Sabiha Rana
Tarih: 16.02.2015 10:04
Kadın + Erkek = Aşk ve Mutluluk
Aşka mı hayata mı yoksa bu günlük yaşam koşuşturması içinde kendinize mi aşıksınız? Hayatta yaşarken yetişkin bireyler olmaya başladığımızda değişik düşüncelerimizle karşı karşıya geliriz.. Bu çok doğaldır.. Bazen bu buluşmalar hiç sarmaz bizi. Nedense mutlu olamayız. Bir taraftan kabuğumuza çekilmek, diğer yandan da ''o biri'' bir gelse de içimizden bizi bir çıkarsa diye bekleriz..
Duygusal açlığımla savaştığım zamanlardan öğrendiğim tek şey, aslında içimizdeki kendimizin, duygusal ve hassas bir ruha aşık olduğumuzu, onu bulamadığımızı ve çok acı çektiğimizi aslında onu bulduğumuzda bir tek onu sevip korumak istediğimizi ve onu korurken de onun tarafından sevilip korunup sahiplenilmek ve öylece birlikte yol alıp yaşamak istediğimizi gösterir..
Hiç düşündük mü?
''Ruh eşi'' dedikleri o mucize beklentinin ''çok sessiz ve utangaç'' biri olduğunu ve bir tek onu beklediğimizi fakat bizimde bir şeyleri dürtmemiz gerektiğini hiç aklımıza getirdik mi? Hayatın acımasızlığının yanında öğrenilen şeylerden biri nedir diye sorduğumuzda, ben ''SABIR'' diyorum!
Sabırda büyük kehanetlerin ve güzelliklerin yuvalandığından hep emin oldum. Hele de çaresiz acılar ve umutsuzluklar arenasında dövüşüyorsak tek ihtiyacımız olan şeyin, peygamber sabrı olduğunu, çünkü; bu paha biçilmez öğretiyi kalbimiz ve beynimizle birlikte birinci sıraya almadığımız müddetçe de kaybetmeye çoktan hazır olduğumuzu...
İşte acı olan budur. Bunu yenmek içinde sabrın bizlere çok şey öğrettiğini ve sabır ettiğimizde çok şey kazanacağımızı hiç unutmayalım...
Düşünsenize hep birlikte sabır ettiğimizi.. Bunca savaşlar ve karmaşa olur muydu? Ya da yaşarken geçen boşuna zaman ve yok olup giden hayatlar son bulur muydu? Peki biz birbirimizin karşısına çıkar mıydık?
Bugün o gün. Geliniz hep birlikte o görünmeyen ama sımsıkı tutunup bağlı kalacağımız sadece insan sevgisiyle dolduracağımız ve bir tek güneş ışığının sızabildiği o yüreklerimize, o yüce güce, bugün yeniden aşık olalım mı? Ve hep bu merkezden bağlanalım mı birbirimize? Kim bilir? Tanrı'da ne çok sevinir ve sevaplar bu halimizi..
Gördünüz mü? Hepimiz birinci sıradayız.. Böylece tutku dolu düşüncelerimizi sevinçli beklentilere dönüştürebiliriz.. Sonra mı? Hayattan ve birbirimizden talep edeceğimiz her şey, mutlaka ama mutlaka sırasıyla bize de gelecektir..
Rolümüzün tek markası var. Oda ''Sabır'' bu markayı asla atlamadan, isteklerimizin ülkesine doğru ilk adımı atmış olalım.. Ama! En önce sağımızdaki solumuzdaki önümüzdeki ve arkamızdaki bize en yakın olan o kişileri, gitmek istedikleri o ülkeye doğru, onlarla birlikte yol alarak ve onları hiç yalnız bırakmayarak sağlık ve huzur içinde arzu ettikleri o mekanlara öyle emanet etmeliyiz Kİ bizler de çok daha rahat varalım sonra gideceğimiz o cennete..
İşte o gün, bir adım ötemizdeki ülkemizde sadece bizim içimizdeki evimizde inanıyorum ki ''O'' hep bizi bekliyor olacak.. Koşmak, koşmak, koşmak için, yaşlanmayı horlamamak gerek.
Artık ruhunuzun ülkesindeki evinizdesiniz. Ne güzel.. Bu mekanda önce kendinize dürüstsünüz sonra da o evi paylaştığınız kişiye.. Farkında mısınız? Bu dünyada bir tek siz, kral ve kraliçesiniz ve bir tek siz, hayatınızı pespembe yapabilirsiniz.. Unutur muyum? Bir de prens ve prensesleriniz...
Ben Sabiha Rana melekler yüreğinizden öpsün... :)
Tüm hakları http://blog.milliyet.com.tr/sabiharana saklıdır.
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —