İran Maskeli Büyük Oyun
Ortadoğu yine kan kokuyor, yine barut dumanıyla kaplı…
Haber bültenleri her gün yeni bir iddiayla çalkalanıyor:
“İran, Amerika ile iş tutanları vuruyor!”
Peki gerçekten öyle mi?
Bu anlatı ne kadar gerçeği yansıtıyor, ne kadarı ustaca kurgulanmış bir senaryonun parçası?
Devletler için dış politikada duygularla hareket etmek, çoğu zaman siyasi intiharla eşdeğerdir. İran gibi köklü bir devlet geleneğine sahip bir ülkenin; karşısında Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail gibi iki büyük askerî güç dururken, durup dururken her yöne saldırarak kendisine yeni düşmanlar üretmesi aklın sınırlarını zorlayan bir tablo ortaya koyuyor.
İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:
İran gerçekten böyle irrasyonel bir politika mı izliyor, yoksa bize gösterilen sahne farklı, kuliste oynanan oyun bambaşka mı?
Hedef Tahtasındaki İran mı, Yoksa Bölge mi?
Ortadoğu’daki gelişmeleri yalnızca “İran’ın saldırganlığı” penceresinden okumak, büyük resmi kaçırmak demektir. Belki de asıl mesele İran’ın ne yaptığı değil; İran üzerinden hangi stratejinin inşa edilmeye çalışıldığıdır.
Siyaset literatüründe “Sahte Bayrak” (False Flag) adı verilen bir yöntem vardır:
Bir eylemi başkasının üzerine yıkarak algıyı yönlendirmek ve hedefi yanıltmak.
Şu soruyu sormak gerekir:
Acaba bazı güç odakları, bölge ülkelerini kendi saflarına çekebilmek için “İran tehdidi” adlı bir korku hikâyesini mi büyütüyor?
Amerika ve İsrail ekseninin, yeni müttefikler kazanmak ve Ortadoğu’yu kendi belirledikleri savaş denklemine sürüklemek için İran maskesiyle taşeron hamleler kullanıp kullanmadığını sorgulamak; komploculuk değil, stratejik bir zorunluluktur.
Kimin İşine Yarıyor?
Siyasetin en temel sorusu şudur:
Bir olaydan kim kazançlı çıkıyor?
Eğer İran gerçekten her yere saldırıyorsa, bunun sonucu açık olur:
Bölgede yalnızlaşır, meşruiyetini kaybeder ve uluslararası baskı çemberine daha fazla hapsolur.
Fakat öte yandan “Saldırgan İran” imajı, Batılı güçlerin bölgeye daha fazla askerî ve siyasi müdahalede bulunması için son derece kullanışlı bir gerekçe sunar.
Ortadoğu’nun karanlık tarihine bakıldığında, kendi yazdıkları savaş senaryolarında rol dağıtan güçlerin; gerektiğinde maskeler, taşeronlar ve gölge aktörler kullandığı sayısız örnek vardır.
Bugün yapılması gereken şey, servis edilen her haberi olduğu gibi kabul etmek değil; o haberlerin arka planını ve mutfağını sorgulamaktır.
İran’ın “Amerika ile iş tutanları vurduğu” yönündeki anlatı, belki de İran’ı kuşatmak için hazırlanmış daha büyük bir stratejinin sadece manşetidir.
Unutulmamalıdır ki Ortadoğu’daki satranç tahtası yalnızca siyah ve beyaz taşlardan oluşmaz.
O tahtada gri alanlar, görünmeyen hamleler ve gölge oyuncular her zaman vardır.