Menü YEREL HABERLER
Zekeriya ŞAHİN

Zekeriya ŞAHİN

Tarih: 07.03.2026 17:39

Kuran Bülbülü Cennete Kanat Çırptı

Facebook Twitter Linked-in

Kuran Bülbülü Cennete Kanat Çırptı

1950’li yıllarda eniştem merhum Hafız Recep ve merhum eşi halam Hafız Safiye, Samsun’un Vezirköprü ilçesi Tatarkale köyündeki evlerini yatılı bir Kur’an mektebine dönüştürdüler.

Burada öncelikle eş dost ve akraba çocuklarına, sonra da köyün kız ve erkek tüm çocuklarına Kur’an okumayı ve temel dini bilgileri öğrettiler.

Sonraları çevre köylerden de talebeleri oldu halam ve eniştemin.

Zekâ düzeyi iyi olanları ise hafızlığa başlattılar.

Hafızlıkta hoca ve talebenin aynı mekânda olması gerekiyordu.

Merhum halam ve eşi, uzaktan gelen talebelerini yemek, içmek ve barınmak dâhil her türlü ihtiyaçları kendilerine ait olmak üzere 60 metrekarelik o küçücük evlerine yatılı talebe olarak kabul ettiler.

Bila ücret ve sadece Allah rızası için.

Bazı hafızların anne babaları katkı için bir miktar para vermek istediklerinde ise halam ve eşinin onlara cevabı çok netti.

“Biz yaptığımız bu hizmetin ecrini sadece Allah’tan isteriz.”

Meselenin daha iyi anlaşılması için o 60 metrekarelik evin içine şöyle bir bakalım.

Ev ahşap bir evdi.

Küçücük bir salonu vardı.

Hafızlar burada okur, burada yatardık.

Eğer eve yatılı misafir gelirse onlar da bizimle birlikte bu odada kalırlardı.

Bir de küçük bir mutfağımız vardı.

Yemek burada pişerdi.

Ekmek günlük olarak buradaki kuzinede yapılırdı.

Burası aynı zamanda halam ve eniştemin yatak odasıydı.

Bunun dışında günümüz evlerinin banyosu büyüklüğünde küçücük bir odası daha vardı o medrese evinin.

Bu küçük odada ise halamın bakıma muhtaç kayınvalidesi ve üç kızı birlikte yatarlardı.

Bu evde halamın ailesinden toplam sekiz kişi ve dışarıdan ben dâhil hafızlık için gelen üç erkek çocuk olmak üzere toplam on bir kişi birlikte yaşıyorduk.

Halacığım kendi çocukları için bir anne, kayınvalidesi için bir gelin, eşi için bir ev hanımıydı.

Biz talebeleri için ise hem bir anne hem de hocamızdı.

Ayrıca ahırında üç beş adet hayvan, kümeste otuz kırk kadar kanatlı hayvan bulunurdu.

Bağ ve bahçe işleri de vardı.

Bütün bu işlerin sorumluluğu halamın omuzlarındaydı.

Medrese-i Safiye’de hayat sabah namazından sonra erkenden başlardı.

Halam bir taraftan günlük işlerini yaparken diğer taraftan da bizim derslerimizi dinlerdi.

Hamur yoğururken…

Ekmek pişirirken…

Yemek yaparken…

Çeşmeden su taşırken…

Tavukları yemlerken…

Dere kıyısında topaçla çamaşır yıkarken…

Bağda bahçede çalışırken…

Bir yandan da bizim derslerimizi dinlerdi merhume.

Öyle kuvvetli bir hafızdı ki halam.

Dersimiz ne kadar çok olursa olsun…

50 sayfa…

100 sayfa…

200 sayfa…

Hatta daha fazla olsa bile yine de bizi hep ezberinden takip ederdi.

Hafızlığım süresince halamın bizi Kur’an-ı Kerim’e bakarak dinlediğine hiçbir zaman şahit olmadım.

Halacığım hacca gittiğinde yaşı ve hastalığı gereği sadece farz olan tavafları yapabilmişti.

Fazladan tavaf yapamamıştı merhume.

Bu eksikliğini ise Kâbe’yi net gören bir yerde oturarak Kâbe’yi seyredip ezberinden tam beş hatim okuyarak tamamlamaya çalışmıştı.

Bütün bu halleriyle halam sanki canlı yürüyen bir Kur’an gibiydi.

Hayatı hep Kur’an okumak, Kur’an okutmak ve hafız yetiştirmekle geçti halamın ve eniştemin.

Peygamber Efendimiz bir hadisinde şöyle buyurur.

“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz o şekilde dirilirsiniz.”

Halamın bu fani dünyadan ahiret âlemine göçü de işte tam böyle oldu.

Yıl 2013…

Halam evindeki odasında akşam namazını kıldı.

Yanında misafir olan bir teyzemiz de vardı.

Namazını kıldıktan sonra tesbihatını yaptı.

Sonra seccadesinin üzerinden kalkmadan uzanarak yakınındaki sobaya bir parça odun attı.

O esnada sol göğsünde şiddetli bir ağrı hissetti.

Yanındaki misafir teyzeye dönerek şöyle dedi.

“Daha önce hiç böyle bir ağrı hissetmedim. Bu ağrı ölüm ağrısıdır. Ben ölüyorum. Hakkınızı helal edin.”

Ardından kelime-i şehadet getirerek şöyle dedi.

“Eşhedü en la ilahe illallah…”

Ve ardından seccadesinin üzerinde yığılıp kaldı.

Ruhunu Hakk’a teslim etti.

Biz inanıyoruz ki halacığım seccadesinin üzerinden kanat çırparak cennet âlemine uçtu.

Peygamber Efendimiz buyuruyor ki,

“Her ölüm bir vaizdir, bir nasihattır.”

Halamın ölümü de bizler için böyle bir nasihat olmalıdır.

Allah halam ile birlikte tüm geçmişlerimize rahmet eylesin.

Mekânları cennet olsun.

Bizim sonumuz da onlar gibi olsun inşallah.

İmanla…

Kur’an’la…

Kelime-i şehadetle…

Fi emanillah.

Yazar: Zekeriya Şahin

Anahtar kelimeler: Zekeriya Şahin kimdir, Kur’an hizmeti nasıl yapılır, hafız yetiştiren aile kimdir, Samsun Vezirköprü Tatarkale köyü nerede, Hafız Safiye kimdir, Kur’an öğretmek neden önemlidir, hafızlık eğitimi nasıl yapılır, Kur’an mektebi nedir, Allah rızası için hizmet ne demek, hafızlık eğitimi nasıl olur, Kur’an hizmeti yapan alimler kimdir


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —