Gençlerimize Gelecek Yok..!
öncelikle üzerinde durulması gereken, temel yapısal sorunlarımız dan başlıcası Eğitimdir.
Uzmanlar Türkiye’de yoksulluğun en önemli kaynağını annenin eğitimsiz olmasıyla açıklamaktadır. Eğitimi olmayan yoksul bir annenin çocuğu büyük olasılıkla hayat boyu yoksul kalmaktadır. Türkiye’de çocukların dörtte biri yoksul, yarıdan fazlası dezavantajlı konumdadır.
Aile bütçesi ve devletin eğitim desteği bu çocukların eğitim ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzaktır.
Türkiye’de doğumdan gelen eşitsizliklerin etkisini azaltan güçlü bir sosyal devlet anlayışı mevcut değildir. Sonuçta çocuklar eğitime eşit koşullarda başlayamamakta, çoğu geriden gelmektedir.
3 Çocuk yap demesi kolay ama bu çocuklara eğitim, öğretim düzgün bir gelecek veremiyorsanız. 3 Çocuk doğurmayacaksın.
Bilgi ekonomisinde teknolojiler, vasıflar ve meslekler hızla değişmektedir.
Bu nedenle genç kuşakların yeni meslekler edinebilmek için hızlı öğrenme yeteneğine sahip olmaları gerekmektedir. Erken yaşlarda henüz bir temel eğitim formasyonu kazanmadan meslek alanlarına yönlendirilen öğrenciler sonunda vasıfsız işgücüne dönüşmektedir.
Eğitimde sorunların ağırlaşmasının başlıca nedeni Devletin Başına geçen Partilerdir. eğitime bakışı ve uyguladığı eğitim politikalarıdır.
Kuşkusuz her siyasi parti iktidara geldiğinde eğitime kendi değerlerini yansıtmak ister, Ama sorun bu düşünce ve değerlerin çağın değişme ve gelişme doğrultusu ile uyumlu olup olmadığıdır.
Türkiye’de eğitim sisteminin temel sorunu Her iktidara gelen parti, ve Partinin
Örneğin, Diyanet İşleri Başkanlığı ve din eğitimine ayrılan bütçe eğitim yatırımlarına ayrılan bütçenin tam bir buçuk katıdır.
Atatürk’ün kurduğu çağdaş eğitim sistemimiz, 1945’lerde dünya liderliğini ele geçiren emperyalist ABD’yi rahatsız eder duruma gelince 27 Aralık 1949’da Türkiye ve ABD hükümetleri arasında güya eğitim yardımı amaçlı “Eğitim Komisyonu” kuruldu.
Türkün tarihini çıkarıp yerine Yunan’ın antik tarihini koydular…
ABD’nin adı konmamış mandası olduk.
Cumhuriyet’in “ulus devlet” yapısı yerine “İçinde Türk olmayan Osmanlıcılık” getirildi.
Hafızaya kaydedilmiş ama analizi yapılamayan bilginin, yeni buluşlar yapmaya, problem çözmeye hiçbir yararı yoktur.
Sorgulamadan yoksun gençlerimiz sağcı, solcu diye ikiye bölündü; birbirlerini öldürdüler…
Her önüne gelen; tefeci, hortumcu, sabıkalı, müflis, mirasyedi vs kolej, üniversite açmaya başladılar.
Özel okullar, devlet okullarındaki başarılı öğretmenleri çekince, devlet okullarındaki eğitim kalitesi düştü. Diğer taraftan özel okullarda, müşteri gibi görülen öğrencileri memnun edelim derken disiplini yok ettiler.
28 Şubat 1997’de çok bilen, çok akıllı NATO’cu generallerimiz, irtica geliyor diyerek Köy okullarını kapattılar. Köyleri, köy çocuklarını Tarikat şeyhlerine, ABD-CIA-MOSSAD Ajanı FETÖ’nün ellerine bıraktılar.
Atatürk’ün önemle üzerinde durduğu ve bir de kitabını yazdığı geometri dersleri, ne yazık ki okullarımızda ancak 6. Sınıftan itibaren okutuluyor.
Küçük yaştan itibaren geometriyi öğrenip, özümsemeyen bir öğrenci matematiği yapabilir mi, mimar, mühendis olabilir mi, güzel sanatlarda başarılı olabilir mi? Olsa da başarısız olacağı kesindir.
“Artık okullarda ders yapılmıyor, disiplin diye bir şey kalmadı…”
Avrupada Eğitim Sistemi Nasıl: “Devlet okulları çok kaliteli, disiplinli. Özel okula giden çocuklar devlet okullarında başarılı olamayan becriksiz öğrencilerden oluşur . Özel Okula giden öğreciler de Kendilerini Özürlü gibi Hissederler İlk ve ortaokul her mahallede var. Öğrenciler okullarına yürüyerek gidip geliyorlar. Liseye giden öğrenciler de ya yürüyerek veya toplu taşıma araçları ile çok kolay bir şekilde okullarına gidip gelebiliyorlar. Ama bizde servisler içler acısı bir durum da her yıl 100 lerce lira öde dur.
Matematik dersine ilkokul 1. sınıfta,
Nerede ise Spor yapmayan öğrenci yok.
(Bizim kız, erkek çocuklarımıza da tecavüz ediliyor).”
Şimdi, bizim çocuklarımızın Avrupalı çocuklarla rekabet etme şansı ne kadar olabilir…?
Ülke olarak, ulus olarak çökmeden, eğitimde baştan aşağı yeni bir düzenleme yapmak şart, ancak neoliberal ekonomiden çıkmadan, tarikatları kenara çekmeden eğitimde düzelme mümkün değil.
EĞİTİM: Bir toplumun vicdanın da yaşayan değer hükümlerinin bütünü o toplumun Kültürüdür.
Kültürümüzü Özümüzü Tarihimizi bilerek “Mankurtlaştırılmadan”Tam Bağımsızlık kavramında düzgün Eğitimli bireyler Yetiştirmeliyiz.
Öğünen, Çalışan, Kendine Güvenen Nesiller Yetiştirmeliyiz.
Bora İZKÜBARLAS