Miras Ve Zekat
Zekat konusunda ve miras konusunda sınıfta kalmış bir millet durumundayız! Dikkat buyurursanız, her ikisi de parayla ilgili!
Az sayıda zekat verenimiz bile, nasıl yapsak ta vermenin suyunu çıkarıp dilenciye verir gibi az bir şey verip bu sorumluluktan kurtarsak derdinde!
Paralı iş olan, her türlü verme konusunda, sicilimiz iyi değil vesselam!

Oysa ne kadar önemli olmalı ki; İlk dönemde Ridde savaşlarını bile Hz. Ebubekir bunun için yapmıştı!
Bir düşünün ki devlet reisi; -Allahın emri olan ve fakirin, zenginin malı üzerindeki hakkı olan zekat için, neden ödemiyorsunuz? diye savaş açıyor!
Yani demek istiyor ki; - Hem müslümanız diyeceksiniz, hem de zekat vermeyeceksiniz öyle yağma yok! Deyip üzerlerine yürüyor!
Hz Ömer halife olunca bu savaşı sürdürmemiştir, zengin müslümanları zekatlarını verip vermeme konusunda özgür bırakılmıştır! Ben burada Hz. Ebubekire katıldığımı beyan etmek istiyorum.
Allah zenginlere; -Mallarınız üzerinde fakirlerin hakkı vardır. Diyecek!
Zenginler bunu vermeyecek, kırk dereden su getirecek, istismar edecek, onu çıkaracak bunu düşecek, vergiden sayacak, yorum getirecek! Vs.
İslamiyetin bu mühim ameli olan zekat konusu, zengin müslümanlar için Allah'ın kitapta bildirdiği en önemli emridir, verilmeyen zekatlar, hayatın ve geçimin tıkanmasına sebebiyet vermektedir! Ayrıca servet düşmanlığı fikri oluşturarak yanlış akımlar doğurmakta ve toplumu bozmaktadır.
Zekat paradır!
Miras ta paradır!
Zekatta olan ilgisizlik ile miras bölüşümündeki haksızlık, kanayan sosyal iki yara olup hayatı çekilmez kılmak ta ve millette huzur bırakmamakta dır!
İşin içine para girince her ne hikmetse, işler değişiyor! Maneviyat gidiyor, kardeşlik bitiyor, hasımlık başlıyor, aşağı doğru nesillere kötü intikal ediyor, asayiş bozuluyor!
Mirasın konusu olan mal üzerinde, kardeşlerin eşit hakları olmasına rağmen, medenice ve adil olarak birbirlerinin haklarını gözeterek pay etmenin, anlaşarak ve uzlaşarak bölüşmenin yerine, maalesef uzun süren mahkemeler konularak, bitmeyen ve dinmeyen bir husumeti de başlatmış oluyorlar!
Tamamen teknik bir konudan ibaret olan bu miras mevzusu, neden mahkemeleri ilgilendirdiği ve boşa meşgul ettiğini ve anlaşılır bir şey olmadığını bu vesile ile söylemek istiyorum!
Mahallinde kur bir komisyon, problemi böylelikle hallet olsun bitsin! Ama inanıyorum ki sistem problemin bitmesini değil sürmesini istiyor! insanlar birbirleriyle uğraşsın ki rejime ve bozuk sisteme bir halel gelmesin! diyor.
T.C Mahkemelerinin dolaplarının yarısından fazlası miras dosyalarıyla doludur, bu istatistik kırmızı alarımlık bir durum olmasına rağmen, hükümetlerin bile bu sosyal yaraya neşter vurmamaları, bu yarayı tedavi etmemeleri anlaşılır bir şey değildir!
Mirasçılar, nasıl yapsakta kandırsak, dalavere yapsak, veya kızları saymasak, İhtiyaç sahibi de olsa kardeşine ekstradan para vermeyi yardım etmeyi bırakın, miras hakkını bile vermeye razı olmadıklarından işler uzuyor, dolayısıyla adalet te, bu konuda çok seneler sonra geç geliyor, hazin ve vahim olaylara sebebiyet kaçınılmaz oluyor!
Sorsan herkes, ölüm hak, miras helal diyor ama! Bunun nasıl bir helal olduğunu, ne kadar zor, zahmetli ve belalı bir şey olduğunu tahmin edemiyor, edenlerde karışmıyor, özellikle tuzları kurular seyirde kalıyor, olan kıvranan ve sıkıntıda olan kardeşlere oluyor, haklarına ulaşamıyor, hayata da kardeşlerine de, sisteme de kahrediyor ve konu dönüp dolaşıp düşmanlığa evriliyor!
Sebep paradır! Gözü kör olsun diyeceğim ama fakirlik onunla bitiyor, ev onunla alınıyor, huzur onunla geliyor, sağlık onunla şifa buluyor, kira onunla ödeniyor, çocukların beslenme çantaları onunla doluyor vs.
Bunu bilmelerine rağmen, tuzları kuru varisler umreden de geri kalmıyorlar, namazdan da geri kalmıyorlar! Tuhaf olan, bu iki zıt fiilleri yüreklerinde nasıl yaşattıkları ve başlarını yastıklarına koyduklarında nasıl uyuyor olabildikleri dir!
İşte bahse konu edeceğimiz özetle bu "Para" meselesinde Nihat hoca diyor ki;
Her yıl malının kırkta birini fakire fukaraya vereceksin, bu islamın bir emridir ve adı zekattır!
Yahu öyle adamlar var ki, canını iste para isteme! Ama kitap öyle yazıyor! bunu vermemenin yolu ya deli olacaksın, ya ergen çocuk, yada gayrimüslim! Bu üçün biriysen ancak bu zekat verme emrinden muaf olabilirsin, değilsen mecbursun!
Nihat hoca bunun şartını sıralayarak, amma diyor; -ihtiyacınız olan evinizin, yazlığınızın, arabanızın, kullandığınız eşyanızın, telefonunuzun, saatinizin vs. bunların zekatını vermek düşmez! Çünkü bunlar ihtiyaçtır, bunların fazlası varsa vereceksiniz! Diyor.
İşte burada Mehmet Okuyan Hoca, Nihat hocadan ayrılıyor!
İkisi de profesör ama o böyle düşünmüyor!
Mehmet Hoca diyor ki; -Arkadaş, evin malın değil mi? Araba, saat, telefon vs. malın değil mi? Eğer malım diyorsan vereceksin!
Kitap böyle diyor buyurun bakın, siz bu kitabı nasıl ve neresinden okuyorsunuz? Diyor.
Evet ev var ama baraka, kerpiç, ahşap. Ev var ama şato, villa, saray.
Saat var ama zencilerin sattığı tel maşa. Saat var bir milyonluk isviçre malı.
Araç var ama murat serçe, şahin, reno binek. Araç var Mersedes, porşe vs.
Hem bunlar malın değil mi? Hem eşit mi? Diyor!
Burada da Mehmet hoca haklı, ona katıldığımı beyan ediyorum!
Sen ey diyanet, gündelikçi bir kadının karagün için çalışıp çabalayarak koluna taktığı üç dört bileziğe gözünü dik, nisap haddi 82 gramı geçti de, tutarının kırkta birini zekat olarak vermek düşer diye fetva ver, zenginin ise 5 değil beş bin bilezik alacak menkulü, gayrimenkulleri için bir şey deme..!
Bir zihniyet devriminin şart olduğu ülkemizde, bir zihniyet yenileme seferberliğini, iktidarıyla muhalefetiyle derhal ve behemahal başlatmalıyız!
Çünkü ne inancımızı inanç gibi,
Ne insanlığımızı insanlık gibi,
Ne de ahlakımızı ahlak gibi yaşamıyoruz!
Bu böyle gitmez ve gitmiyor!
Bunun bedelini de asayişsizlik, kaos, fakirlik, ahlaksızlık ve Adaletsizlik olarak zaten ödedik ve ödüyoruz.
Yeter gayri…
Yazar: Mehmet Erdil
Anahtar: Zekât nedir, miras nasıl paylaşılmalı, zekât vermek farz mı, mirasta adalet nasıl sağlanır, İslam’da zekâtın önemi nedir, Mehmet Erdil kimdir, mehmet erdil yazıları,