllardır orada hizmet veriyor. Ama hiçbir komşusunun hatırını sormamış, belki de her gün gördüğü bir çok kişiden Allahın selamını, bedava olan ve hiçbir maliyeti bulunmayan küçük bir tebessümü esirgemiş. Çıkmış belediye başkanlığı adaylığına, almış ağzının payını oturmuş. Çünkü zamanında insanlara hiç yaklaşmamış, eskilerin deyimi ile “Rüzgar eken, fırtına biçer…” Adam ekmemiş ki, nerden biçecek? O insanların güvenini ve oyunu nasıl alacak?
Dümdüz olacak
Aday olan kişi dümdüz olacak. Sağa, sola eğilmeyecek. Vizyonundan, misyonundan, duruşundan, saygısından, saygınlığından, sevgisinden, beyefendiliğinden taviz vermemeli. Velhasıl uzun lafın kısası, adam gibi adam olmalı.
Hoş ve sevgiyle kalın.
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —