Menü YEREL HABERLER
M.Mustafa Karayün

M.Mustafa Karayün

Tarih: 18.11.2011 13:27

SOĞUK

Facebook Twitter Linked-in

Soğuğunu severim havanın, kirli yüzleri örter keskin rüzgarı. Havanın soğuğunu severim, çünkü soğuk olursa hava daha bir samimi olur sevmeler. Sıkı sıkı sarılır kıs sevgilisinin koluna. Soğuk olursa hava kat kat sarılır insan kendi kabuğuna. Daha iyi anlarım kaplumbağaları. Soğuk vurdukça üşüyen ayaklarımı ısıtma çabamı severim ben soğuk  gecelerde. -35 derecede üşüyen ayaklarımı ısıtma çabalarım gelir aklıma, Van’a giderim ansızın, tepinmenin kar etmediği ayazlarda donan ayaklarımı nefesiyle ısıtan bir komutan gelir gözlerimin önüne.
                Hava soğuk olursa bir odada toplanmanın keyfini yaşarım, bir güzinenin başına üşüşen dostların ortasında kestane kokusunu, fırındaki patatesin cızırtısını dinlemek isterim sabahlara dek.  Rüzgar vurduğunda, ısınmak için bir olur ellerim bedenimle. Yazın sıcağında bedenini örtmek için uğraşmak zorunda kalmaz, ahiretini düşünen bacım. Sıcak günlerdeki gibi saklamaya çalışmaz engelini, ruhu engelsiz kardeşim.
                Hava soğuyunca kıymetini daha iyi bilirim ılık ilk bahar günlerinin. Mesela her yerde mini etekleri görmek zorunda kalmam beyaz örtü düştüğünde. Havanın derecesi düştükçe, tecavüz haberlerininde sayısı düşer. Tahrik eden şeytanın pençesinden kurtulur binler. Tecavüz edenin ahlaksızlığından şüphe duymadığım gibi, aşırı derecede tahrik unsuru barındıranlarıda hoş görmem. Yerini zamanını bilirse herkes giyinmenin, ozaman tacizci ahlaksızların işleri kesat gider bana göre. Sadece minicik etek giyenler değil, daracık elbiseleriyle başı kapalı geçinenlerde dahildir sözlerime.
                Allah c.c.’un rahmeti ne zaman düşse yeryüzüne, duygusal olurum. İmkansız sevmeler gelir aklıma, bembeyaz gelinliğiyle, kavuşamadığı aşkına ağlayan kızın burukluğu düşer içime. Sevdiğini ailesinin karşısına çıkarmadığı için başka elleri tutan gencin çaresizliği sarar ellerimi. Ne zaman yağmur yağsa, rüzgarın uğultusunu arar kulaklarım. Sıcak odasında otururken, üşüyenleri hiç hesaba katmayan büyüklerimi anarım rahmetle.
                Ne zaman ayaz vursa koca şehre, boğazın azgın suları çarpar ruhuma. Ellerimin soğuğuna hakim olamam. Nedense kışlar daha samimi gelir bana. Akşam olunca soğuk bedenini evine atmak için can atan babalar görürüm sokaklarda. Acaba evladım üşüyormu korkusuyla, aceleyle annesine bıraktığı çocuğunu almaya koşan iş kadınları bilirim.
Kış gecelerinde daha bir farklı kokar sabaha karşı ekmek fırınları. Fırın demişken, fırıncılar da daha çok sever kışı. İnşaat işçilerinin kabusudur belki kış ama acımasız kalfaların pençesinden kurtulup, aylardır tuğla kaldıran, demir bağlayan, kalıp çakan bedenini dinlendirme fırsatını bulur onlarda.
                Ben daha çok severim kışı, daha sıkı sarılırım hayat arkadaşıma, gecenin ayazında.

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —