Her Hayat Bir Roman 17.Bölüm
Armatörün torunu yavaş yavaş hayatın ve kahpe İstanbul’un gerçek yüzüyle yüzleşmeye başlamıştır. Hayat İstanbul da bir başka güzel bir o kadar da tuzaklarla doludur.....
Belki de birçok insanın İstanbul’da yaşayıp da sadece kulaktan duyduklarına bir bir şahit olacaktır.
Cüce kadın belki de İstanbul’un başka kapısını aralamıştır Armatörün torunu hem korkmakta hem de merak etmektedir. Araştırmacı bir kişiliğe sahiptir. Bir gün Armatörün torunu annesini ziyarete gelir apartmanda bir kalabalık giren çıkan kapı önlerinde bekleyenler merak eder annesine sorar bu kalabalığın sebebi nedir diye annesi de 'aşağıda bir hoca oturuyor ona geliyorlar' der. Armatörün torunu merak eder hoca ne iş yapıyor der kendi kendine. Annesinden ayrılır apartmandan çıkarken HOCANIN evine gider. Kapıyı çalan Armatörün torununa kapıyı bir kadın açar hoca içeride olsa gerek. HOCANIN pekte öyle cübbeli bildik tanıdık bir yüzü yoktur. Bu hoca diğer hocalardan farklıdır. Bir süre içeride bekleyen Armatörün torununun kitaplar dikkatini çeker. Duvardaki büyük kitaplık sanki kütüphanedir.
O kadar çok kitap ancak kütüphanelerde olur diye düşünür.
Hocanın işi biter 'hoş geldiniz' der.
Armatörün torunu hocaya merakımdan geldim 'siz ne hocasısınız...? ' diye sorar.
Hoca 'ben araştırmacıyım' o ara duvardaki vergi levhası dikkatini çeker. Armatörün torunu yasal hocalık diye düşünür. Hocaya doğru bakan Armatörün torunu 'hocam bu nasıl bir hocalık vergi levhanız da var tam olarak ne yapıyorsunuz' der. Hoca 'burası metafizik araştırma merkezi prapisikoloji üzerine çalışmalarımız var' der.
Metafizik belki de tanıdığı bildiği bir iştir lakin isim olarak yabancı gelmiştir. Hoca anlatır hoca anlattıkça Armatörün torunu 'hocam ben bir insana bakınca hayatında ne var ne yok söylüyorum rüyalarım gerçekleşiyor karşımdaki insanla telepati kurabiliyor' der.
Hoca bu duruma sevinir. 'Size bazı çalışmalar verelim bakalım ne kadar başarılısınız görelim' der.
Armatörün torunu için bir eğitim alanı açılmıştır ve yıllardır merak ettiği konular vardır konuyla ilgili güzel bir çalışma başlamıştır. Armatörün torunu HOCANIN seanslarına katılır derslerine çalışır ve hoca yetenekli bulduğu Armatörün torunuyla da çalışmaya başlar. Armatörün torunu hastayı görür görmez ne ile ilgili geldiğini bir kâğıda yazar ve hocaya yönlendirir. Gelenlerde şaşırmaktadır Armatörün torununa siz nereden biliyorsunuz bunları diye hayretle bakarlar.
Armatörün torunu bu Allah vergisi der. Bir gün genç bir kadınla delikanlı karıkoca gelirler Zonguldak tan gelmişlerdir. HOCANIN metini duyan yurt dışından bile gelmektedir. Hepside şifa bulup binlerce teşekkürle gitmektedirler. Bu karı kocayı görür görmez Armatörün torunu 'siz karıkoca olmamışsınız sizin düğününüzde komşunuz ayağınıza testi kırmış komşumuzun oğluna size istemişler sizde istememişsiniz testi ayağınızı kesmiş büyülüymüş testi' der demez karıkoca birbirine bakar evet bunlar oldu ve biz karıkoca olmadık derler. Siz nereden biliyorsunuz diye Armatörün torununa bakarlar. Armatörün torunu 'siz beni tanımazsınız bende sizi tanımam kardeşim Allah vergisi Allahın bana lütfü' der. Üçüncü göz çalışmaktadır. Armatörün torununun babaannesinin de olağanüstü yetenekleri varmış. Bu yetenek torununa da geçmiş. Okumuş tahsilli İran da iki yıl eğitimini almış eski gazeteci subaylıktan ayrılmış bir insandan metafiziği öğrenmek deneylere şahit olmak çok güzeldi onun için.
Metafizik artık onun için inanılmaz güzel ve görülmeyen enerji güçlerle mücadele etmek farklı bir olgu.
Armatörün torunu bir iş sahibi daha olmuştur. Metafizikle ilgili çalışmaları da ona kazanç getirmeye başlamıştır. Bir gün Armatörün torununa beklenmedik bir telefon gelir 'çocuklar otobüste karşılar alırsın' bu ses Armatörün torununun boşandığı eşine aittir.