Doç. Dr. Vehbi Altunçul
Tarih: 09.04.2013 15:01
Allah Sonumuzu Hayır Eyleye!
Saygıdeğer Yerel Haber okurlarım, yaşantımın yarım asra yakın bir bölümünü hep spor ile iç içe yaşadım. Uluslar arası unvana sahip hakem olmam (EABA) ve de 3.5 yıl süre boyunca eski Günaydın Gazetesi’nde Sporcu Dostu Köşemde her hafta saygıdeğer okurlarım ile birlikte olmamın bana çok şeyler kazandırdığına inanıyorum.
Bunun yanında yaklaşık 20 yılı aşkın bir süredir de siz saygıdeğer okurlarım ile birlikteyim. Bu nedenle yıllardır süre gelen bazı duygu ve düşüncelerimi ailemle, yani siz saygıdeğer okurlarımla paylaşmak istiyorum. Şöyle ki; Bu yazımda, küllenmeye yüz tutmuş, spor arenasına adeta yıldırım (!) gibi düşen ne şike konusuna ne de şu günlerde cayır cayır alevlenmiş gündeme oturmuş Fatih Terim sohbetlerine değinmeyeceğim. Ayrıca, Adana emniyetinden emekli, rahmetli Osman Genc’in yaklaşık 30 yıl öncesi Şişlideki evinde Fatih Terim hocamız ile yemiş olduğumuz ve hala lezzeti damaklarımızda kalan acılı mor patlıcan(!) dolmasından da bahsetmeyeceğim. Ancak sizler ile birlikte top yekun futbolumuz hangi kulvarda koşuyor veya koşturuluyor konusuna mizahi, tabii ki kara mizaha uygun olarak bir giriş yapmak farz oldu.
Şöyle ki; Öncelik le cefakar, çilekeş fanatik taraftarlarımdan başlamak istiyorum; bir gün önceden yaz kış demeden, bilet kuyruğuna girip, büyük paralar karşılığı biletini alıyorsun. Veya kuyruklarda yorulup karaborsaya koşuyorsun. Maça daha doğrusu 105x70 meydan saha muharebesine hazırlanıyorsun. Neyse ki top’un sahada olduğu için sende tüfek yerine döner bıçağı ile (!) mücadele etmek zorunda kalıyorsun. Peki, üzülerek, sıkılarak sormak istiyorum.
Bir yakının gece yarısı hastalansa yine aynı coşku ile onun yardımına koşup, aynı duyarlılığı gösterir miydin? Yoksa ben maraton koşucu değilim ki mi derdin? Peki eşin bir ihtiyacı nedeni ile o bilete verdiğin paranın onda birini isteseydi aynı cömertlikle mi davranırdın? Ya çocuğun, baba bana ödevlerim için bilgisayar lazım dediğinde ne düşünürsün? Ayrıca; tutmadığın kulübün yabancı rakipleri karşısında başarısız olmasını dört gözle bekleyip, o kulüpleri Türk takımı gibi görmeyen fanatik kardeşlerim, körü körüne bir kulübü desteklemek, diğerlerini tu kaka etmek vicdanınızı titretmiyor mu? Hadi ondan da vaz geçtim; yurt içi, yurt dışı demeden ellerinizdeki satırlarla; kılıç kalkan ekibi gibi adam kovalamak da neyin nesi? Bu önemli aktiviteler sizleri hiç ama hiç mi sizleri yormuyor? Ey fedakar bir kısım spor yazarım ve Televizyon yorumcum; Sabahlara kadar gözünü kırpmadan Türk futbolunu kurtarmak için canla başla çalışan, ekrandaki arkadaşları ile reyting düşüncesi olmadan kapışan, ahkam kesen seyredenlerini bilgiye boğan otoritelerim.
Sizlerde elinizi vicdanınıza doğru götürürmüsünüz ? Ey vefakar ileri görüşlü, ömrü billah krizlerin teğet geçtiği kulüp başkanlarım; Sezon başında milyon dolarları bastırıp, ipi göğüsleyeceğinizi ligin başında ilan edip, işler yolunda gitmeyince de diğer kulüp başkanları ile ağız dalaşına giren, ancak; kapalı kapılar ardında sarmaş dolaş görüntüler sergileyen saygıdeğer başkanlarım.
Ya sizlere ne demeli profesyonel diye bildiğimiz sporcu kardeşlerim? Birbirinize bir silah çekmediğiniz kaldı. Nedir bu hırs? Sizde yoksa raiting peşinde misiniz? Pek siz tribünlere oynamazsınız da! Hem bütün gayretleriniz 7.32 metre genişliğinde; 2,44 metre yüksekliğinde kale adı verilen direkler arasından topu geçirmek değil mi? Bu iş için pek kaba kuvvete ihtiyaç olduğunu da sanmıyorum.
Değerli antrenörlerim; Sizlerde muhtemelen futbolcularımız gibi(!) boğaz tokluğuna bu işi sürdürdüğünüzü biliyorum. Ama olsun ne yapalım? Futbol sevgisi bu, her şeye değer. Şayet çalıştırdığınız takım başarılı olamazsa, daha onlarcası var. Birde orda şansınızı denersiniz. Hem böyle başarılı topu topu kaç kişisiniz ki? İktidarın ve muhalefetin saygıdeğer politikacıları; Sözüm meclisten içeri. Sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz Önümüzdeki çağın stratejik madeni olan Bor madeni yerine Top cevherini tercih eden fanatiklerimiz hakkında? Tabii aralarında önemli (!) bir benzerlik yok değil.
İkisi de üç harfli ikisinin de orta harfi O, yani yuvarlak! Yaklaşık 70 cm çevre ve 430 gr ağırlığa sahip bu topun ne kadar popüler olacağı hiç aklınıza gelir miydi? Diyeceksiniz ki 2500 yıl öncesinde Mısır mezarlarında bile ayakla top oynayan insan figürleri mevcut, Bor da neymiş deyip, eşeğimi Niğde’ye sürmemi mi önereceksiniz? Dikkat ettiyseniz yazımda hiçbir ismi, hiçbir kuruluşu telaffuz etmedim. Zaten isimler pekte önemli değil. Lafın kısası; Fair Play ruhuna sahip, ülkesini seven tüm taraftarlar, sporcular, yöneticiler, antrenörler, politikacılar ve bu düşünceye sahip
insanlarımız, biliyorsunuz ki sizler yazımın kapsam alanı dışında (!) bulunmaktasınız. Yazımı geçen hafta Antalya da düzenlenen ve konuşmacı olarak katıldığım İlaç kongresindeki konuşmamın son cümlesi ile noktalamak istiyorum; “ Saygı ve sevgi ilacından içmeyenler, hapı yutmak zorundadırlar”
Sağlıklı günler diliyor, saygılar sunuyorum.
Doç. Dr. Vehbi Altunçul
İ.Ü Cerrahpaşa Tıp Fakültesi D.H Araş. Lab. Müdürü
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —