Kibir Bir Kişilik Bozukluğudur
Kibir gerçekten de ruhun en derin yaralarından biri ve Kur'an-ı Kerim'de en sert şekilde kınanan, en çok örnek verilen hallerden biridir. Şeytanın ilk ve en büyük günahı olarak karşımıza çıkan bu illet, aynı zamanda birçok kavmin helak sebebi olarak zikredilir. Kibir; kendini büyük görme, hakikati kabul etmeme, insanları küçümseme ve Allah'ın emrine karşı büyüklük taslama olarak tarif edilir. Peygamber Efendimiz bir hadisinde bunu çok net ifade buyurur: Kibir; hakkı reddetmek ve insanları küçük görmektir. Ve en çarpıcı uyarı da şudur: Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez.
Kur'an, kibrin hem bireysel hem toplumsal sonuçlarını çok farklı ayetlerde resmeder. Kibrin kökenine baktığımızda karşımıza trajik İblis kıssası çıkar. Meleklere Hz. Adem'e secde etmeleri emredildiğinde, İblis büyüklük taslayarak kafirlerden oldu. O, kuru bir çamurdan yarattığın bir insana secde edecek değilim diyerek yaratılış farkını bahane edip emre karşı çıktı. Bu, kibrin en saf hali olan ben ondan üstünüm iddiasıdır ve bu iddia onu ebedi lanete sürüklemiştir.
Yeryüzünde kibirle yürümek de bizlere yasaklanmıştır. İnsanlara doğrudan hitap eden o meşhur ayette buyurulduğu gibi; yeryüzünde kibirlenerek yürüme! Çünkü sen ne yeri yarabilirsin ne de dağlara boyca ulaşabilirsin. Rabbimiz, kibirlenip övünen hiçbir kimseyi sevmez. Bu ayetler, kibrin en görünür tezahürü olan çalımlı yürümeyi, böbürlenmeyi ve kendini beğenmiş bakışları doğrudan hedef alır. İnsan bedeninin acziyeti hatırlatılır; toprağı delip geçemezsin, dağlara uzanamazsın; o halde neyin kibrine kapılıyorsun?
Birçok kavmin peygamberleri yalanlamasının ve hakkı reddetmesinin altında da yine bu kibir yatıyordu. Firavun ve ileri gelenleri hakkı kibirlerine yediremediler, zaten onlar kendilerini üstün gören zalimlerdi. Rabbimiz, yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerinden uzaklaştıracağını beyan eder. Kibir, maalesef gözü kör eden bir perdedir. Kur'an kibirlinin sonunu da net bildirir: Ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklük taslayanlar için göğün kapıları açılmaz ve deve iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremezler. Cehennemin kapılarından girerken bile onlara, kibirlenenlerin yeri ne kötüdür denilecektir.
Son söz olarak diyebiliriz ki kibrin tedavisi tevazudur. Peygamber Efendimiz, kim Allah için tevazu gösterirse Allah onu yükseltir buyurur. En yüce mertebedeki zat olan Resulullah'ın kendisi bile, ben bir kulum, kul gibi yerim, kul gibi içerim derdi. Kibir insanı Allah’tan ve insanlardan koparırken, tevazu kalbi Allah’a yaklaştırır ve insanları birbirine bağlar.
Mustafa Kaplan, Kibir nedir, Kibrin zararları, İslamda kibir ve tevazu, Mustafa Kaplan yazıları, Kuranda kibir ayetleri, Kendini beğenmişlik, Şeytanın kibri, Manevi hastalıklar, Kibir ve insan psikolojisi, Tevazu sahibi olmak,