Menü YEREL HABERLER
Mustafa KAPLAN

Mustafa KAPLAN

Tarih: 15.07.2024 14:48

HADİ GARİ..!

Facebook Twitter Linked-in

 

HADİ GARİ..! 

Yer Türkiye Büyük Millet Meclisi... 

Tam tekmil vekil dolu içi (!) Gündemde, maaşlarına yapılacak zam var...Herkeste bir heyecan bir heyecan...Meclis Başkanı oturumu açıyor. Kimsede çıt yok. İğne atsan duyulur... 

 Basit anlaşmazlıklar yüzünden  ringe çıkan boksörler gibi birbirlerine  saldıran vekillerimiz, daha önce kavga ettikleri vekil arkadaşlarlarıyla can ciğer kuzu sarması...Hepsi  biraz sonra onaylarına sunulacak zam oranına odaklanmış , bekliyorlar... 

Nihayet başkan tasarlanan zam oranınını gür sesiyle onaya sunuyor. 

"Kabul eden..? Etmeyen..? Kabul edilmiştir! " Her şey jet hızıyla oluveriyor bir anda... E tabi bu arada vatandaşa da "Oldu da bitti Maşallah " demekten başka bir seçenek kalmıyor haliyle ... 

Peki Emeklinin, İşçinin, Memurun, Asgari ücretlinin maaşları nasıl belirleniyor ve ne kadar sürede şekilleniyor dersiniz? 

Nasıl olacak, aylar sonra tabi ki...

 Adamlar belirlenen süreye kadar meraktan yerlerinden dört dönüyorlar... Açıklandı, ha açıklanacak diye... 

Nihayet aylar sonra zam oranları açıklanıyor. Herkesin yüzünde büyük bir hayal kırıklığının fiziksel yansımaları arz-ı endam ediyor ister istemez...Memnuniyetsizlikleri tavan yapmış durumda... Haklılar da ..! Herşey ateş pahası. Bir ekmek olmuş bilmem kaç para. Akaryakıt öyle. Kiralar  tam bir facia...Hal böyle olunca , Allah, fakir- fukaranın yardımcısı  olsun demekten başka çare kalmıyor... 

Sorulduğunda, enflasyon, yok deflasyon. Yok bilmem ne...Neymiş efendim tasarruf tedbirleri alınmalıymış. Herkesin biraz daha  dişini ,biraz daha kemerini  sıkması gerekiyormuş.Hay hay...Baş göz üstüne.Söz konusu vatan ise,gerisi teferruattır; ama bir şartla..! Buna katılımın her kesimde  olması gerekiyor.

 Aklıma  Nasrettin Hocanın bir fıkrası geldi. 

Merhum,adamın birine misafir oluyor. 

 Yemek zamanı sofraya sadece bir kap çorba koyan ev sahibi, çorba tabağını alıp, başlıyor  kaşıklamaya... Her kaşıkta "Oh öldüm" diyerek  çorbayı içiyormuş. Hoca bir, iki yutkunduktan sonra, birden uzanarak ; adamın elinden çorba tabağını kapıp, 

"Yahu bırak biraz da ben öleyim" demiş... 

 Nedense yıllardan beri  kemer sıkmak, sabretmek, sıkıntı çekmek , tavsiyeler dinlemek hep garip , gurebanın kaderi oldu...Şimdi birazda vekillerimiz bu ekonomik tedbirlere katkı lütfetsinler de, görelim! 

Her zaman vatandaşa bu kadar da yüklenilmez ki..! Ortada kaldırılacak bir taş varsa, herkesin elini altına koyması gerekmiyor mu !

Zayıf temeller  üzerinde bina yapmanın bir mantığı var mı sizce ? 

Ekonomik durumu dibe vurmuş yoksullar, sırtlarına yüklenen bu tedbirleri ne zamana kadar taşıyabilecekler dersiniz, yorum sizin...

Yinede her şeyin en iyisini  büyüklerimiz bilir diyerek yazımı sonlandırıyorum. 

Allah bu ülkeye, millete zeval vermesin..!


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —